Günümüzde o günlerin milletvekilleri ve bürokratlarının yerlerinde yeller esiyor ama günümüze kadar gelen, komplekslerin, korkaklıkların bedelini Aydın insanı ödüyor.
Bir önceki haftaki “Efeler Adnan Menderes Stadı’nın Utanç Verici Hali”(06 Haziran) yazım üzerine spor camiasından bir dostum aradı ve özetle:
“Sizin deyiminizle Şehir Stadı’nın utanç verici bu halinden tek sorumlu siyasetçiler mi, Aydın Gençlik ve Spor Müdürlüğünün yani bürokratların hiç mi payı yok,” dedi.
Doğru... Çünkü müdürler bu koltuklara kendiliklerinden gelip oturmadılar. Ayrıca o yerler,mahkeme kadıya mülk değildir,hesabı özel mülkleri de değildir..
Eğer bir müdür adayı ister bilgileri dahilinde ister yabancı olsun bakanlık yetkilileri bölge iktidar milletvekillerini nezaketen bilgilendirir.
Çünkü bu tür il müdürü düzeyindeki atamalar bakan, yüksek bürokrat benzeri bir devlet yetkilisinin re’sen ataması da olsa genelde bölge milletvekillerinin onayıyla gerçekleşir.
İktidar milletvekilleri aralarında anlaşamazlarsa bakanlıklar doğrudan atama yoluna giderler ki,bu tür görevlendirmeler kendilerini bir bölgeye ilişkin sıkıntıdan kurtaracağı için bakanlar takdirle karşılarlar.
İşte Aydın bakanların bu takdirini kazanan illerin başında gelir. Çünkü siyasetçileri yarın seçimlerde kendi ayaklarına batacak bir budak sivriltmek istemezler.
Onun için, istisnaları dışında, kendi memleketinde ele geçiremediği müdürlüğü veya siyasete basamak fırsatını Aydın’da arayanlarla yerlilerden koltuğu dolduramayan- davul kendi boynunda tokmağı başkalarının elinde il müdürlerinin istihdam edildiği yerdir.
Eğer müdür dirayetli değilse işin doğası gereği onun bıraktığı boşluğu dolduran bir alt görevli çıkar ki,o kurum ne verimli olabilir ne de çalışanlar huzurlu bir gün geçirebilir.
Aydın halkının sessizliğinden beslenen bu zihniyet gelenek haline geldi.
İki yıl önce yıkılan Adnan Menderes Stadı halkın hizmetine açılamadıysa, Efeler’de küçük/ büyük insanların yararlanabileceği yeterli yüzme havuzu yoksa bir nedeni de budur.
Çünkü ehliyet ve liyakat sahibi il müdürleri bölgelerindeki yatırımları planlamak ve temeli atılanları takip ederek aksayan yönlerine ilişkin bakanlığı bilgilendirmekle görevlidirler.

(Efeler’de yapılamayan Yarı Olimpik Yüzme Havuzu Görseli insanın içini acıtıyor)
Yoksa Ankara’da bu işleri il müdürleri takip etmezlerse, bölgeler Aydın gibi ilgilenecek baskı grupları, lobilerden de yoksunsa ya yatırımlardan mahrum kalırlar ya stat gibi yapımı aksar.
Bir de denmiyor mu, Aydın’da liglerde oynayacak takım mı var da stat isteniyor, tam da utanılması gereken bir cehalet... Gençler futbol oynayacak saha bulamazlarsa futbolcu yerden mi bitecek, gökten mi inecek?
Aydın’ın liglerde oynayacak kulübü yoksa bu ilk önce Aydın Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’nun, ikinci olarak da kazancını Aydın halkından elde eden Aydınlı İş İnsanlarının ayıbıdır.
Bu iş hamasetle, kazanılan başarılara ortak olmakla olmuyor, işte Dünya Kupası’nda boyumuzun ölçüsünü aldık.
Onun için il müdürlerinin bölgelerinde rahatsız olduğu bir şeyler, bir hikâyesi olacak. Ayrıca devlet kurumlarını ve işleyişini bilecek ki, gerekli yardımları almada Aydın’a öncelik tanınsın.
Bir de müdürlüğünü yaptığı kurumu iktidarın arka bahçesi gibi görmeyecek, kurum söz konusu olduğunda her kuruma aynı derece uzak aynı derecede yakın olacak.
Bu işler Ankara’ya yazı yazmakla olmaz. Çünkü aynı yazıdan her ilden, her gün binlercesi yazılır Ankara’ya... Önemli olan en kısa sürede olumlu yanıt alabilmektir.
Asıl müdürlük işler aksayınca uykuları kaçmaktır. Kamyon kasasının üzerine yaz sıcağında branda örterek yüzme havuzu yapmayı matahmış gibi medyaya servis etmek müdürlük değildir, iş bilmezliktir.
2009’da devlet Efeler Merkeze Yarı Olimpik Yüzme Havuzu yapımını planlamıştı. Günün Gençlik ve Spor Müdürü yer olarak Pınarbaşı’ndaki havuz alanını seçti.
Koruma Amaçlı İmar Planı sahasına giren arsaya belediye henüz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan bu plana onay çıkmadığı için havuz yapımına izin verememişti.
Dönemin Gençlik ve Spor Müdürü Aydın Belediye Başkanı olan Özlem Çerçioğlu’nu iktidar milletvekillerine şikâyet edince havuz siyasi bir nitelik kazandı ve yapılamadı.
Hâlbuki Gençlik ve Spor Müdürü koordine etseydi ve diyelim Aydın Belediyesi yer vermedi, Çeştepe, Tepecik Ovaeymir Belediyelerine teklif götürseydi sorun bir şekilde de çözülebilirdi.
Bu ziyaretler gerçekleşmeyince havuz yapılamadı ve Nazilli’ye kaydırıldı.
Diğer bir örnek, 2014 seçimleri öncesi Atatürk Kapalı Spor Salonu bitişiğindeki Tenis Kortu’nun üzerinin örtülmesi olayıdır.Belediye ruhsatsız olduğu gerekçesiyle inşaatı mühürlemişti..
Hâlbuki yeni seçilen Efeler Belediye Başkanı da bu tür konulara siyaset dışı hizmet açısından yaklaşan Mesut Özakçan’dı.
Eğer dönemin Gençlik ve Spor İl Müdürü yeni kurulan Efeler Belediyesi ile karşılıklı diyalogla çözülebilecek meseleyi yargıya taşımasaydı tenis kortu yaklaşık dört yıl gecikmeli faaliyete geçmeyecekti..
Günümüzde o günlerin milletvekilleri ve bürokratlarının yerinde yeller esiyor ama günümüze kadar gelen, komplekslerin, korkaklıkların bedelini Aydın insanı ödüyor.
Ziya Paşa ile bitirelim:
“Canan gide, rindan dağıla,mey ola rizan/ Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde”
(Neşenin, dostluğun ve sevginin bittiği kötü bir gecenin sabahından güzellik ummak beyhude bir bekleyiştir).