MHP içinde oluşan muhalefet, adeta Akşener’le ete kemiğe bürünmüş vaziyette.

Yani diğer adaylar Akşener’in gölgesi altında kalmıştır.

Bu tespiti yaptıktan sonra;

MHP’de başkan arayışı üzerine bir kaç kelam edelim.

MHP’de Bahçeli’nin sorgulanması Ecevit’le kurduğu koalisyonla başlar.

Hatırlayalım.

1991 seçimlerinden sonra seçmen Refah Partisine yönelmiştir.

Ancak devlette yuvalanan sivil- asker bürokrasiyle, Refah Partisinin yaşadığı çatışma, hükümetin vereceği hizmetlere engel olmuştur.

Millet ise, devletle kavga istememektedir.

Bu sebeple seçmen, merkez partilerden umudunu kesmiş oy vereceği parti aramaktadır.

Seçmen, devlet bürokrasisi karşısında “Meşruiyet” sorunu yaşamayacak “Milliyetçi” bir partiyi iktidara taşıyıp hükümet sorununu çözmek istemiştir.

1999 seçimleri bu bakımdan önemlidir.

Yapılan seçimlerde, siyasetin sağ yelpazesinde yer alan partiler arasında MHP 1. parti yapılmıştır.

Yapılması gereken MHP liderliğinde bir hükümet kurmak iken, Bahçeli sürpriz bir kararla “Doğru Yol ve Refah partileri dinlensinler!” diyerek çıkmaz bir yola girmiş, Ecevitin Demokratik Sol Partisine iktidar yolunu açmıştır.

Rahşan hanımın ülkücülere yaptığı ağır hakarete rağmen DSP’ye payanda olmuştur.

Böylece; Bahçeli ilk büyük hatasını yapmıştır.

Üç buçuk yıl süren koalisyon hükümeti zamanında yapılan “soygunlar, vurgunlar,” milleti öfkelendirmiş, mecliste temsil edilen bütün partileri 2002 seçimlerinde meclis dışında bırakmış, yeni kurulan AK Partiyi tek başına iktidara getirmiştir.

2007 seçimlerinde ise iktidarda bulunan AK Parti %47 oy alarak güven tazelemenin ötesinde, seçimden büyük güç toplayarak çıkmış, seçmen AK Partiyle “Yola Devam” demiştir.

AK Partinin başarısı 7 Haziran seçimlerine kadar sürmüş, 7 Haziranda üzerine yolsuzluk iddiaları bulaşan, tavırlarında kibirlenme gördüğü AK Partinin yanına, MHP’yi ortak yapmak istemiştir.

Bahçeli’nin koalisyonu engelleyen ve “Hayırda hayır vardır!” söylemini doğru bulmamış, Hükümet kurulamayınca da fatura MHP’ye kesilmiştir.

1 Kasım seçimlerine girerken seçmenin “Vermek istediği mesajdan dersini aldığını” beyan eden AK Parti, yeniden %49,5 oyla tek başına iktidara gelmiştir.

Bu gelişmelerden sonra, Bahçeli’nin politik duruşu, parti içinde ve kamuoyunda ciddi ciddi sorgulanmıştır.

AK Partiyle koalisyon hükümeti kurmaması partide muhalif  sesleri yükseltmiştir.

Parti içi muhalefetin çekim merkezi Akşener olmuştur.

Akşener, muhalefeti taşıyacak potansiyele sahip midir?

İşte esas soru/n buradadır.

Bunu ancak, Akşener’in söylemlerine ve üslubuna baktığımızda görebiliriz.

Aslında Akşener, daha çok AK Partiyle koalisyon kurmadığı için Bahçeli’yi eleştiren partililer tarafından desteklenmektedir.

Böyle olmasına rağmen, Akşener AK Parti karşıtlığı üzerinden muhalefet yapmaktadır.

Yani ortada bir çelişki vardır.

Akşener, “Cumhurbaşkanı karşıtlığı,“Saraya yürürüm!” efelenmesi, “Terörü 6 ayda bitiririm!” mesajıyla istediğini elde edilebilir mi? Göreceğiz.

Terörle ilgili çıkışına biraz değinelim.

Milletimiz, 1 Kasım sonrasında hükümetin terörle mücadeledesini yeterli görmüyor mu?

Bu soruya “Evet” demek mümkün değil.

Zira terörün sadece iç sorun olmadığı bilinmektedir.

Terörün, “Bölgesel ve Küresel boyutları” vardır.

Milletimizin aksine, Akşener terörü iç politik malzeme olarak görmekte, “Altı ayda bitireceğim!” söylemi dışında bir şey söylememektedir.

Vaziyet buyken, Akşener’den beklenti içine girenlerin “Sükut-u hayale” uğramaları mukadderdir.

Bize göre,  Akşener bu güveni vermemekte, popülerlik üzerinden sonuç alacağına inanmaktadır.

Popülerlik ise kalıcı değildir.

“Yaz yağmuru” gibidir, geçicidir.

Kalıcı olmak ve umutları diri tutmak için, popülerliği destekleyen, millete umut veren politik söylemlerinin olması lazım.

Değilse,  AK Parti karşıtlığı üzerinden siyaset üretenlerle,  AK Partiden arta kalan oyu paylaşmak zorunda kalır.

Partililer öncelikle, liderlik arayışında parçalanmaya fırsat vermemelidir.

Bahçeli’den sonra ne olacağı iyi hesaplanmalıdır.

MHP için en büyük risk parçalanmaktır.

Bu işin sonunda;

“Dimyada pirince giderken evdeki bulgurdan olmakta var”

Çözüm; partide lider değişiminden öte, “istişari kurullar”oluşturmaktır.

Bunu yapmak için tarafların eteklerindeki taşları dökmesi yeterlidir.

Vesselam...