Terörden medet umanlar.

Metropollerin önemli yerlerinde, insanların yoğun olduğu alanlarda, terör eylemi yapıyorlar.

Amaçları topluma korku salmanın da ötesinde, yönetenleri tehdit etmek.

“Size, bu ülkeyi yönettirmeyiz!” mesajı vermek.

Bu mesaj, Hükümetin kararlı bir şekilde üzerine gittiği PKK ve yan destek örgütleri eliyle veriliyor.

Terör saldırıları bizim iç sorunumuz mu?

Bana göre hayır.

Etrafımızda olanlara ve sindirilen “Arap baharını” düşünürsek, ümmet coğrafyası yeniden dizayn edilmek isteniyor.

Kim tarafından?

Elbette “Sömürgeci küresel güçler” tarafından.

Bunu anlamak için biraz tarih bilgisi, biraz da siyaset bilmek yeterlidir.

Bize göre, Küresel efendilerin yüzyıl önce kurdukları düzenin aynı şekliyle sürmesi, eşyanın tabiatına aykırıdır.

Dünya hızla değişirken ümmet coğrafyasında kurdukları düzenin tarih dışı kaldığını onlar bizden daha iyi görüyorlar.

Bilginin ve malın hızla dolaşımı, yeni nesil gençlerde özgürlük ve refah talebi oluşturmaktadır.

Bu coğrafyada yaşayan gençler babalarını idare eden zorbalardan ve zorba yönetimlerden kurtulmak, refah içinde ve özgür bir hayat istemektedir.

Talepleri karşılık bulana kadar arayışları devam edecektir.

Küresel efendilerin 1. ve 2. dünya savaşından sonra kurdukları kurumlar işlev bakımından buharlaşmıştır.

Özellikle beş ülkenin veto hakkının bulunduğu “Birleşmiş Milletler Teşkilatı” buna örnektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından uzunca bir zamandır “Dünya beşten büyüktür” sözüyle ifadesini bulan itiraz, dünyada adalet  arayan toplumların hissiyatına tercüman olmuştur.

Ahlak ve adalet temelli bu itiraz kuvvetli destek bulmaktadır.

İlk defa güçlü bir şekilde bir ülke “Kral Çıplak” deme cesareti göstermiştir.

Bu cesaret ve itirazın küresel efendiler tarafından bırakın hoşgörüyle karşılanmasını en küçük müsamaha bile görmeyeceği bilinmelidir.

Ülkemizin itirazları  “Dünyada ve bölgemizde yeni düzen” talebindendir.

1920 şartlarına ilanihaye razı olmayacağını ilan etmektedir.

Bunun bir bedeli olacaktır.

Ülkemize bu bedel ödettirilmek isteniyor.

Diplomasi yoluyla hizaya getiremedikleri ülkemiz, terör ve iç savaş tehdidiyle terbiye edilmek isteniyor.

Küresel Efendiler, emellerinin önündeki aktörden kurtulmak istiyorlar.

Hedefteki adam “Cumhurbaşkanımız R. Tayyip ERDOĞAN”

Ülke TÜRKİYE’dir

ERDOĞAN samimi ve sahici politika ve söylemleriyle milletten güç alan bir lider.

ERDOĞAN ve politikaları zaafa uğratılmadan, itibarsızlaştırılmadan sonuç almaları hayal.

Diplomasi ve demokratik muhalefetle yapamadıklarını “terör ve iç savaş” tehdidiyle yapmak istiyorlar.

Amaçları toplumda yılgınlık oluşturmak.

ERDOĞAN’ı bir taraftan da “Çözüm Sürecini” bozmakla suçluyorlar.

Ki; eli silahlı örgüt kışkırtılsın ve sokaklar çatışma alanı olsun.

Kürt gençleri ölüme doğru pervasızca koşsun.

Vücutlarına sardıkları bombaları patlatarak toplumda infial uyandırsın.

Bu olaylarla ülkede kaos çıksın.

İstifa tamtamları çalınsın.

İstikrarsızlık baş göstersin.

Elbette; olaylarda güvenlik zafiyeti var mı, yok mu araştırılsın.

Her insan önemlidir.

Hiçbir ölüm, güvenlik zafiyetinden olmasın.

Bu konuda dikkatli davranılsın.

Buna itirazımız olmaz, tam aksine talebimizdir.

Biliyoruz ki, Türkiye demokrasiyle yönetilen bir ülke.

Devletin çalışırken uyacağı yasal yükümlülükler vardır.

Gerek Güneydoğunun bazı yerleşim alanlarında, gerek terörle tehdit altında bulunan her bölgede mücadeleyi, ülkenin yasaları ve imkanları içinde verecektir.

Hükümet bütün zorluklarına rağmen görevini yapma çabasındadır.

Bu çabayı sekteye uğratacak her eylem ve söylem, verilen mücadeleyi zaafa uğratacaktır.

Siyasi kaos üretmek ülkeye ve muhalefete bir şey kazandırmaz.

1 Kasım’da milletin verdiği karar doğrultusunda hükümete yardımcı olunmalıdır.

Millet, sandıkta ortaya çıkan iradesinin arkasındadır ve saygı duyulmasını istemektedir.

Buna tahammülü olmayanlara vereceği bir cevap mutlaka olacaktır.

Milletin irfanına ve ferasetine güvenenler, bunu böyle bilir ve inanır.