Değerli okuyucularım, İstanbul Türkiye’nin, hatta dünyanın merkezi konumunda. Tarihi değerleri ve ekonomisiyle, Osmanlı’ya başkentlik yapmasıyla çok değerli bir şehir.

       

  

Osmanlı döneminde ipini koparan İstanbul’a gelemiyordu. Maalesef şehir Cumhuriyet döneminde yozlaştı; biz de onu maalesef muhafaza edemedik. Burası Doğu Roma İmparatorluğu’nun, Bizans’ın, Osmanlı’nın merkezi olmuş. İstanbul ayrıca evliyanın ve enbiyanı da şehri.  

   

Bu şehirde yaşamak, iş kurmak ve eser bırakmak her baba yiğidin harcı değil. İşte bu şehirde 40 sene geçirdim; eserler bıraktım. İstanbul’da dostlarım, güzel anılarım, üzüntülerim ve sevinçlerim var.

Bugün sizlere bu şehirde edindiğim güzel dostlarımın başında gelen Cavit Çağlar abimle yaptığım sımsıcak röportajı sunacağım. Size Sn. Cavit Çağlar’ı tanıtmama gerek yok; siz zaten kendisini tanıyorsunuz. Sn. Çağlar, ailesiyle birlikte Yunanistan’dan AKHİSAR’A göçmen olarak gelmiş. Akhisar’da okumuş; Ege’nin havasını solumuş, örfünü ve âdetini yaşamış. Yıllarca Türk vatandaşlığı alamamış. 15 yaşındayken kendini Akhisar’ı ziyaret eden Rahmetli Adnan Menderes’in arabasının önüne atarak vatandaşlık talebini bir mektupla Menderes’e iletmiş ve İnönü döneminde binlerce göçmene verilmeyen vatandaşlığın verilmesine sebep olmuştur. Londra’da uçak kazası geçiren Sn. Menderes’in cebinden bu mektup çıkmıştır.

   

Rahmetli Menderes’e minnet, sevgi ve saygı duyan, her defasında Aydınlılara muhabbetini dile getiren, hayatın her türlü sillesini yiyen Cavit Çağlar AĞABEYİMLE sahibi olduğu MÖVENBİK OTEL’deki ofisinde yaptığım söyleşiyi sizinle paylaşıyorum. Burası ofis değil adeta bir müze. Ofisin duvarlarında Türkiye’nin son 100 yılına şahitlik eden fotoğraflar var. Bu fotoğraflarda kimler yok ki? Hepsini ifade etmem mümkün değil; görmeniz lazım. Ben fotoğrafları inceleme şansı bulduğum için çok mutlu oldum. Röportaj vesilesiyle birkaçını sizinle paylaşıyorum.  

    

·         Ahmet Gözen: Cavit abi, yıllarca Türk politikasına yön verdiniz. Ekonomi Bakanlığı ve milletvekilliği yaptınız; sanayici kimliğiniz var. Rahmetli Demirel’in manevi evladısınız. Sanayiye yaptığınız yatırımlarda hâlihazırda binlerce kişi çalışıyor. TÜRKİYE EKONOMİSİNİ NASIL GÖRÜYORSUNUZ? Halk sizi çok seviyor; bu sevgi nerden geliyor?

·         Sn. Cavit Çağlar: Ahmet kardeşim, teşekkür ederim. Geldin ve bana böyle bir röportaj imkânı sundun. Ben siyaseti tabanda yapan biriyim. Demirel ekolünden gelen bir insanım. Demirel ekolü milletle iç içe olan, halktan kopmayan, sadakati önemseyen, işi düşene yardım eden, velhasıl halkı ön planda tutan bir ekoldür. Ben yıllarca işçi olarak çalıştım; sonra iş sahibi, sanayici ve siyasetçi oldum. Hep insanlarla iç içeydim. Benim için kendimin değil, birlikte olduğum insanların mutluluğu önemlidir. Bu benim felsefem. İnsanlar mutlu olunca, sen de mutlu oluyorsun. Ben MUTLULUĞA İMZA ATAN BİR İNSANIM. Yapamayacağım hiçbir işin kaptanlığına soyunmam. YANLIŞ YAPTIĞIMIZ OLMUŞTUR. Mesela banka sahibi olmak yaptığım yanlışlardan biriydi. Babamın çok güzel bir sözü vardır. Şöyle der: “ÇIRAKLIĞINI YAPMADIĞIN BİR İŞİN PATRONLUĞUNA SOYUNMA.” Bankacılık yaparak başımıza bela aldık.

Türkiye’nin ekonomisine gelirsek… Ekonomi şu anda zorda. Özellikle tekstil çok büyük sıkıntıda; dış piyasalarla rekabet edemiyor. Çünkü girdi maliyetleri çok yükseldi. Karşımızda Çin, Hindistan ve Uzakdoğulu ülkeler var. Bu rakiplerimizde işçilik ucuz. Bizde işçilik pahalı demiyorum. Ancak enerji maliyetleri artmaya devam ediyor ve Türk tekstili sıkıntı çekiyor.

Ben işlerimi yeğenime devrettim. MISIR’daki 3 fabrikamızda 12 bin kişi çalışıyor. Buralardaki üretimimizle ayakta duruyoruz. Mısır’dan Amerika’ya doğrudan ihracat yapabiliyoruz, Türkiye’den yapamıyoruz. Aynı şekilde Ürdün de Amerika’daki pazarlara aracısız mal satabiliyor. Biz de buradan YEŞİM TEKSTİL olarak büyük pazarlara mal ihraç edebiliyoruz. Mısır’da işçilik ve enerji ucuz. Bir anlamda Mısır bizi dengeliyor. Türkiye’de tekstil sektörü sıkıntıda.

 

·         Ahmet Gözen: Cavit Ağabey tekstil bu şekilde sıkıntıdayken Aydınlı pamuk üreticisi pamuk eksin mi? Önümüzdeki sene pamuk para eder mi?

 

·         Sn. Cavit Çağlar: Her şeyi ithal ederek bir yere varılmaz. Kendi toprağımızı işlememiz gerekiyor. Çiftçinin hakkını vermek lazım. Çiftçiye destek lafta kalıyor. Biz iktidardayken çiftçiyi desteklerdik. Tarlasını eken insanı ektiğine pişman etmeyeceksin. Bu söylediğim cümleden devlet yöneticilerinin ders alması lazım. Köylünün yüzü gülecek. Eskiden köylü gülerdi, ürününü satıp düğününü yapardı. Bugün bunlar yapılamıyor. Köylü tarlasını, traktörünü satıyor düğün yapmak için. Köylüye büyük destek vereceksin. Bu işin maliyetine bakmayacaksın. Vatan toprağının mutlaka tarımla işletilmesi gerekiyor. Devlet olarak başka ülkelerin toprağından gelen ürüne para yatırmayacaksın. Bu parayı benim çiftçime ver kardeşim.

 

 

·         Ahmet Gözen: Yeşim Tekstil’in Türkiye’de nerelerde fabrikaları var ve bu fabrikalarda kaç işçi çalışıyor?

·         Sn. Cavit Çağlar: Ahmetçiğim, Bursa’da dünya çapında bir fabrikamız var; 7 bin kişi çalışıyor. Uşak’taki fabrikamızda 2 bin kişi, Moldavya’daki fabrikamızda ise 4 bin kişi çalışıyor. Ağrı’daki fabrikamızı kapattık. Mardin’deki fabrikamızın bin çalışanı var. Fason üretim yaptırdığımız fabrikalarda da 20 bin kişi çalışıyor. Toplamda bizden ekmek yiyen yaklaşık 40 bin kişi var. Çalışanlarımızın ailelerini de hesaba kattığımızda Yeşim Tekstil’den 160 bin kişi ekmek yiyor.

Eskiden iplik fabrikalarımız vardı; hepsini kapattık. Diğer ülkelerle rekabet edemedik.    Doğu’daki fabrikalarımız için devletten destek alıyorduk; şimdi alamıyoruz. Doğu ve Güneydoğu’da üretimin artırılması lazım. Şu anda bu iller için teşvik verilmiyor; hep lafta kalıyor. Buralarda sıkıntı büyük Ahmetçiğim. Ağrı’daki fabrikamızda 2 bin kişi çalışıyordu; kapattık. Zarar ettik; devlet de bunu biliyordu. Ticaret zararına yapılmaz.

 

Pamuk üreticisine ve devlete mesajım şu: Üretici pamuk üretimine devam etmeli. Devlet ise üreticiye çok büyük destekler vermeli. Sulamada kullanılan elektrik para, gübre para, işçilik para, mazot para. Emekliye seyyanen 5 bin TL emekli parası veriyorsan, yol ve köprü yapımını destekliyorsan, çiftçiye de destek vereceksin. Bunun maliyeti olmaz. Bu insanları çalıştıracaksın. KÖYLÜYÜ DESTEKLEYEREK KÖYÜNDEN UZAKLAŞMAMASINI VE KÖYÜNDE MUTLU OLMASINI SAĞLAYACAKSIN.

 

“SÜT ÜRETİCİSİ İÇİN BİR FİYAT KOYUYORSUN, BİR ŞEY İFADE ETMİYOR. DEVLET OLARAK BUNU FONLAMALI VE HALKIN SÜT ÜRÜNLERİNDEN FAYDALANMASINI SAĞLAMALISIN AHMETCİĞİM.’’

 

Köylü gerekli desteği alamayınca köyünü terk ediyor, ineğini satıyor. Zarar eden Türk halkı. Böyle destek olmaz.

·         Ahmet Gözen: Cavit ağabey, geçen hafta, binlerce üyesi bulunan Süt Üreticisi ÖRKOOP’un Genel Müdürü Sn. Ünal Önal ve yine binlerce üyesi bulunan hayvancılık kooperatifi HAYKOOP’un Başkanı Ahmet Ertürk de sizin söylediklerinizin aynısını söylüyordu. Bu, düşüncelerinde Sn. Önal ve Ertürk’ün yalnız olmadıklarını gösteriyor.

·         Sn. Cavit Çağlar: Ahmetçiğim, köylü mutlu değilse, Türk insanı perişan olur, aç kalır. İthalatla bir yere varamayız. Devlet eski devlet değil. Öncelikle devletimiz büyük bir devlet ve büyük, katrilyonluk bir ekonomiye hükmediyor. Hazineden vereceksin. Doları ithalata değil TARIMA VERİP ONDAN ÜRETİM BEKLEYECEKSİN.

·         Ahmet Gözen: Politika iş hayatınıza zarar verdi mi? TMSF sarmalından nasıl kurtuldunuz?

 

·         Sn. Cavit Çağlar: Politika iş hayatıma zarar verdi ama şikâyetçi değilim. Çünkü politika benim için vatan hizmetiydi. O hizmeti layıkıyla yaptım. Bugün Türk halkının gönlündeyim. Bir sürü sorun yaşadım, hapse girdim, aleyhime açılan sayısız davalardan beraat ettim.

 

TMSF’ye, hak etmediğim halde BİR MİLYAR DOLARA yakın para ödedim. Ben işçimi işten çıkarmadım. Çalıştırdığım işçiler için SGK’ya 350 milyon Dolar prim ödedim. Bu kişileri işten çıkarsaydım SGK’ya borcum olur muydu? İşçilerimi işsiz bırakmadım.

 

Sermayem bitti. Malımı mülkümü sattım. Ama 25 bin işçime de yıllarca baktım. SGK’ya 350 milyon dolarlık faizli borcumu ödedim, hem de son kuruşuna kadar. Kimse “Cavit Çağlar borcunu ödemedi” diyemez. İŞÇİMİ DE AÇ BIRAKMADIM. Benim bankalara, SGK’ya, vergi dairelerine bir kuruş bile borcum yok. “Beni İŞÇİM VE CENABI ALLAH KURTARDI. Bizi ne Putin ne devlet kurtardı. Bana işçim ve Allah yardım etti, beni onlar kurtardı.” Beni hapishaneden çıktığımda 100 bin kişi karşıladı.

 

·         Ahmet Gözen: Cavit ağabey, sizin PUTİN’le samimi bir ilişkiniz olduğunu biliyoruz. Putin’le dostluğunuz devam ediyor mu? Putin’in Türkiye’ye bakışı nasıl?

 

·         Sn. Cavit Çağlar: Benim PUTİN’le dostluğum bitmez. Rusya’da çok değerli dostlarım var. Özellikle yöneticilerle çok üst seviyede ilişkilerim var. Rus hükümeti bana üstün hizmet madalyası verdi.

 

Ahmet Davutoğlu döneminde Rus jetinin düşürülmesinden dolayı iki ülke arasında çıkabilecek bir savaşı bu dostluklarım sayesinde engelledim. Burada Sn. Cumhurbaşkanımızın ve Sn. Putin’in dirayetli tutumları ve BANA GÜVENMELERİ sonucunda ülkeme çok büyük bir hizmet ettiğimi düşünüyorum. Sn. Cumhurbaşkanımız ve Sn. Putin’in dirayeti olmasaydı bu başarı sağlanamazdı. Bana güvendiler ve bu başarı ortaya çıktı.

Buradaki en önemli husus şuydu. YABANCI GÜÇLER UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI YERİNE TÜRKİYE-RUSYA SAVAŞI ÇIKARACAKTI. Bu savaşın önlenmesinde büyük katkım oldu. Sn. Putin’le ilişkim çok samimi bir şekilde devam ediyor.

 

Ben adam satmam. Benim dostluklarım uzun sürelidir. Gençlere de bunu tavsiye ederim. Yanlış yapanı da affetmem.

 

·         Ahmet Gözen: Uzunca süredir Türkiye’yi yöneten Sn. Tayyip Erdoğan hakkında ne söyleyeceksiniz?

 

·         Sn. Cavit Çağlar: Sn. Cumhurbaşkanımız son yılların en iyi lideri. Siyaseti iyi okuyor. Kendisini beğenir ve severim. Hâlihazırda dünyada ayarında bir adam yok, rakipsiz. Siyasetçi bir günde yetişmiyor. Tayyip Bey 20 yıldır bu ülkeyi idare ediyor ve her yıldan ders alıyor.

Tayyip Bey dünya lideri oldu. Kendisiyle çok anılarım var. Çok iyi bir dostum kendisi. İstanbul’da oturduğum evi almama bile vesile olmuştur. Belediye Başkanıyken işte bu kadar samimiydim. Bana “Beraber siyaset yapalım Cavit abi” demişti. Ancak Demirel’den sonra siyaset defterini kapamıştım. Benim siyaset yaptığım dönemime ilişkin karşılaştırma yapıyorlar. Az hata yapmışım. Ben inancım neyse, onu söylerim. Halkın ağzıyla konuşur, cafcaflı laflar bilmem. Ben samimi bir şekilde halkla kucaklaşırım. Yapmacık değil. Halk bende kendisini görür.

·          Ahmet Gözen: Rahmetli Demirel Cumhurbaşkanı olduktan sonra partinin başına sizi getirecek diye düşünüldü. Ne siz ne düşünülen diğer isim İsmet Sezgin partinin başına geçtiniz. Tansu Çiller seçildi. Tarihe not düşmek adına bu süreci anlatır mısınız?

 

·         Sn. Cavit Çağlar: Süleyman Bey Tansu Hanım’ı desteklemedi. İstanbul’daki belli bir ekip destekledi. Türkiye’nin şansızlığıdır Tansu Çiller. İşin başında bir bayanın Türkiye’yi yönetmesi şans olarak görüldü. Tansu Hanım Türkiye’yi sıkıntıya sokmakla kalmadı, Demokrat Parti’nin devamı, yılların partisi Doğru Yol’u batırdı ve yok etti. Halkın, garibanın, köylünün, çiftçinin partisiydi DOĞRU YOL.

Tansu Hanım halkın yüzüne bakamaz. YAKINDA HAYATIMI ANLATAN KİTABIM ÇIKIYOR. Tansu Çiller’le aramızda geçen olayları şahitleriyle birlikte yazdım. Kitapta Doğru Yol’un kendisi tarafından nasıl yok edildiğini okuyacak ve Türkiye’nin ne badirelere sürüklendiğini göreceksiniz.

·         Ahmet Gözen: Şunu mu söyleyelim? İstanbul elitleri Tansu Çiller’i, Anadolu aslanları Cavit Çağlar’ı destekledi. Bir anlamda İstanbul ve Anadolu mücadelesi mi yaşandı?

 

·         Sn. Cavit Çağlar: Burası Bizans İstanbul’u. Çok ayrı bir dünya. İstanbul’a kendinizi kabul ettirmek çok zor. Kırk fırın ekmek yemeniz lazım. Bizans, kullanacağı adamı arar. Beni kullanamaz. Biz Anadolu’nun yanındayız.

Benimde suçum büyük, aday olmadım. Aday olsaydım partiyi kimse elimden alamazdı. Ben olsaydım bugün hala İKTİDAR KOLTUĞUNDA DOĞRU YOL PARTİSİ OTURURDU. Bunları kitabımda anlatacağım. Sana çok sevdiğin İsmet ağabey anlatmıştır.

·         Ahmet Gözen: Cavit ağabey, madem şimdi olay buraya geldi. İsmet abi seninle ilgili itiraf gibi bir olay açıkladı. Sizin iş adamı ve politikacı kimliğinizle geçmiş dönemlerde herkese, bize sahip çıktığınızı, vefa gösterdiğinizi biliyoruz. İsmet abiyi İstanbul’a geldiğinde bu otelin 5. katında misafir ederdiniz. Son dönemde rahatsızlıkları artmıştı. Bana “Ahmet oğlum, ben öldükten sonra bu anlatacağımı Cavit’e sen anlatırsın. Sizi de Cavit Bey’e emanet ediyorum. Onun yanında olun, ona vefa gösterin, yanından hiç ayrılmayın.” dedi. Ayrıca, “AHMET OĞLUM, BEN CAVİT’E AYIP ETTİM. Şu an etrafımda doğru dürüst kimse yok. Bak şimdi bana otelini açtı. Cavit çok vefalı bir insandır. Doğru Yol Partisi Başkanlığı ona yakışırdı, çok da başarılı olurdu” dedi. Size karşı bir mahcubiyeti vardı. “Keşke Doğru Yol Partisi Başkanlığına soyunacağıma CAVİT’i destekleseydim” demişti.

·         Sn. Cavit Çağlar: Ahmetçiğim, bunu ilk defa senden duyuyorum. Bu sözden dolayı ÇOK SEVİNDİM. İSMET ABİNİN MAHCUBİYETİNİ kitabımda anlatıyorum. Sen de kitabı okursun.

·         Ahmet Gözen: Siz spora düşkünsünüz. Bursaspor büyük aşkınız. Sabahları üçte kalkıp 15 km yürüdüğünüzü biliyorum. Ayrıca sıkı bir Fenerbahçelisiniz.   Bu sene hangi takım şampiyon olur? Bursaspor’a yardımlarınız devam ediyor mu? Daha doğrusu, Bursalılar ve büyük aşkınız Bursaspor için neler söyleyeceksiniz? Konuştuğum her Bursalı sizin için “Manevi Babamız” diyor.

·         Sn. Cavit Çağlar: Ahmetçiğim, eskiden manevi ağabeyleri idim, şimdi manevi babalarıyım. Demek ki bu harika bir olay. Demirel, Antalya’da halkın “Babamız geldi” tezahüratlarıyla karşılaşınca bana dönerek “Cavit şimdi babayı bulduk” diye espri yapmıştı. Biz de “Bursa’da babayı bulduk Ahmed’im.” (Bunun üzerine Cavit abi kahkahalara boğuldu dostlarım.)

 

Ben önce Bursasporlu, sonra Fenerbahçeliyim. Ben Fenerbahçe’nin şampiyon olmasını isterim. Bursaspor’a gereğinden fazla destek oluyorum, olmaya da devam edeceğim. Bursa’daki bazı kişilerin takıma sahip çıkmaları gerekiyor. Artık yeter, her şey benden isteniyor. Ben 25 sene önce Bursaspor Başkanıyken 10 Milyon dolarlık borcunu sildim. Takımın hiç borcu yoktu. Devamlı destek oldum. Bursaspor 3 milyondan fazla Bursalının takımı. Bursa dev bir şehir. Tekstil ve otomotiv başta olmak üzere sanayisi kuvvetli olan bir şehrin TAKIMININ BU HALDE OLMASINDAN ÇOK BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYUYORUM. Bu ayıp sadece benim olmamalı. Ben görevini yapan bir adamım. Benden başka kimse elini uzatmıyor. Başkaları da taşın altına elini sokmalı. Sadece benle olmaz. Benim elim hep Bursaspor’un üzerinde.

BEN HERGÜN SABAH ÜÇTE KALKARIM. Günde 15 km yürürüm. Gece 12’de yatarım. Günde 3 saat uyuyorum 50 senedir. Dünyanın neresine gidersem gideyim, günde 15 km yürürüm. İnsanın ayakları, kuvvetli olursa vücudunu taşır. Ayaklar çok önemli.

 

Ayrıca ben 7 yaşımdan bu yana sabah namazımı kılarım. Hiç bırakmadım. Sabah namazında henüz gün doğmamış, meleklerle bir aradasın. Kendimle hesaplaşır ve dua ederim. GENÇLERE DE TAVSİYE EDERİM.

 

·         Ahmet Gözen: Cavit ağabey, sanayide, politikada duayensiniz. Gençlere ne tavsiye edersiniz?

 

·         Sn. Cavit Çağlar: İşten korkmayacaklar. Ben Akhisar’da büyüdüm. Orada benzinlikte pompacılık yaptım. Biz Akhisar’a ilk geldiğimizde 7 ila 8 yaşlarında sabah ezanında kalkıp simit sattım. Gazi İlkokulu’nda, Akhisar Ortaokulu’nda okudum. Babam ölünce liseyi yarım bıraktım. Ortaokulda gece 11’lere kadar benzin istasyonunda pompacılık yaptım. Ben evin tek çocuğuydum. Abim vefat etmişti. HAYATTA UMUTLARINI HİÇ YİTİRMİYECEKLER. Risk alacaksın. Risk almadan başarı olmaz. Ben beş parasız bu sanayiyi kurdum.

·         Ahmet Gözen: Aydın için düşünceleriniz… Aydın Adnan Menderes Üniversitesi konferans için davet etse gelir misiniz? Adnan Menderes için ne düşünüyorsunuz?

 

·         Sn. Cavit Çağlar: Rahmetli Adnan Menderes’e şükran borçluyum. Biz Yunanistan’dan kaçarak geldik. Celal Bayar ve Adnan Menderes Akhisar’ı ziyaret ettiklerinde ben ortaokuldaydım. Kendimi arabanın önüne attım ve Menderes’e mektubumu verdim. Menderes’in uçağı Londra’da düştü. Menderes Türkiye’ye döndüğünde mektupta yazdığım talebimi yerine getirdi, Türk vatandaşı olduk. Allah razı olsun. ADÜ davet ederse, tabii gelirim. Adnan Menderes’e minnet borcum var.  Son sözüm olarak Aydınlılara selamlarımı söyle. Aydınpost ve sana teşekkür eder, herkese sağlık dilerim.

Düzce Üniversitesi ve İstanbul’da olan bitenler Makale: Düzce Üniversitesi ve İstanbul’da olan bitenler