Ülkemizdeki milletvekili seçimlerinde erken seçim sık kullanılan bir enstrümandır. İktidarı elinde bulunduran siyasi parti şartları kendi lehine gördüğü durumlarda sıkça bu yola başvurabiliyor. Özellikle seçimden çok kısa bir süre öncesinde bu kararı alırsa bu seçim erken değil baskın seçim oluyor. Böylece hem muhalefet yeterli hazırlık yapamayacak, hem de şartlar kendi aleyhlerine dönmeden seçimi kazanmak isteyecektir.
Günümüzde de erken veya baskın seçim için uygun şartlar var. Yaklaşık 20 yıldır iktidarda olan AKP'nin oyları ilk kez %20 bandına kadar geriledi. Özellikle son zamanlardaki döviz krizi ve ardı arkası kesilmeyen zamlar AKP iktidarını oldukça zora soktu. Özellikle yılbaşı ile birlikte gelen aşırı yüksek zamlar fakir fukaranın belini büktü. Bu durumdan kurtulup oy oranlarını yükseltip seçmen kitlesini konsolide etmek isteyen AKP iktidarı işe asgari ücret zammı ile başladı.
Hükümetin asgari ücretlilere zammından sonra tüm kamu personeline maaş zammı ve sosyal refah öngörüsü erken seçim tartışmasını alevlendirdi. Çalışanlar gibi emeklilerin de beklentileri söylenenler üzerine fazlalaştı. Bugün açıklanacak Aralık enflasyonu %12 civarında çıkacak gibi görünüyor. Bu rakam ortalama emekli maaşlarına %23 civarında zam anlamına geliyor. Ancak beklenti bu zamma ek olarak en az %15 ile %25 artış beklentisi var. Gerçi konuyu konuşan çok ama şimdiye kadar elle tutulur bir gelişme olmadı.
Bu arada Çalışma Bakanlığı konfederasyonlarla görüşmeye başladı. Bu görüşmeler yeni yılın ilk haftasında devam edecek, bugün açıklanacak enflasyon oranı ile şekillenecektir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının, tüm kamu personeline bir “Sosyal refah düzenlemesi” yapılacağı açıklamasının gelmesi ise siyasi kulislerde özellikle muhalefet cephesinin dillendirdiği erken seçim öngörülerini kuvvetlendiriyor.
Bunlara ek olarak iktidarın 3600 ek gösterge ve Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili düzenlemeleri de yeni yıl için gündemine alması, bu konuda konfederasyonlar ile görüşmeye başlaması da erken seçim öngörüsünü güçlendiriyor. 3600 konusunda Cumhurbaşkanımızın 2018 Haziran ayında verdiği sözü tutmadığı konusu da gündemdeki yerini koruyor.
Uzmanlara göre iktidar, toplumu bu ekonomik manevralarla yanına çektiğinde seçim kartını gösterecektir. Elbette muhalefetten yükselen erken seçim çağrılarına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli kapıları tamamen kapatmış görünse de, erken seçim tartışması toplumsal baskı ile birlikte önümüzdeki günlerde iyice alevlenecek gibi görünüyor.
Elbette tek başına bu çalışmalar erken seçimi açıklamıyor. Ayrıca bu maaş düzenlemelerinin sonuç verebilmesi, bunun siyasi bir avantaja dönüşmesi kısa sürede pek mümkün görünmüyor. Çünkü kamuoyundaki sorun sadece gelir durumunun düzelmesi değil, bozuk ekonomik düzen ile ilgili rahatsızlığın büyümesi, yükselen enflasyon trendi ve bunun geleceğe dair yarattığı tedirginlik sıkıntı oluşturuyor. Bu nedenle sırf ücret artışlarıyla rahatsızlığı azaltabilir ama bu durum oy verecek kalabalıkları yeniden kazanmaya yetmeyecek gibi görünüyor.
İşin başka ilginç bir yanı 2022 Haziran ve Temmuz aylarında yapılacak bazı merkezi sınavların tarihleri bu arada değiştiriliyor. Anadolu’nun değişik illerinde başta AKP olmak üzere partiler sahada çalışmaya başladılar bile. Bazı anket kuruluşları seçimlere hazırlık olmak üzere toplumun beklentilerini öğrenmeye çalışıyor. Yeni seçim için çalışmalar bir şekilde başlamış görünüyor.
Seçim kanununda seçimlerden 90 gün önce meclisin karar almasını öngörüyor. Bu süre YSK'nın seçimlere hazırlık yapması için gerekli olan süre. Ancak YSK'nın yaptığı açıklamalarda 60 günlük sürenin yeterli olduğuna vurgu yapılıyor. Yani iktidar baskın bir seçim yapıp muhalefeti hazırlıksız yakalamak için bu süreyi kısaltabilir.
Eğer ortaya çıkacak tabloda iktidar kendisi için avantajlı olduğunu, bu birikmiş olan memnuniyetsizliğin nispeten dağıldığını, buna karşılık karşısındaki bloğun, muhalefetin de bir toparlanma ve güçlü bir alternatif oluşturmadığını hissederse seçim şansını kullanabilir.
Bu arada Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Prof. Dr. Göksel Aşan, 30 Aralık günü Bloomberg HT yayınında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Aşan; "Kurun bu seviyelerde devam ettiği ortamda fiyat düzeltmelerinin etkisiyle Ocak ayında eksi enflasyon bekliyorum" dedi. Ancak bir gün sonra iğneden ipliğe yüksek oranlarda zam tufanı başladı. Bu şartlar altında Ocak enflasyonun eksi çıkması balığın kavağa çıkması ile eşdeğer görünüyor. Böyle bir makamda bulunan bir kişinin bu kadar altı boş bir yorumda bulunması ilginç bir durum oluşturuyor. Zamlar karşısında Allah milletimizin yardımcısı olsun demekten başka bir şey elimizden gelmiyor.
İyi yıllar dileriz.
"Marifet hiç düşmemek değil, her düştüğünde kalkabilmektir." (Konfiçyüs)