Çocukların zihinsel ve pedagojik gelişimlerini etkilediği gerçeği üzerinde herkesin müttefik olduğu telefon orucunun anne-babalar ve okul idarecileri teknik ve pedagojik alt yapısını hazırlamakla yükümlüdürler.
Öğrencilerin karne almalarıyla yaz tatili de başlamış oldu. Öğrencilerle birlikte idari personel dışında öğretmenler de tatile girdiler.
Ama asıl tatili hak edenler anneler, babalar özellikle büyükanneler ve dedeler oldular..
Çünkü eğer torun ilkokul öğrencisi ise, her gün çantaları omuzlarında birlikte okula sefer eden, okul çıkışında gerisin geriye aynı şekilde eve dönen aile büyükleridir.
Çocuklarla birlikte artık onlar da tatilin tadını çıkaracaklar.
Bu arada iyi bilinmesi gereken bu yaşlardaki çocukların, okul çantalarını kendilerinin hazırlamak ve taşımak gibi bir ödevi ve sorumlulukları olduğu pedagojik gerçeğidir.
Çünkü anne babalar yeri ve zamanı geldiğinde o ödevleri yapma izni vermezlerse kendilerine özgüveni olmayan çocuklarına ömrü billâh hizmeti göze almışlar demektir.
Üniversiteye kayda kendileri olmadan gidemezler, kısa dönem askerde bile bebekler gibi mızmızlanırlar.işn kötüsü ileride eşlerini de anne babaları gibi kendi hizmetçileri görürler..
Kısaca bu çocuğun ileriki hayatı için büyük bir problemdir.
O nedenle çocuklar açısından sportif ve sanatsal kurslar,,kitap okuma etkinlikleri gerek özgüven oluşmasında gerek sosyal hayatla uyumlarında tatiller iyi değerlendirilmesi gereken fırsatlardır..
Bu anlamda eğer bir anne babanın hedefinde çocuklarını iyi bir üniversitede okutmak varsa, çocuğun da ideali ailenin bu arzusu ile örtüşüyorsa tatiller onlar için bulunmaz bir nimettir.
Çünkü uzun tatiller uzn soluklu sınavlara hazırlanma imkânı sağlar. Bu konuda başarıyı etkileyen üç faktör vardır.;
:1-Okuyacağı romanlar, öyküler; bir öğrenciye sınavların şifresi hızlı okuma ve okuduğunu anlama, yeteneği kazandırır.
2-Planlı ve disiplinli çalışma çocuğa kendine olan özgüvenini artırır
3-Ekran orucu, planlı ve disiplinli çalışma,- çağımızın en büyük hastalığı- telefondan bir süreliğine de olsa çocukların uzaklaşmalarını sağlar.

Günümüz sınavlarında belirleyicilikte bilgi tek başına yeterli değildir artık. Yorum da gerekir. O da roman, öykü, hatırat gibi edebi metinleri okumakla olur ki ne kadar kitap okunursa o oranda anlama ve yorumlama yeteneği de gelişir.
Bu biraz da yaşanan evde bir kütüphanenin varlığı ve çocuğun kitaplarla haşır,neşir yaşamasıyla alakalıdır.
Realist,bir öğrencinin hedefine ulaşmada başarı eksiğinin gediğinin farkında olması ve zamana yayacağı bir programı disiplinle uygulayarak eksiklerini, tamamlamasıyla doğru orantılıdır.
Cep telefonu hayatımıza bir girdi tam girdi. İnternetle birleşince salt telefon olmaktan çıktı her şeyimiz oldu.
Hali nazırda en fazla cep telefonu ve konuşanı olmakla dünyanın müsrifleri arasında sayılan bir toplumuz.
Sosyal medya icat oldu olalı konuşmayı unuttuk Siyasetçiler, bürokratlar, ihtiyacı olan herkes yapmadıkları hizmeti sosyal medya üzerinden yaptıkları algı operasyonlarıyla akılları yanıltabiliyorlar.
Artık günümüzde seçim sonuçlarını tayin etmede sosyal medyanın rolü artınca kendi partilerinin bütün kusurlarını örten,‘ötekinin’ piresini deve yapan medya trollerinden geçilmiyor..
Yedisinden yetmişine aklımızı GSM şirketlerine ve sosyal medya mecralarına kiraya verdik, ne onlardan bağımsız düşünebiliyoruz ne de konuşabiliyoruz,akıllarımız alt üst oldu.
Telefon orucu sözünü kendisinden ödünç aldığım Prof Dr.ilhami Güler’in deyişiyle –özetle- artık kitap okuma öldü, elimizdeki telefon kafesimiz, kuyumuz, hapishanemiz oldu; içine kapandık, düştük.
Alkol, sigara ve uyuşturucu bağımlılığı gibi toplumda da “telefon bağımlığı” oluştu. Telefonu elinden düşen kendini yok sanıyor, Kaldırımlarda neredeyse karşıya, sağa, sola bakarak yürüyen insan kalmadı.
Çoğunluk önüne(eline)bakıyor veya zihni kulağında aval-aval,boş-boş etrafa bakıyor.İnsanlığımızı tekrar hatırlamak -gençlerimizi kurtarmak için-telefon orucu tutmak artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Süre günde bir ile beş saat arası değişebilir.
Oruçtan maksat günde bir süreliğine telefondan uzak durmaktır ve bu sürede eşe dosta, akrabaya, insanlara zaman ayırmak dokunmaktır.
Bir öğrenci için süre daha uzun olabilir,amaç sportif etkinliklere, kitap okumaya odaklanan öğrencileri sosyal medyadan dolayısıyla oyunlardan, bulmacalardan ve benzeri oyunlardan uzaklaştırmaktır.
Orucun kolay tutulabilmesi için telefonu elden düşürmek, bırakmak, dışarıdayken cebe, çantaya koymak gerekir. Aksi takdirde telefonu elinden düşürmeyen kendisi onun içine düşebilir.
Ayrıca telefon orucu ciddi bir eylemdir. Eğer orucu tutan şahıs bu sürede ne yapacağını önceden planlamazsa ya da planlar uygulamazsa boşluğa düşülür ve oruç kolayca bozulur.
Zorunlu olan iş görüşmeleri ise orucu bozmaz. Oruç rastgele ve uyduruk bahanelerle bozulursa bu kendini kandırmak olur.
Telefon orucuna ilişkin son uyarı eline telefon vererek çocuklarının karnını doyuran anneleredir.
Ramazan orucunun tersine yaşı küçük çocuklar ve öğrenciler için orucun kendisi ve süresini uzatmak zorunludur.
Çocukların zihinsel ve pedagojik gelişimlerini etkilediği gerçeği üzerinde herkesin müttefik olduğu telefon orucunun anne-babalar ve okul idarecileri teknik ve pedagojik alt yapısını hazırlamakla yükümlüdürler
Bütün ülkeler için bir kurtuluş reçetesi olan bu zorunlu orucu Fransa, Hollanda, Avusturya ve Belçika devletleri başardılar.(Prof.Dr.İlhami Güler,makale,Telefon Orucu Perspektif 04.11.2025)
Türkiye’de ise darısı çocuğuna küçük yaşta aldığı akıllı telefonu zenginlik sanan gök görmedik, varlıklı anne-babaların ve çocuklarının ellerine verdikleri telefon sayesinde ağızlarına bir iki lokma sıkıştıran annelerin başına...
Bir de darısı bunlara ilave olarak “biz çok çektik çocuklarımız çekmesin” gerekçesine sığınarak okullarda disiplini alt üst eden çocuklarına sınırsız özgürlük veren anne-babaların başına...