George Washington Üniversitesi öğretim üyeleri Prof.Dr. Scheherazade S.Rahman ve Prof. Dr. Hossein Askari 2010 yılından beridir her yıl güncellenen “İslamilik Endeksi”ni yayınlıyorlar.
Bu ölçüm dünya genelinde, insana ve onu kuşatan çevreye ilişkin icraatlarında ülkeler “Kur’an’ın ve Hz. Muhammed’in öğütleriyle ne kadar uyuşuyor ?” sorusundan yola çıkar.
Bu bağlamda “İslamilik” ülkelerin; isimleri veya nüfuslarına değil,adalet,ekonomi,insan hakları ve yönetim pratiklerine bakarak “İslami prensiplere” ne kadar uygun bir hayat sürüp sürmediklerini ölçer.
Bu yazıda yararlandığımız 2024 yılı ölçüm verilerine ait olanıdır.
Demek oluyor ki, endeks çalışmasını yapanlar namaz, oruç gibi dini ritüellere değil İslam’ı toplumsal, yönetişim ve evrensel açıdan inceliyorlar.
Bunlar:
BİR: Ekonomik İslamilik: Fırsat eşitliği, refahın adil dağılımı, yoksulluğun önlenmesi, yolsuzluğun engellenmesi, iş ahlakı,
İKİ: Yönetim ve Hukuk: Kanun önünde eşitlik, şeffaflık, ehliyet ve liyakat, mülkiyet haklarının korunması,
ÜÇ:,Eğitime ve sağlığa erişim, başta yaşama, ifade,haber alma gibi sivil özgürlüklerin,kadın haklarının ve azınlıkların korunması
DÖRT: Çevreyi ve ekolojik dengeyi koruma, barışçıl politikalar gibi milletler arası ilişkiler.

Şehrazat S.Rahman ve Hüseyin Askeri’nin çalışmalarında hayli ilginç ve çarpıcı veriler de yer alır.
Bu bağlamda araştırmanın en çarpıcı yönü İslam’ın ahlaki, hukuki ve ekonomik ilkelerini en iyi uygulayanların çoğunlukla Batı ülkeleri olmasıdır.
Mesela listelerin ilk sıralarında genellikle Yeni Zelanda, İsveç, Hollanda, İzlanda, İsviçre, Danimarka, İrlanda gibi şeffaflığın, sosyal adaletin, hukukun üstünlüğünün yüksek olduğu ülkeler yer alır.
Buna karşılık nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler ise (İslam İşbirliği Teşkilatı Üyeleri) listenin genelde gerisindedir.
Malezya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler listenin her ne kadar üst sırasındalar gibi görünseler de bu İslam Ülkeleri arasındaki üstünlüktür,149 ülkenin yer aldığı karma listede bu ülkelerin 30-40’ın üzerine çıktıkları nadirdir.
Türkiye’nin karne notları ise onlardan da kırık...
Endeksin yayımlanmaya başladığı 2010 yılından beri yapılan ölçümlerde Türkiye 65’in üzerine çıkamadığı gibi hiçbir İslam Ülkesi de ilk 10’a girememiştir.
Örnek en güncel veri 2024 endeksine göre zirvedeki ilk beş ülke:
İrlanda... İzlanda... Yeni Zelanda... Danimarka... Finlandiya’dır.
Çoğunluğu Müslüman ülkeler arasında 41.sırada yer alarak liderliğini koruyan Malezya’yı BAE ve Katar takip etmiştir.
2024 sıralamasında halkının çoğunluğu Müslüman olan ülkeler sıralamasında sonuncular ise Afganistan... Sudan ve Suriye’dir.
Bu da bize gösteriyor ki, sopasını Demokles’in kılıcı gibi halkın sırtından eksik olmayan otoriter rejimlerle milletler ne içte huzur bulabiliyorlar ne de bir avuç mutlu azınlık dışındakiler refahtan pay alabiliyorlar.
Türkiye’ye gelince:
2015 yılında İslamilik sıralamasında 65.ci sırada kendine yer bulan Türkiye 2024 ölçümlerinde 108.sıraya gerilemiştir.
Bu iniş, çıkışlar son on yıldaki ekonomideki dalgalanmalar, kurumsal liyakatsizlik, hukuki ve şeffaflık endekslerindeki kayıplarla doğrudan ilişkilendirilmektedir.
2024 endeksine göre Türkiye’nin performans eğilimlerinde:
1- Gelir adaletsizliği ve yüksek enflasyon ekonomi alanında puan kaybettirmektedir.
2-Kanun önünde eşitlik, yargı bağımsızlığı ve yolsuzluk algısı hukuk ve yönetişimdeki zayıf performansın birer sonucudur..
3-İfade özgürlüğü, kadın hakları ve gösteri hakları benzeri insani ve siyasi haklardaki daralmalar Türkiye’yi küresel ortalamanın altında bırakmıştır.
Diğer taraftan Müslümanlardan Prof Dr.Şeherzade S.Rahman ve Prof.Dr. Hüseyin Askeri’nin bu çalışmalarına itiraz edenler de yok değildir.
İlk eleştiri endeks kriterlerinin doğrudan Batılı, seküler kalkınma ölçülerine tıpa tıp olmasa da fazla benzerlik gösterdiğinedir
Halböyle olunca bu endeks İslam’ın ibadet ve inanç esaslarını dışarıda bırakarak yalnızca toplumsal çıktılara odaklandığı için inanç boyutuyla eksiktir.
Ama ne var ki, Prof.Dr. İlhami Güler’in de dediği gibi diri vicdan ve derin düğünce eksikliğimizin bizi sürüklediği acınacak halimiz de ortada.
“İster seküler/laik, isterse muhafazakâr dindar nitelemeler olsun bunların pek fazla bir anlam ve içeriği yok gibi. Her iki kesim için olmayan şey, diri vicdan ve derin düşünmedir.“Düşünme” derken Kur’an’ın her bireye“farzı ayn/kişisel sorumluluk” olarak yüklediği “hasbi” (samimi) ve muhasibi(eleştirel) “düşünme” yi kastediyorum. “Hesabi”(çıkarcı) düşünceyi değil. Hepimiz zaten ordayız,” der.
İlhami Güler devamında:
“Bu ikisi canlı imanı(dini) ve aktif-dinamik ahlakı yaratır. Vicdanın sigortası olan Allah’tan(58/7.59/19) “dua” ile yardım talebi, istikamet üzere olmayı garanti eder.”
“Bunların (yani canlı imanın ve aktif-dinamik ahlakın) olmadığı yerde de kendini veya Tanrıyı kandırma vardır. Bu durumlar bir tarafta “kişisel”,diğer tarafta “kitlesel” değildir, her iki kesimde de kitleseldir,”
(...)
Dedikten sonra İlhami Güler Sonuç olarak:
“Kamu Yönetiminde liyakat, eşitlik, hukuk/kural yerine sadakat ve aidiyet(bizden) kriteri, haksız çıkar elde etmek ve güç istenci olarak ahlaksızlık veya kul hakkı yemektir.
Soruyu tekrarlayalım:”Neden ahlaksızız?” Çünkü Allah’sızız.Biz Allah’ı unuttuk,Allah da bizi(59/19)”
Diyor.
Son tahlilde herkes hamaset yapmaktan vazgeçsin... Kendine gelsin... Sonra aynanın karşısına geçsin... Payına düşeni alsın.
149 Ülke arasında İslamilikte 108.ci olma konusunda yüzde 98’i Müslüman olan bir Ülke’de başka ne denir ki...
Kaynak:
İslamilik Vakfı 2024 Endeksi (Https: islamicity- index. org/wp/latest-indices-2024/)
Neden Ahlaksızız? İlhami Güler Perspektif,20.10.2026