Yaşadığımız coğrafya kaderimizdir. Bizim coğrafyamız, Büyük Menderes Nehri'nin şekillendirdiği ve üzerinde çok sayıda medeniyetin kurulduğu bu topraklardır. Orada doğar, o topraklar sayesinde yaşamımızı sürdürürüz. İşte bu coğrafyanın bize verdikleri için bir şekilde az veya çok şükrederiz. İşte yaşadığı coğrafyadan duyduğu mutluluğu o coğrafyaya katkı yapmak için harcayan, bu uğurda gece gündüz emek ve fikir harcayan insanlardan birisi de Harbi Lezzet Tostçu Cengiz Çelik'tir.

de3097ef-1f49-4cfe-a75b-87900b207f0c

Cengiz Çelik uzun yıllar gıda firmalarında çalıştıktan sonra emekli olmuş, çok sevdiği bu topraklarda yaşamını sürdürmeye devam ederek ilimizin gönüllü turizm elçisi olmuştur. Yaklaşık on yıldır Gümrükönü Çarşısında yer alan işyerinde aperatif yiyecekler üzerinde çalışıyor.

Harbi Lezzet olarak belirlediği iş yerinde başta "Harbi tost" olmaz üzere çok sayıda marka oluşturmuştur. Yemek kültürünün gelişmediği Aydın gastronomisinin hak ettiği yere gelebilmesi için gecesini gündüzüne katan Cengiz Çelik son olarak Kuşadası’nda bulunan Gençlik Kampında ülkemizin tüm illerinden gelen yaklaşık iki yüz kişiye kendine özel "Bazlama tost" ikram ederek ilimizin yemek kültürünün tanıtımına büyük katkı yapmıştır.

Sadece bazlama tost değil elbette, başta yöreye özgü çökelek olmak üzere çok sayıda yöresel ürünü yaptığı tostlara katarak önemli bir inovasyon çalışması gerçekleştirmektedir. Özellikle yaptığı tostlara ilgili çekmiş olduğu reklam filmleri, kabak tatlısı, kar helvası gibi yemek kültürümüze değer katan ürünlerle ilgili reklam amaçlı çalışmalar yöre gastronomisinin tanıtımına önemli katkılar sunmaktadır. Ayrıca çeşitli gazetelerde gastronomi içerikli yazılarda yöresel yemek kültürünün gelişimine ve tanıtımına önemli katkılar sunmaktadır. Aydın gastronomisinin tanıtımına katkı yapması gereken birçok kurum ve kişinin kılını kıpırdamadan kulak üzerine yattığı ilimizde Cengiz Çelik alkışı sonuna kadar hak etmektedir.

Bu kadar mı? Elbette değil. Harbi tostçu Cengiz Gaziantep, Adana, Afyon, İzmir gibi ülkemizin değişik yörelerinde yapılan gastronomi festivallerine kendi gayreti ile katılmakta, gittiği yerlerde ilimizin önemli lezzetlerini tanıtmaktadır. Ayrıca ilimizin değişik ilçelerinde yapılan festivallerine katılmakta, burada yapılan çalışmalara elinden geldiğince destek olmaktadır. İlimizde hazırlanan Aydın gastronomisi gibi değerli çalışmalara destek ve katkı vermiş, vermeye devam edecektir.

Sonuç olarak, Aydın önemli bir turizm merkezi ve aynı zamanda kestane, İncir, zeytin, enginar gibi çok önemli tarımsal ürünlere sahiptir. Ayrıca önemli mega kentler ile önemli turizm merkezleri arasında geçiş noktasıdır. Her türlü ulaşım kolay ve iklim şartları çok uygundur. Neredeyse tüm şartlar uygun olmasına rağmen yemek kültürü konusunda oldukça geride kalmıştır. Sanayi ve ticaretin yeterince gelişmediği ilimizde Gastronomi ile yeni iş alanları ve gelir kaynakları elde edilebilecek iken ne yazık ki gerekli adımlar atılmamakta ve ilgili kurumlar bir araya gelip çözüm üretememektedir. Durum böyle olunca Cengiz Çelik gibi gönüllü turizm elçileri kendilerini parçalasalar bile gerekli ivmeyi yakalayamıyor. Aslında olması gerekenleri ilgili tüm kişi ve kurumlar biliyorken üstlerine düşenleri tam anlamı yapmıyorlar.

Görünen köy kılavuz istemez. Bakın Gaziantep, Adana, Hatay, Afyon gibi iller bu konuda neler yapmış? Kimler kimlerle bir araya gelip emek vermiş? Bun çalışmaları elbette biz de yapabiliriz. Konu ile ilgili çalışan üniversitemiz ve değerli hocaları var, emek vermek isteyen kültür müdürlüğümüz var, yöresel ürünleri geliştirmek isteyen belediyelerimiz var, üyelerine yeni iş ve gelir kaynakları oluşturmak için çalışan odalarımız ve borsalarımız var. Var oğlu var, olmayan işbirliği ve sinerji, bunu da mütevazi düşünerek, mütevazi davranarak, fikirler saygı duyarak ve biz anlayışı ile çalışarak başarabiliriz. Yoksa aynı hamam, aynı tas devam ederiz. Cengiz Çelik gibi yaşadığı topraklar değer vermek isteyenler ise kendilerini bu uğurda yıpratmaktan öteye gidemezler. Hadi bir iyilik yapın, Cengiz Çelik gibi memleket sevdalılarını dinleyin.

"Girişimciliğin sadece yüzde 5’i büyük fikir, iş modeli ve strateji oluşturmaktadır. Geri kalan yüzde 95 inovasyon muhasebesiyle ölçülen cesur işlerdir." (Eric Ries)