"Bugün on beş temmuz. 

Bir milletin darbecilere direndiği ve ihanete geçit vermediği gün. 

Elli yıldır milletimizin en zeki ve çalışkan insan gücünü toplayarak semiren ve bu insanları ülkesi ve milleti aleyhinde kullanmaya kalkan hain örgüt ve ihanetinin millet tarafından engellediği gün. 

Milletimizin demokrasi ve iradesine sahip çıktığı gün. 

Bu şerefli günü milletimize yaşatanlara saygıyla selamlıyorum. 

Yöneticilerimizden, milletin ortaya koyduğu iradeyi zedeleyecek, birliğimizi ve dirlığimizi bozacak tavır ve tutumlardan uzak durmalarını talep ediyorum. 

Günün kutlu olsun aziz milletim. 

Bu destanı sen yazdın. 

Duruşun ve iraden muhteşemdi. "

Çok değil hain kalkışmadan bir yıl sonra olabilecek yanlışlar için uyarıda bulunma ihtiyacı duymuş ve uyarmışım.

Çünkü, görmüştüm başkalarını ispiyonlayarak, şikayet ederek kendilerine gelecek arayanların varlığını ve iktidarın buna yol vermeye hazır olduğunu gözlemliyordum.

O günlerde dost dostu, kardeş kardeşi, ana babalar sorgulamaya alınan yakınlarını sahip çıkma cesaretini gösteremiyordu.

Hatta, ücretiyle avukatlar davaları kabul etmekten korkuyor, bir avukatın kabul edeceği davalar bile sınırlandırıyordu.

Aradan altı yıl geçti.

Bu altı yılda neler yaşandığını açığa alındığı için memuriyete hala dönemeyenlere, memuriyetten atıldığı için iş bulamayanlara, bu yapının kurumlarında çalıştığı için açıkta kalan ve evlerine ekmek götürmekte zorluklarla karşılananlara..

Hasılı bu kalkışma vesilesiyle çıkartılan KHK ile hayatları karartılanlara…

Bugüne kadar yargılanmasına rağmen berat ettiği halde görevlerine dönemeyenlere…

Bu kişilerin lekelenen sicilleri ve yerle yeksan edilen itibarlarına…

Aradan üç, dört veya beş yıl geçtikten sonra pardon görevinize dönebilirsiniz "temiz mişsiniz" denilenlere…

Bu mağduriyetlere rağmen haklarını kazananların buruk sevinçlerine tanık olduk.

Yll 2022..

Geldiğimiz nokta,hem birçok mağdur edilmiş insanımız, hem devletimiz için memnuniyet verici, yüz güldürücü değil.

Aradan geçen süreçte, birçok insanımız hiç haketmediği zulme maruz kalırken, yine bulundukları yerlere hiç haketmeyerek doldurulan çapsızlarla, sahte kahramanlarla doluştuğunu görmek yürek yakıcı…

Geçtiğimiz günlerde, hafta içinde 60 askeri okul öğrencisine verilen müebbet cezanın Yargıtay tarafından onaylanmasına şahit olduk.

Suçları darbeye katılmak. 

Öğrenciydi bunlar. 

Darbe günü “Terör saldırısı var, sizi güvenli bir yere götüreceğiz” denilerek araçlara doldurulup Orhanlı gişelerine götürülmüşler.

Bu davaya bakan mahkeme öğrencilerin silahları hakkında balistik inceleme yaptırılması taleplerine dikkate almamış ve balistik inceleme yaptırmayı da gerekli bulmamış.

Böylesi bir yargılama ile öğrencilere müebbet verilmiş ve karar Yargıtayca onaylanmıştır.

Bu cezanın toplumda adalet duygusunu tatmin etmesini beklemek beyhudedir.

15 Temmuz gecesi ne kadar temiz bir mücadeleyi temsil ediyorsa, sonrasında yapılanlarda bu temizliğin kirletilme hikayesinin bir belgesidir adeta..

O gece insanımız, dağılan, işgal edilmek istenen devlet otoritesi, yok edilen kamu düzeni için adeta devletini sokaktan toplamıştı..

Şimdi elimizde, kirletilen bir 15 Temmuz gecesi insanımızın gösterdiği direnişi ve püskürtme kaldı.

O gecenin mağdurlarına bile doğru dürüst el uzatılmadığı, onlar için toplanan yardımın dahi onlara ulaşmadığını, bir banka hesabına yatırıldığını en yetkili ağızlardan öğreniyoruz.

15 Temmuz bayram ilan edilirken  kaygılarımı o zamanlar da dile getirmiş, bu gün ile kararı milletimizin daha sağlıklı vereceğini acele etmenin bazı sıkıntıları olabileceğini yazmıştım.

Kaygılarımda ne kadar haklı olduğumu görmek çok üzücü..

Her yıl iktidar tarafından şova dönüştürülmek istenen 15 Temmuz kutlamaları bu yıl çok sönük geçti.

O gece insanımızın demokrasi ve kamu düzenine sahip çıkma iradesi siyasi hesaplara kurban edilmiştir.

Ne diyebilirim.

Üzgünüm, hem de çok üzgün.