Haziran ayı enflasyon verileri, üretim maliyetlerindeki baskının sürdüğünü bir kez daha ortaya koydu.
Ancak zeytin ve zeytinyağı sektörünün önündeki en büyük sorun sadece enflasyon değil.
Yüksek stoklar…
Düşen fiyatlar…
Daralan ihracat…
Artan maliyetler…
Ve yaklaşan yeni hasat…
Sektör, belki de son yılların en kritik sezonuna hazırlanıyor.
Fiyatlar Neden Tutunamadı?
Geçtiğimiz sezon Tariş’in açıkladığı alım fiyatlarının ardından piyasa beklenen yönü bulamadı.
Fiyatlar yükselmedi.
Aksine, her geçen ay geriledi.
Yüksek maliyetle ürün alan tüccar zarar etti.
Üretici emeğinin karşılığını alamadı.
Rekabet Büyüyor
Tunus…
Cezayir…
Mısır…
Akdeniz havzasındaki üretim beklentileri dünya piyasalarını etkiliyor.
Türkiye ise çok daha yüksek maliyetlerle üretim yapmasına rağmen aynı pazarda rekabet etmeye çalışıyor.
Depolar Dolu, Piyasa Sıkışmış Durumda
Bugün Türkiye’de önemli miktarda zeytinyağı stoku bulunmaktadır.
Bu stoklar bir yandan üreticinin yeni sezona umutla girmesini engellerken diğer yandan piyasanın normal fiyat oluşumunu da baskılıyor.
İhracat Piyasaya Nefes Olacaktır
Dökme zeytinyağı ihracatının önünün açılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.
Depoda bekleyen ürün ne üreticiye ne tüccara ne de ülke ekonomisine kazanç sağlar.
Depoda bekleyen ürün ekonomiye kazandırılmadığı sürece ne üretici rahatlayabilir ne tüccar nefes alabilir ne de yeni sezon sağlıklı başlayabilir.
İhracat arttıkça piyasa dengelenir.
Stoklar azaldıkça fiyatlar normalleşir.
Döviz Kuru Gerçeği
Bir diğer önemli sorun ise döviz kuru.
Türkiye’de üretim maliyetleri neredeyse her ay artıyor.
Mazot…
Elektrik…
Gübre…
İlaç…
İşçilik…
Ambalaj…
Nakliye…
Hepsi yükseliyor.
Buna karşılık ihracatçının satış yaptığı döviz kuru, küresel maliyet artışlarını telafi edecek hızda hareket etmiyor.
Sonuç olarak Türk zeytinyağı dünya piyasalarında pahalı kalırken üretici de maliyetini karşılayacak fiyatı bulamıyor.
Zeytinler Dalında Kalıyor
Artan işçilik ve üretim maliyetleri nedeniyle birçok üretici artık hasat yapmayı değil, maliyet hesabı yapıyor.
Toplamanın zarar ettireceğini düşünen üreticiler zeytinlerini dalında bırakıyor.
Ancak toplanmayan dalında bırakılan her zeytin; kaybedilen emek, ihracat geliri ve milli servettir.
Şimdi Harekete Geçme Zamanı
Önümüzdeki sezonda yüksek rekolte beklentisi konuşuluyor.
Mevcut stoklar azaltılmaz, ihracat güçlendirilmez ve üretici desteklenmezse, fiyat baskısının daha da artması kaçınılmaz olacaktır.
Türkiye artık zeytinyağını üretmeyi değil, ürettiğini değerinde satabilmeyi konuşmalıdır.
Çünkü üreticinin kazanmadığı bir piyasada ne sektör ayakta kalabilir ne de zeytinciliğin geleceği güvence altına alınabilir.
Sözün Özü…
Zeytin bu toprakların binlerce yıllık mirasıdır.
Zeytinyağı ise yalnızca bir gıda ürünü değil; ihracat, istihdam ve kırsal kalkınmanın stratejik anahtarıdır.
Bugün atılacak doğru adımlar yalnızca bu sezonu değil, önümüzdeki on yılı belirleyecektir.