Aydında her önüne gelen kurum, kuruluş, okullar, odalar vs. bir projedir tutturmuş gidiyor. Projeyi yemek sanan insanların bile olduğu bir kentte, çoğu anlamsız, bir işe yaramayacak, sadece yiyelim, içelim, gezelim tarzında projeler almış başını gidiyor. Hele AB destekli projeler varsa, değmeyim projecilerin keyfine. Şöyle bir keşkek ya da kuru fasulye projesi hazırladın mı, ver elini Avrupa. Oh, mis mis. Bir de dev projeler var. Özellikle siyasilerin seçim dönemlerinde söyledikleri, ama seçim geçtikten sonra unutulan, hatırlanmayan, hatta hatırlanmak bile istenmeyen. Bunları söylemeye gerek yok, bu projeler broşürlerle, gazete ilanlarıyla, sinevizyon gösterileriyle bizlere anlatılıp duruldu. Sanki anlama güçlüğü çekiyormuşuz gibi defalarca bunları dinledik. Eeee dinledik de ne oldu? Dinlediğimizle, kafamızın ütülenmesiyle ortada kala kaldık.

Nedense bizimkiler bir şeyleri yapmadan, henüz temel prensiplerini bile hazırlamadan projeler sunmayı çok seviyorlar. Maalesef, bizler de halk olarak belediyelerin, kamu kuruluşlarının ve diğerlerinin sunduğu bu projeleri hayranlıkla beğenerek çabuk gaza geliyoruz. Sonra aradan aylar, hatta yıllar geçiyor ama bizler yine hüsran içinde inandıklarımızla ortada lök gibi kalıyoruz.

Yerel yönetimleri ele alacak olursak, en basitinden parklara, kaldırımlara sözde yenilikler getiriliyor. Yollar tekrar tekrar asfaltlanıyor ve bunun adı ‘’helal olsun belediye aslanlar gibi çalışıyor’’ oluyor. Bir şekilde yapılan yapıtları söküp tekrar yapmak üretim mi bilemiyorum?

Aydın İli genelinde değerlendirilmeyi bekleyen o kadar güzel alanlarımız var ki; (tarihi mekânlarımız, doğal yerlerimiz vs.) ama kimse bunların farkına varmak istemiyor. Takmışlar at gözlüklerini; ‘’çevreye bakmayalım, halkın gözünü boyayalım, koltuğumuzda oturup rutin işlerle uğraşalım’’ düşünceleriyle günü kurtaralım telaşı var. Evrak üzerinde çalışmak, çalışıyor görünmek ise ayrı bir meziyet. Hele evrakları da başkalarına yaptırıyorsanız ne âlâ, ama o zaman ne diye o etkili ve yetkili koltuklar sahipleri tarafından işgal ediliyor, merak içindeyim.

Yarım saatlik sağanak yağışta dahi her yer su içinde kalıyor, trafik felç oluyor, yayalar yürümekte zorlanıyorsa nerde o yaptığınız yollar diye sorasım geliyor? Sadece asfaltları yenilemek, kaldırım taşlarını değiştirmek yeterli olmamalı. Yenilik ve gelişim öncelikli olmalı. Yenilikçi ve gelişimci olunmadığı zaman hepsi mişli geçmiş zaman hikâyesi oluyor. İşin en kötü tarafı ise ortalarda yapılan bir şey olmadığı halde sanki haklıymışlar gibi ‘’projelerimizi henüz faaliyete geçirmedik ama çok yakında halkımızla buluşturacağız’’ demiyorlar mı? İşin en ilginç yanı da bu oluyor. Nasıl projelerse henüz eskiz çalışmalarını dahi görmeden gerçekleşmesini bekliyoruz.

Afişlerde, panolarda reklam yapmasını çok güzel biliyorlar ne hikmetse. Teşekkür dolu mesajları da ihmal etmek olmaz. Her bayram seyranda, önemli önemsiz her günde boy boy afişler. Kazan kazan lokmalar, pilavlar, şerbetler, lokumlar, elmalar, armutlar vs. Halk elle tutulur ne gördü ki, neyi takdir etsin! Üstelik koca koca afiş yaptırıp neden teşekkür etsin ki!

Geçtiğimiz seçim sürecinde iktidar milletvekilleri de birçok projeden söz ettiler. Havaalanından hızlı trene, organize sera bölgelerinden turizm bölgelerine, otobanlardan çevre projelerine kadar onlarca proje. Özellike Sayın Mehmet Erdem bu projeleri en çok sahiplenenlerden. Zaman çok çabuk geçiyor, bekleyip göreceğiz ve bunların sıkı takipçisi olacağız.

Her neyse, kent aynı kent. Sorunlarla boğuşan, trafik sorununu bile çözememiş, kaldırımları işgal edilmiş, emsallerinin her yönüyle gerisinde kalmış kocaman bir köy. Yıllardır aynı sorunlar. Çözüm bekleyen, ama çözülemeyen sorunları bulunan, yetkililerin bir araya gelip sinerji yaratamadığı bir kent. Artık gelişen bir Aydın olmak umuduyla.