Bizim insanımıza özgü bu tepkisel davranış sadece seçimlere özel değildir, sosyal alanın tümü için geçerlidir. Zira mağdurdan yana olmak bu milletin tarihinden gelen bir özelliğidir.
Siyaset dilinde sessiz çoğunluk; görüşlerini yüksek sesle dile getirmeyen, günümüz diliyle sosyal medyada görünürlüğü az olan fakat Ülke meselelerine de ilgisini eksik etmeyen seçmeni ifade eder.
Bu geniş kitle siyasi tartışmalara katılmasalar da, radikal söylem ve eylemlerden uzak dursalar da öncelikleri günlük ticaretleri ya da işleri olan ama seçimlerde de sandığa gitmemezlik etmeyen kesimdir.
Ve en hassas oldukları konu da sandığa yansıttıkları iradeye her siyasetçinin saygı duyması, oyunu cebinde varsayarak seçimlerde oyunun kurallarıyla oynanmasıdır.
Kısaca sessiz ama ülke meselelerine duyarlı bu çoğunluğun kırmızıçizgisi “maşeri vicdanın” isyan ettirecek derecede “bu kadarı da fazla” dedirtmesidir.
Bizim insanımıza özgü bu tepkisel davranış sadece seçimlere özel değildir, sosyal alanın tümü için geçerlidir. Zira mağdurdan yana olmak bu milletin tarihinden gelen bir özelliğidir.
Örneğin: Gazi’nin isteğiyle İktidar Cumhuriyet Halk Fırkası’na muhalefet etmek üzere Ali Fethi Okyar başkanlığında Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulur.(12 Ağustos 1930)
Yeni Parti teşkilatını Antalya’da kurma görevini Atatürk Kurtuluş Savaşı’ndan tanıdığı Dr.Burhanettin Onat’a verir ve Vali Bey de ona yeni partiyi kurmasından duyduğu memnuniyeti belirtir.
Eylül Ekim aylarında yapılacak Belediye seçimlerine Antalya’da Serbest Cumhuriyet Fırkası da katılma kararı alır.
(1930’lu mahalli seçimler sandık mahalle, mahalle gezdirilerek yapıldığı için sonuçları almak bir ya da iki ay sürebiliyordu.)
Ama ne var ki, Dr. Başkanı Burhanettin Onat’a i Antalya teşkilatını kurmasından duyduğu memnuniyeti belirten Vali Bey ne hikmetse Serbest Fırka’nın seçimlere girmesini istemez.
Vali Bey’in kararı kesindir, parti yönetimi emre uymaz seçime girmede ısrarcı olursa asker engel olacaktır.
.(Dr. Burhanettin Onat seçimlere katılmak istenmemesi nedenini ısrarı üzerine Vali Bey İç İşleri Bakanı Şükrü Kaya’nın seçimleri Halk Fırkası’nın kazandırılmasına dair yazısını gösterir ve “benim bu vakitten sonra Hakkari’ye gidecek halim yok,” der.

Serbest Fırka yönetimi seçime girmede ısrarcı olunca parti yönetimiyle birlikte 176 kişi “emirlere uymamaktan” mahkemeye verilir ve yargılama da Denizli’de yapılır.
Denizli halkı Serbest Fırkalıları bağırlarına basarlar ve Denizli Cumhuriyet Halk Fırkası ve Baro Başkanı Fevzi Bey ve –yakınlarda CHP Denizli milletvekili olan Hüdai Oral’ın babası-Hulusi Bey gönüllü savunmalarını üstlenirler.. (a.g.e. s.58-59)
176 Antalyalı Serbest Fırka taraftarına Denizli halkının bu denli itibar etmesine ana neden iktidar Cumhuriyet Halk Fırkası iktidarının onlara reva gördüğü zulme karşı maşeri vicdanın ayağa kalkmasıydı.
Cumhuriyet Halk Fırkası il başkanı Avukat Fevzi Bey’in ve aynı partili Avukat Hulusi Bey’in onları mahkemede savunma mecburiyetinde bırakan duygu da “Bu kadarı da olmaz” hissiyatıydı.
Bununla birlikte sandıkta yapılan hileyi de seçmen affetmez.
Örneğin Cumhuriyet Tarihi’nde çok partili dönemin ilk seçimi olan ve tarihe “açık oy, gizli tasnif” adıyla geçen 1946 seçimlerinde DP’nin oylarının iç edilmesi...
CHP’li sandık kurulları ve jandarma gözetiminde yapılan bu seçimlerde CHP 395,DP 66 ve bağımsızlar da 4 milletvekilliği kazanmışlardı. Ama CHP uzun süre bu hatasıyla yüzleşemedi.
Seçmen ise bu haksızlığın yanıtını 14 Mayıs 1950 seçimlerinde DP’ye 416,CHP’ye 69,MP 1,Bağımsızlara 2 milletvekilliği ile intikam alırcasına1946’nın tersini yaparak vermişti.
Oysa ileri gelen CHP’liler bu sonucu beklemiyor “bu millet iki savaş kazanan” İsmet Paşa’dan vazgeçmez” inancını taşıyorlardı.
Seçim gecesi İstanbul’dan İsmet Paşa’ya telefon eden parti müfettişi Sadi Irmak “Ordu komutanı Kurtcebe Noyan’ın kendisini arayarak “Paşa hazretleri emrederse seçimlere komünistlerin hile karıştırdığı varsayımıyla müdahale edebileceklerini iletmemi istediler.”.demişti.
Milli Şef İnönü ise bu teklifi “herkes bu sonuca saygı duyacak, başta kendileri” diyerek reddetmişti.(Yıldıray Oğur,Karar,12.05.2019)
Sahip olduğu güce güvenerek kendisinin yönlendirilmesinden de pek hoşlanmayan seçmen çoğu zaman tam tersini yaparak tepkisini gösterir.
Örneğin;12 Eylül İhtilalı sonrası Cumhurbaşkanı general Kenan Evren ve konsey üyeleri ihtilal sonrası yapılacak 6 Kasım 1983 seçimlerine üç partinin girmesine izin vermişlerdi.
Gönülleri de emekli General Turgut Sunalp’ın genel başkanı olduğu Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin (MDP) iktidar olmasından yanaydı, Kenan Evren açıkça söylemese de konuşmalarında bunu ihsas ettiriyordu..
Ama seçmen onun dediğini yapmak yerine genel başkanlığını Turgut Özal’ın yaptığı Anavatan Partisi’ni yüzde 45,14 oy ve 211 Milletvekili ile birinci parti yapmıştı.
Necdet Calp’ın liderliğindeki Halkçı Parti yüzde 30,46 oranında oy ve 117 milletvekili ile ikinci, Milliyetçi Demokrasi Partisi de yüzde 23,27 oranında oy ve 71 milletvekili ile üçüncü olabilmişti.
Demem o ki, haddini aşan zıddına döner, kantarın topuzunu kaçırmamak gerekir zira “bu kadarı da fazla” dedirtmek bir tabiat kanunu gibi sessiz çoğunluğa sandıkta uysal atın tekmesini aratmaz.