Bu sözle ilk defa abonesi olduğum Gerçek Hayat dergisinde haftalık yazılar yazan İsmet ÖZEL’ in yazısında başlık olarak koyduğunda karşılaşmıştım.

O zaman bunu, İsmet ÖZEL’in söylemek istediğini çarpıcı bir üslupla anlatmak çabasına yormuştum.

Ülkemizin içinden geçtiği bu süreçte bu söz aklıma geldi.

Özellikle başarılı geçtiğine inandığım 13 yıllık AK Parti iktidarının sarsılmasıyla  yaşadıklarımızdan sonra, bu başlık zihnimde asıl anlamını buldu.

Ak partide yaşanan sorgulamanın mahiyeti ve önemi üzerine yazmak gerekiyordu.

Seçimlerde yaşanan oy kaybıyla ortaya çıkan sonuç, iyi analiz edilip değerlendirilmeliydi.

Ak Parti tepeden tırnağa, Genel Başkanının mitinglerde konuşmaya giriş biçiminden, bitirme tarzına kadar her şeyi sorgulamalıdır.

Hamaset yerine iş yaparak milletin gönlüne girileceğini rahmetli Özal'dan sonra Ak parti kazandırdı siyasi hayatımıza..

Şimdi ne oldu da miting konuşmalarının zaman ve içeriğinin %50 den fazlası hamasete ayrılır oldu.

Bu kadar hizmet edip kendini anlatamama nasıl becerildi?

Bir parti ve lideri ülkeye bu kadar özgürlükler getirmesine rağmen "Diktatörlükle" itham edilebiliyorsa, bazı işlerin doğru gitmediği aşikardır.

2002 yılında AK Parti kurulduğunda Kuşadası Mersin Otelde 3 günlük iştişari toplantı yapılmıştı.

Toplantının amacı partililer arasında “Eylem ve Söylem” birlikteliğini sağlamaktı.

Bu çalışma bir çok bölgede yapıldı.

Şimdilerde bu sağlıklı yapı yok artık.

İl başkanları toplantıları ve  il divan toplantılarıyla bu ihtiyaç giderilmeye çalışılıyor.

Bu uygulamadan istenen verim alınamamakta, “Mış gibi” yaparak görev savılmaktadır.

Artık, AK Parti derlenip toparlanmalı, kendisine çeki düzen vermelidir.

Milletvekillerinden oluşan “Koordinatör vekil” uygulamasından vazgeçilmelidir.

Bu sistem istenen denetleme ve yönlendirmeyi sağlamamaktadır.

Bunun yerine “Müfettişlik sistemi” getirilebilir..

Milletvekili adayları Genel Merkezde lobileri, ekipleri olanlardan değil, partinin tabanında karşılığı olanlardan seçilmelidir.

Hakeza, Belediye başkan adaylarında da aynı hassasiyet gösterilmeli,

parti politikalarına inanmayan hiç bir kişi meclis üyesi bile yapılmamalıdır.

Gerek teşkilatlar, gerekse seçilenler milletimizin asırlık özlemlerine cevap verecek hale getirilmelidir.

Ülkemiz, Ak Parti politikalarıyla girdiği yolda yürüyüşünden asla vazgeçmemelidir.

Bu yürüyüşü sürdürecek kadro bu partide yeteri kadar vardır.

Bu yolda bırak geri dönüşü, duraksamak, tereddüt etmek bile düşmanı cesaretlendirir.

Düşman dediğim yüz yıllar önce bu coğrafyada sınırları çizenlerdir.

Bunlar “Kraliçenin işbirlikçileridir.”

“Yeni Türkiye” eski aktörler ve alışkanlıklarla inşa edilemez.

Birbirleriyle kardeş olduklarını hatırlattığımız; Balkanlar, Kafkasya, Asya ve Afrika’da yaşayan soydaşlarımız, dindaşlarımız ve tüm mazlum milletlerin umudunu kırmak, onları sömürgecilerin, zorbaların insafına terk etmek bize yakışmaz.

Uyanan ümmet coğrafyasının uyanışı sürmelidir.

Yine içeride;

Gelir adaleti üzerine de kafa yormalı, insanlarımızı rahatlatacak kaynak yaratmalı,

dar gelirli insanların sorunlarına kayıtsız kalınmamalıdır.

Ak Parti kadrolarından parayla ilişkilerinde zaafı olanlar temizlenmelidir.

Siyaseti rant kapısı görenlere fırsat verilmemeli, parti bu pisliklerin gölgesinden kurtarılmalıdır.

Partiye yaslanarak müteahhitlik yapmak isteyenler iyi tespit edilmeli, bunlara fırsat verilmemelidir.

Muarızlarınızın varlığı “Durum muhakemesi yapmanızda” yol gösterici olmalıdır.

Hep muarızlarınızı suçlayarak kusurlarınızı göremezsiniz.

AK Parti “Türkiye Partisidir” ve bu sebeple % 40 oy azdır.

Tek başına iktidar olmayı yetmemektedir.

Biraz dikkat, biraz çaba gösterirsek yol almak kolaydır

Vakit toparlanma vaktidir.

Bu sebeple “Toparlanın! Gitmiyoruz...” diyerek silkinin.

Kendinize, özünüze dönün.

Burası bizim evimiz ve evimizde, ümmet coğrafyasında “Kraliçenin adamlarını” istemiyoruz.