Referandum yaklaşıyor.

Siyasal guruplar nasıl davranacağını belirlemiş durumda.

CHP-HDP-SP-BBP-VATAN.P-DP-EMEP vs Birçok parti HAYIR tarafında.

Baro, Muhtemelen Mimarlar odası, LGBT vs gibi örgütler HAYIR’cı.

PKK-Kandil- FETÖ- DHKP-C- TİKKO -ISİD HAYIR cephesinde…

Muhtemelen ne kadar gezici “Yeşilsever(!)” varsa onlarda aynı saftadır.

Bunların birçoğunun neden burada olduğunu biliyoruz.

Söylemeye gerek yok.

Bunların ortak özelliği milletin kahir ekseriyetinin karşısında olmaları.

BBP-SP-DP’nin neden bunlarla beraber olduğunu ise bilmiyoruz.

Bunlar içeride karşı olanlar.

Birde dışarıda karşı olanlar var…

Almanya, Hollanda vs. vs...


 

***

AKPARTİ - MHP- HÜDAPAR EVET diyor.

2010 referandumunu ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP-CHP aynı saftaydı.

MHP seçmenin yarısı her ikisinde de partisinin aksine oy kullanmıştı.

2010 referandumunda 12 Eylül mağduru bir çok ülkücü HAYIR diyerek, vesayetçi anlayışın partisi CHP ile aynı yönde irade beyanında bulundu.

Şimdi de durum pek farklı değil.

Hatta MHP içinde Bahçeli’ye karşı biriken öfkenin uzantısı olarak HAYIR yönünde daha keskin bir duruş var.

Bu tavrın sebebi, milliyetçilik anlayışlarında öne çıkan ulusalcı düşünce ve Bahçeli karşıtlığıdır.

MHP bu süreçte ayrıştırıcı değil, mutedil ve muhafazakâr değerlerle zenginleşmiş “Organik milliyetçi” duruş göstermektedir.

Bahçeli veya MHP’nin duruşundan rahatsız olanları 2010 referandumundan hatırlıyoruz.

Onların bir kısmında ERDOĞAN fobisi ve hazımsızlığı da mevcut.

Bahçeli düşmanlığı, itirazlarının tuzu biberi.

Bu tavır MHP’de kalıcı hale geldi.

Ayrışmaları kaçınılmazdır.

Referandumdan EVET çıktığında, grubun partiden kopuş ve tasfiyesine tanık olacağız.

Sonrasında, nasıl davrandıklarını hep birlikte göreceğiz.

Hayırcı kesime dâhil olan SP-DP ve BBP'lilerin durumu sonuçlar açısından değil, durdukları yer açısından önemlidir. Hayır diyenlerin, bu siyasi çizgiye sempati duyanları etkileyeceklerine hiç ihtimal vermiyorum.

***

Merak edilen Kürtlerin ne yapacağıdır.

Laik Kürt seçmen HDP /PKK’nın yönlendirmesiyle HAYIR diyor.

Muhafazakâr ama Kürt aidiyetini önemseyenler nasıl davranacak?

Bilinmeyen bunların tutumu.

Bu kesimin aidiyetleriyle ilgili kaygıları var.

Bu kaygılar giderilir mi?

Bekleyip göreceğiz.

Muhafazakâr Kürtler Erdoğan’ı seviyor.

Yürütmenin millet tarafından seçilmesinin yaşadıkları endişe ve kaygının giderileceğine inanırlar mı?

Bu önemli.

Hatırlayalım;

7 Haziran seçim sonuçlarında sandıktan tek başına iktidar çıkmamıştı.

Hiç bir parti HDP ile koalisyon kurmayı telaffuz etmedi.

Her parti bu ihtimalden uzak durdu.


 

Sadece CHP düşünebilirdi ancak sayıları yetmiyordu.

Şimdi referandumdan EVET çıkarsa koalisyon arayışları bitecek, sandık yoluyla oluşacak ittifak ülkeyi rahatlatacak ve güçlü kılacaktır.

Muhafazakâr Kürtlerin kararı bunun için önemlidir.

Referandum sonuçları sadece Yürütmede değil Yasamanın seçilmesinde de etkili olacaktır.

Yasamada, yani meclisin seçiminde, HDP-MHP-CHP ve AK PARTİ varlığını sürdürecektir.

Değişiklik varlıklarını ortadan kaldıramaz.

Bu partilerin toplumda ciddi karşılığı var ve kolay yok olmaz.

Yaşama böyle oluşurken, Yürütme de Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesiyle; koalisyon ve çift başlılığın doğurduğu sonuçlar bertaraf edilecek, ülke zaman kaybetmeyecek, kararlar hızlı bir şekilde alınarak uygulanacaktır.

Bu bir imkân ve fırsattır.

Önümüze gelen tarihi imkân ve fırsat  heba edilmemeli,  farklılıklar değil, benzerlikler ön planda tutulmalıdır.

Türkiye sandığın birleştirici gücüyle hem içeride, hem dışarıda daha güçlü olacak, ülke üzerinde yapılacak dış kaynaklı operasyonlara karşı daha dikkatli olacak ve fırsat vermeyecektir.

Yeni sistemde ayrışan değil, birleşen taraflar milletten itibar görecek, yani uzlaşma zorunlu olacaktır.

Geleceğini bu topraklarda arayan Türkler ve Kürtler iki dinamik gücü, geçmişte olduğu gibi istiklal ve istikbale yürüyerek yıllardır özlemini duydukları “Büyük ülke” hedefine ulaşabilirler.

Dışarıdan gelecek yardıma veya kışkırtmalara meylederek içeride huzursuzluk çıkaranlar ve bozgunculuk yapanlara fırsat verilmeyecektir.

Coğrafyada yaşayan insanların değerlerine karşı aşağılayıcı tutum takınan ve batılı değerlere öykünenlerin, bu ülkeye ve insanlarına verecek bir şeylerinin olmadığı artık anlaşılmış olmalıdır.

“Bu coğrafyanın birleştirici değeri islam, karşılıklı haklara saygı temelinde kurulacak geleceğimizin esasıdır.”

16 Nisan bu birlikteliğin ilanı, Anadolu coğrafyasından yenidünyalara açılışımızın “Modern Ergenekon’u” olmalıdır.

Bu destanı yazmak  iki kavmin “Milliyetçi- Muhafazakar Demokratlarının” elindedir.

Bu kazanım; düşmanlarımızın korkusu, milletimizin yüz elli yıllık özlemidir.

Vesselam...

 

 

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA