Bir toplumda, bir cemiyette;
-Büyüğe, küçüğe hürmet azaldığında...
-Gençlerin ve çocukların aşırı yaramazlıkları görüldüğünde...
-Halkın genelinin rahatsız olduğu ahlak dışı hal ve hareketler çoğaldığında...
-Manevi değerlere ve ahlaki normlara saygı kalmadığında bu kusur ve eksiklikleri özetleyen halkın bir gerekçesi vardır:
Eğitim Şart!
Devlette;
-Bir kurumda çalışma disiplinine uyulmuyorsa...
-Çalışanlar tarafından işlerini yapmak zorunda oldukları ve onun için maaş aldıkları vatandaşlar arasında “bizden olan,olmayan” ayrımı yapılıyorsa...
- Hediye adı altında rüşvet alınıyorsa...
-Çalmaya vakit bulamadıklarında kendilerini namuslu zanneden fırsatçılardan geçilmiyorsa...
-Hak almaya gelince ilk sırada saf tutuluyor, sıra çalışmaya, ödevini yapmaya gelince kaytarılıyorsa...
-Devletin parasını harcarken cömert, kendi parasına gelince cimri davranılıyorsa...
-Devletin arabasında,devlet adına harcamalarında haram-helal,kul hakkı tanınmıyorsa...
-Arkasındaki güce dayanılarak görev suistimali yapılıyorsa...
Halkın bütün bu har vurup, harman savurmaları sonlandırmaya yönelik ileri sürdüğü çare de şudur:
Denetim şart!
Gerek toplum düzenindeki aksayan yönleri önlemede gerekçe gösterdiği “eğitim şart” önerisi, gerekse kamu düzeninin, yasaların emrettiği şekilde işlememesi ve kaynakların yerli yerinde, usulüne göre harcanmamasını özetleyen “Denetim Şart” uyarısı günümüz ortamı da göz önüne alınırsa yerinde ve isabetli tespitlerdir
Örneği de var:
Günümüzde devlet nasıl ki, kameralar yardımıyla kentlerdeki hırsızlık vakalarını minimum seviyelere düşürebildiyse nasıl ki,kırsal mahallelerde hayvan başta her türlü hırsızlığı en aza indirebildiyse aynı önlemi kamu kurumlarında periyodik denetimlerle pekala hayata geçirebilir.
Diğer taraftan denetim sadece devlet kurumlarına özel bir kontrol mekanizması da değildir eğer özel sektör kuruluşu bir şirket ya da holding iç denetimi ihmal ederse sermayeyi kediye yükleyeceğini bilir.
Kaldı ki kamu kurumları yakın zamanlara kadar idari yönden bağlı bulunduğu bakanlık müfettişleri tarafından mali açıdan Sayıştay tarafından zaten denetleniyordu.
Bu denetimler yapılıyor ama şekil ölçeğinde...Eksikleri kuruma rapor ediyor,maddi hatalarda sorumlusuna zimmet çıkarmıyor.
Eğer günümüzde suistimaller, manipülasyonlar oluyorsa ve sonucunda millet bundan zarar görüyorsa ayrıca devlete ve kurumlarına olan güven azalıyorsa bunun tek nedeni zimmeti kaldıran denetimsizliktir.
Denetim sadece vaka anında sorumluları tespit etmek için biraz da olayı soğutmaya yönelik iki,üç müfettiş görevlendirmekle yapılmaz.
Denetimden asıl amaç personeli eğitmek kurumların kendilerini çek etmelerini sağlamak, neden olacağı şeffaflıkla bir yandan başarıyı ya da başarısızlığı görünür kılmak diğer yandan da hizmette kaliteyi artırmaktır.
Yoksa devlet rayından çıkar. Adrese teslim ihaleler, doğrudan temin yoluyla satın almalar gelenek haline gelir.
Harcamalarda devletin yararı gözetileceği yerde bu makama gelmede referans olanların istekleri doğrultusunda kararlar alınır.Bu kararı alanlar kendileri de nemalanabilirler.

Oysa o para marketten alış veriş eden emeklinin, dar gelirlinin, kıt kanaat geçinen küçük esnafın, tarladan beklediği pamuğu alamayan çiftçinin, aldığı ücretten vergi kesilen asgari ücretlinin cebinden çıkan vergilerdir.
Çünkü kamu kaynakları vatandaştan toplanan doğrudan ya da dolaylı vergilerden oluşur.Suistimali yapan ya da çalınmasına aracılık eden aslında kendi parasını da birilerine peşkeş çekmektedir.
Denetim ayrıca olan,biteni herkesin görebildiği şeffaflığı da beraberinde getirir.Bu da çalmayı,çarpmayı,devletin kaynaklarını usulsüz kullanmayı önler.
Kaldı ki, denetim denetlenin de güvencesidir. Yalnızca yöneticilerin açıkladığı kadarının öğrenilebilindiği bir ortamda insanların sağlıklı değerlendirmede bulunması beklenemez.
Son tahlilde bir ülkenin, bir kentin geleceği kul hakkına tecavüz edenlerin vicdanlarına bırakılmayacak kadar değerlidir.
O nedenle denetim şarttır!
Çünkü hesabı sorulmayan ve toplumun yüzleşmediği maddi olsun manevi olsun her yanlışın faturasını eninde, sonunda millet öder.