Bir diyetisyen olarak lise yıllarımda tartı ve aynada beden algım üzerine düşüncelerim bazen beni de çok sıkıştırırdı. Ne yazık ki tek bildiğim ve şimdilerin büyük yanlışı olarak anlattığım ‘’Ne yersem yiyeyim az yersem zayıf kalırım’’ sabit fikri dışında bir beslenme bilgim yoktu. Daha sonra üniversite tercih listeme ‘’Beslenme ve Diyetetik’’ yazan biyoloji öğretmenim sayesinde meslek serüvenim başladı. Üniversitede ilk kez adım attığım beslenme laboratuvarından sonra ısırdığım elmaya bile farklı bir gözle bakmaya başladım. E tabi beslenme ve diyetetik öğrencisi olunca kendi kilo kaygılarında katlanıyor, çünkü çevreninde senin üzerinde bir gözlemi olmaya başlıyor (asla böyle bir hakları olmasa da çevre işte). Şükür ki şu an hala üniversite kilolarımdayım (birkaç kilo aldık verdik tabi arada). Meslekte artık 6 yılı geçtim ve binlerce danışan gördüm, dinledim. Çoğunun kiloyla başı büyük dertte. Görüşme sırasında stresli, kaygılı, umutsuz, içine kapanmış, güveni kırılmış, defalarca diyet denemiş insanları da dinliyorum tabi.

Ne oldu da yeni güne başlamanın şükrünü bile etmeden pijamalarla tartıya koşuyoruz? Tartıda çıkan sonuçlara göre oluşan duygu durumlarının içinde yaşıyoruz sanki tek mutluluk kaynağı tartıymış gibi. Bir önceki gün tükettiklerimize pişmanlık ve bugünde hemen ciddi kalori kısıtlamalar, kendini aç bırakmalar, iksir zannedilen detokslar ve kendi iç dünyanda sıkışmalar...

Eskiler vücut hatsız bez bebeklerle oynarken 1990’lardan sonraki nesiller ise Barbie bebek ve Iron Man gibi oyuncaklarla büyüdüğümüzden beden algımız çok arttı. Sosyal medya, modellik, dergiler ve değişen diyet akımları bizi daha çok görselliğe itti. Birde buna fast food aldığımızda oyuncak veren sistemler ve gıda sanayisinin gelişmesiyle ortaya çıkan yüksek rafine şekerli, trans yağlı ve katkı-koruyuculu paketli ürünlerde kolayımıza geldi ve kilomuzu çok etkiledi. Artan kilo ve kabul edilmeyen beden algısı bizleri çözüm arayışlarına itti. Danışanlarımı dinlediğimde çok çok az kişinin kronik hastalık riskini düşürmek, kilosunu ideal sınırlarda tutmak ve sağlık bir kilo kaybı için başvuruyorlar. Birçoğunun düşünceleri genelde idealize bedenler ya da mutlulukları sadece kiloya bağlı gibi olduklarını fark ediyorum.

Bırakmalıyız düğün, nişan veya mezuniyet elbiseleri için diyet yapmayı da daha iyi bir bedene adım atmalıyız.

Şöyle cümlelerde duyuyorum ‘’Kilo vereyim de saçımı boyatacağım’’ boyat gitsin diyorum diyetimiz buna engel değil.

Kilo vereyim de şu elbiseyi alacağım al gitsin hayat bir elbiseyi beklemek için çok kısa.

Aynada bacaklarına veya kalçalarına o kadar takıntılı bireyler görüyorum ki nefretle anlatıyorlar üzülüyorum oysa ki onlar üzerinde ayakta duruyoruz.

Yürürken kurtulmak için ne kürler denediği göbeğini içine çekip nefesini tutarak gezenler bırakın nefesinizi kortizolünüz düşsün...

Birisiyle yarış halinde kilo verenler sen biricik ve teksin şu hayatta, yorma kendini, bedenini zorlama...

Bir ilaç, takviye, çay arama lütfen kilo vermek için, her öğünde yediğin tabaklarda doğru seçimler yap...

Kilo vermek tabi ki çok basit olmasa da bir uzmanla yol almak en akıllıca olanıdır. Değişimler zaman ister ve hayat akarken beslenmeyi de küçük bir dikkatle çözebilirsin. Kendin için iyi bir şeyler yapmanın iyilik halini hissettiğinde gerçek değişim işte o zaman başlar, tartıyla barışacağınız güzel günlerde görüşmek dileğiyle...