Bir kente girildiğinde, O kentin tarihini ve kültürünü yansıtan yapılar, eğlence ve dinlenme alanları, tarihi yapısı, mimari dokusu ve özellikleri, halkın giyimi ve kuşamı kent kültürü hakkında bize ipuçları verir. Kentler bu özellikleri ile belli bir kültürü simgelemektedirler. Eğer böyle simgeler yoksa ya da var olanlar ön plana çıkarılamıyorsa, O kentin kültüründen nasıl söz edebiliriz?
Kentlerimizin en büyük sorunlarından birisi, nüfus artışı ile birlikte yaşanan hızlı kentleşmedir. Ekonomik, teknolojik ve sosyal birtakım değişikliklere paralel olarak mevcut kent dokusunun hızlı değişimi gerçekleşmektedir. Hızlı nüfus artışı, kötü yönetimler, halkın duyarsızlığı gibi çeşitli nedenler Aydın’ın kent kimliğinin oluşmasında olumsuz faktörler olarak etkili olmuştur. Ayrıca yaklaşık yüz yıl önce gerçekleşen ve üç yıldan fazla süren işgal ortamı Aydın’ın kent kimliği üzerinde olumsuz etki yapmıştır. İşgal ortamı ve sonrasında kent kimliğine önemli katkılar sağlayabilecek yapılar yakılıp yıkılmıştır.
Kentin kimliğinde ya da kültüründe kent belleği oldukça önemli bir enstrümandır. Ama bellek konusunda ve üretilen kültürel çıktılar konusunda da kentimiz maalesef geri kalmıştır. Mesela belediyemizin bir kent arşivi yoktur. 1881 yılından bu yana tutulan arşiv nerede ve ne durumdadır? Bu arşivden araştırmacılar neden faydalanamıyor? Belediye kent müzesini neden kurmuyor? Bu türden soruları kolaylıkla çoğaltabiliriz.
Yine belediyeler, diğer resmi ve özel kuruluşlar kente dair bir bellek oluşmasında etkili olan kültürel çalışmalara yeterince destek vermemekteler. Yerel araştırmalar yapan bilim adamlarına, kenti tanıtan şair ve yazarlara, amatör dergi ve gazetelere desek yerine köstek olunuyor, desek yeridir. Böyle olunca kent bünyesinde yaşayan insanlarca maddi ve manevi kültür öğelerinin oluşumu sekteye uğramaktadır.
Kent kültürünü en çok etkileyen faktörlerin başında o kentin fiziksel, sosyo-ekonomik, kültürel ve tarihi özellikleri gelmektedir. Ayrıca kentte yaşayan gelenek ve görenekleri farklı, değişik kültürlerden gelen insanların yaşadıkları kente özgü görgü ve nezaket kuralları çerçevesinde bir arada yaşamayı başarması da kentin yaşam kültürünü oluşturmaktadır. Yani, kent kimliği kavramı aynı zamanda o kentte yaşayanların o kente yüklediği anlamlar ve değerler bütünüdür diyebiliriz.
Paris denince kültür ve Eyfel Kulesi, Vatikan denince din ve Vatikan Sarayı, İstanbul denince Ayasofya ve Sultanahmet Camii, New York denince gökdelenler ve özgürlük heykeli, Antalya denince turizm ve Kale içi gibi yerler akla gelirken Aydın denince çok öne çıkmış öğeleri bulmak oldukça zordur. Kentin dokusunda kentsel simge olabilecek yapılar var ama yeterince ön plana çıkmamıştır.
Kentin dokusu gözden geçirilip kentsel simge olabilecek yapı ve alanlar üzerinde çalışılmalıdır. Dışarıdan gelenler için kentin okunabilirliği artırılmalıdır. Bu yönde ekonomik çalışmalar yapılmalı, ekonomimizi nasıl çeşitlendirebiliriz sorusunun cevabı ortak akıl yolu ile bulunmalıdır. Kent tasarımcıları göreve çağrılmalı, sanatın cadde ve sokaklara taşınmasına imkan verilmelidir. Sanatsal yapılar kent kimliğinin olmazsa olmazlarıdır.
Seneca’nın dediği gibi; Şehirler bir çağda yapılır, bir saatte yıkılırlar.