Mustafa Kemal Paşa, 8 Temmuz 1919 gecesinden itibaren aslında İstanbul Hükümetinin gözünde “yasa dışı”dır! Yani yakalanması gereken kişi... Bunun için de İngilizler bastırmaktadır. Hatta tutuklanmayacağına ilişkin olarak güvence de verirler. Ne yaptılarsa Mustafa Kemal’i ikna edemezler. O artık yeni bir yol ve yeni bir devletin yolcusudur

Whatsapp Image 2026 05 19 At 10.30.37
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a yolculuğu 13 Kasım 1918 günü İstanbul’a gelmesiyle başlar. Mütareke sonrası İstanbul’a gelen Paşa, tam 6 ay siyasi çaba harcar. Bu amaçla arkadaşı Fethi Okyar ile Minber isimli gazeteyi bile çıkarır. (Bu gazete 1 Kasım- 21 Aralık 1918 arası 51 sayı çıkar.) Arkadaşlarıyla ve devlet erkânı ile görüşür. Amacı işgalci İngilizlere karşı dirençli bir Milli Hükümet kurmaktır. Yani onların her dediğini yapmayacak, milli çıkarlarımızı koruyacak hükümet! Buna imkân bulamadığı günlerde Samsun görevi verilir. Bu birilerinin dediği gibi “devlet operasyonu” değil, ondan kurtulmaktır! Zaten buradaki faaliyetleri de yakındın takip edilir. Hatta İngiliz İstihbaratının İstanbul’daki adamı Rahip Frue bile onunla Pera Palas Otel’de görüşür. Ağız yoklar. Çünkü bugünlerde millicilerin listesi de hazırlanmaktadır… Malta’ya sürülmek, etkisiz hale getirmek için.
Mustafa Kemal Paşa’ya 9. Ordu Kıtaâtı Müfettişliği (Daha sonra ismi 3. Ordu Müfettişliği oldu) görevi 1 Mayıs 1919 günü verilir. Bunun hazırlıkları yapıldıktan sonra da 16 Mayıs günü İstanbul’dan Bandırma vapuru ile uğurlanır. Bundan önce de Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit Paşa ile görevinin çerçevesini görüşür. Ondan istenen, bölgedeki asayişsizliği gidermek ve İngilizlerin bölgeye müdahalesini önlemekti. Aslında Karadeniz’deki Rum Pontus çetelerinin faaliyetlerine karşı kendilerini koruyan Topal Osman gibi önderlerin faaliyetlerini durdurmak, ellerindeki silahları toplamaktır. Bununun da olmayacağını bölgeye intikal edince görür. Oysa bölgedeki çatışmalar Türkler için var olma yok olma mücadelesidir.
İNGİLİZLERİN TAKİBİ
Mustafa Kemal Paşa, “19 Mayıs Hatıraları”nda kafasındaki programı şöyle açıklar: “Kendi kendime şu kararıverdim: Uygun bir zaman ve fırsatta İstanbul’dan kaybolmak, basit bir tertiple Anadolu içine girmek, bir müddet isimsiz çalıştıktan sonra, bütün Türk milletine felaketi haber vermek! İçimde çok dikkatle gizlediğim bu sırrı vakti gelmedikçe kimseye söylemedim.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri ATABE, Kaynak Yayınları, C.3, s.80.)
Mustafa Kemal Paşa emrindeki yaklaşık 25 kişilik ekiple 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkar. Burada onunla İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanlığından bir subay görüşür. Ne tür yol izleyeceğini sorarlar. O, güven bulmadığı için 25 Mayıs günü karargâhını Havza’ya nakleder. Burada 13 Haziran gününe kadar 17 gün kalır. Havza’da yayımladığı genelge ile halkı milli mücadele etrafında birleştirmeye çalışır. Bu aslında devrimci ve cesur bir çıkıştır. İstanbul Hükümeti ondan böyle bir şey istememiştir. Hele ki İngilizler…
Rahatsızlıklarını 6 Haziran 1919 günü Hükümete bildirirler. Paşa’nın bölgeye gönderilme amacını sorarlar. Verilen cevaplar ve Paşa’nın faaliyetleri onları ikna etmez. Karadeniz Ordusu Başkumandanı General Milne imzasıyla gönderilen telgraftaki şu satırlar anlamlıdır:
“Hal-i hazır itibariyle kesb-i temeyyüz etmiş bir paşanın maiyeti erkânı ile beraber memleket dahilinde dolaşması efkâr-ı umumiyyeyi taciz edeceği gibi askerlik nokta-i nazarından dahi kendi mesaisine bence bir lüzum görülmemektedir. Kemal Paşa ile maiyeti erkânının derhal İstanbul'a avdeti için emir buyurmalarını talep eylerim.” (Harbiye Nezareti’nin 1175 numaralı belgesi.)
İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Arthur Calthorpe, 8 Haziran günü Hükümete verdiği notada ise bu durumu açıkça belirtir:
1. Samsun Sancağı'ndan bazı kötü niyetli kişilerin sebep oldukları sıkıntı ve düzensizlik yaratabilecek endişe verici haberler aldığımı Ekselanslarına bildirmekle şeref duyarım.
2. Mustafa Kemal Paşa'nın bu harekette öncü rol oynadığı bildirilmektedir.
3. Bu yüzden, Türk Harbiye Nezâreti'ne Karadeniz Ordusu Başkumandanı tarafından Mustafa Kemal Paşa'nın görevinden alınması talimatı verilmiştir.
4. İç bölgelerde milletler ve dinler arası mahiyette çıkabilecek herhangi bir huzursuzluğun getirebileceği ağır neticelere Ekselanslarının dikkatini çekmek isterim.” (BOA. HR.SYS. 2608/6-20.)
PAŞA BİR AY OYALADI
İngilizlerin bu talebi Havza’daki Kemal Paşa’ya, aynı gün Şevket Turgut Paşa’nın emriyle iletilir: “Maiyet-i aliyyelerindeki istimbotlardan biri ile buraya teşrifiniz rica olunur.”
Paşa bunu kimin istediğini sorar. Verilen yanıtta ise “İngilizler”dir. Paşa bu talebin nereye varacağını bildiği için olabildiğince bu isteği erteler. Çeşitli bahaneler öne sürer. Bir telgrafında “kömür ve benzin yokluğunu” ileri sürer. Kendi deyimiyle bu oyun tam manasıyla bir ay sürer. Bu sırada Amasya’ya gider. Burada 19-22 Haziran günleri arasında durum toplantısı yapılır. Komutanlar da gelir. 22 Haziran günü “Amasya Tamimi”ni yayınlar. Bu aslında işgalcilere ve işbirlikçilerine meydan okumadır. Çok haklı ve cesur bir çıkıştır. Tamimdeki şu sözler çok şeyi anlatır:
1. Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.
2. İstanbul hükûmeti aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gösteriyor.
3. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
4. Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için, her türlü baskı ve kontrolden uzak millî bir heyetin varlığı zaruridir.
5. Anadolu'nun her bakımdan en güvenilir yeri olan Sivas'ta hemen millî bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır. (…) (ATABE, c.3, s.105-106.)
Sivas’tan önce 10 Temmuz günü Erzurum’da kongre çağrısı da yapılır. Bu beyanname aslında ipleri koparan bir çıkıştır. Artık onun millete mal olmuş duruşu burada kalmaz ve Erzurum ve Sivas üzerinden Ankara’ya gelerek genel karargâhı TBMM ile kurar… Millî Mücadele döneminde 236 merkezde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulur. Bu örgütler bir mücadelenin halktan aldığı desteği gösterir. 18 Haziran 1919 günü Amasya’dan Edirne’de bulunan Cafer Tayyar Paşa’ya gönderdiği telgrafta şu müjdeyi verir: “İngiliz propagandası ve bunun taraftarları bertaraf edildi. Kürtler Türklerle birleşti.” (ATABE, c.2, s.394.)
ASKERLİKTEN İSTİFA ETTİ ASİ OLDU
Yoğun baskı karşısında 8/9 Temmuz 1919 gecesi askerlik vazifesinden de istifa ederek millete mal olur. O artık rütbesiz bir liderdir! Bu kararı Erzurum’da verir. 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir onu “emrinizdeyim” diyerek selamlar. 19 Mayıs’tan o güne kadar vazifesi 50 gün sürer…
Mustafa Kemal Paşa, 8 Temmuz 1919 gecesinden itibaren aslında İstanbul Hükümetinin gözünde “yasa dışı”dır! Yani yakalanması gereken kişi... Bunun için de İngilizler bastırmaktadır. Hatta tutuklanmayacağına ilişkin olarak güvence de verirler. Ne yaptılarsa Mustafa Kemal’i ikna edemezler.
Buna ilişkin olarak da 9 Temmuz 1919 günü Amiral Arthur Calthorpe, Sadrazam Damad Ferid Paşa'ya oldukça sert bir nota gönderir. Açıkça “Mustafa Kemal Paşa'yı Samsun'dan İstanbul'a dönmeye ikna edemediğiniz için, onu zorla getirmesi için bir gemi gönderiyorum.” der.
Paşa istifa etse de iş burada bitmez. Hakkında yakalama kararları çıkarılır. Komplolar kurulur. Daha sonra da idam kararı verilir.
Tabi bunu başaramazlar. O halk önderidir artık. Bu yasa dışılık 23 Nisan 1920 günü açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile son bulur. Bu Meclis aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin de başlangıcı/ kuruluşu olur. Mustafa Kemal Paşa artık yeni devletin en yetkili ve kudretli önderi olur. Anadolu’daki ordu birlikleri de ona bağlanır. Adım adım İstanbul ile bağlar kopar.
Samsun’da atılan devrimci adım buraya kadar gelir ve yepyeni bir devlet ortaya çıkar. Halk devleti halkın devleti! Ankara’da kurulan siyasi karargâh orduyu da kurar parayı da bulur ve askeri zaferlerle kendini kanıtlar… Bütün dünya da onu tanımak zorunda kalır. Hele ki dünyanın en uzun süreli Sakarya Meydan Savaşından sonra…