banner4

Hz. Muhammed'i Koruma Kanunu Çıkartılsın

Yanlış ifade etmekten Allah’a sığınırım, Haşa Allah Resulü ve öğretileri Allah’tan başka kimsenin korumasına muhtaç değildir, dünya hayatında densizlik yapmak isteyenlerin densizliğine engel olmaya çalışma talebidir bizimkisi.

Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.” (Enam 108)

Bu ayette Allah-u Teâlâ inançsızların taptıkları, değer verdiği şahıs ve toplumsal inançlara küfür, hakaret, haddi aşacak şekilde eleştiriyi yasaklamıştır. Başka dinlere, kişilere, saygı konusunda bu kadar hassas olan bu dinin (İslamiyet) peygamberi olan Hz. Muhammed (sav) elbette saygıyı hak ediyor. Şunu öncelikle ifade etmek isterim ki:

İnsanların inanç ve telakkilerine, ahlak ve yaşayışlarına, kendilerine lider tayin ettikleri şahsiyetlere saygı duyulması ihtiyacı evrensel bir gerçektir. Her ülkenin kahraman liderleri, komutanları, devlet adamı, din adamı gibi sonsuz saygı gösterdikleri liderleri vardır. Bunlar arasında en önde gelen bundan yaklaşık 15. Asır önce tebliğ ettiği din bugün 2 milyardan fazla insanın Müslüman olmasına vesilen olan Hz. Muhammed’dir. Gel gör ki hakareti, her türlü kaba eleştiriyi, hatta hadi aşarak apaçık küfrü, düşünce özgürlüğü maskesine sığınarak meslek haline getiren toplulukların ve şahsiyetlerin maalesef ülkemizde gün geçtikçe sayıları ve hadleri artmaktadır.

Oysa ki her türlü haksızlığa uğramış, hakaretler edilmiş bu Rahmet peygamberini tanımadıkları gibi, onlar için onun kim olduğunun da bir önemi maalesef olmamıştır. Bu zihniyet İslamiyet’in ilk yıllarındaki kureyş zihniyetiyle aynıdır. Yaptıkları bildikleri tek şey haddi aşıp saygısızlık yapmaktır. Zaman değişti ama zihniyet değişmedi. Gel gelelim şu merhamet peygamberine;

Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamber, incinen ve fakat asla incitmeyen bir şahsiyet, affedici, şefkatli, dürüst, mütevazi ve yeryüzünde yaratılmış tüm güzel vasıfları üzerinde taşıyan kutlu kişi.

Onun ALLAH’IN KULU VE ELÇİSİ olduğuna şehadet etmeyenin Cehenneme gönderileceği Allah tarafından şart koşulmuş şahsiyet.

Hepimizin önünde saygı ile eğilmesi ve peşinden gitmemiz gereken zat.

Madem Türkiye Cumhuriyeti Devleti Müslümanların yaşadığı bir devlettir. Madem Müslümanların Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) dir , madem onun sünnetine uymamak dünya ve ahiretin bedbahtlığına nedendir,madem Allah (C.C) onu bize peygamber olarak tayin etmiş ona Kuran-ı Kerimi ve sünneti seniyeyi tebliğ etmiş ve Müslümanlar buna uymalıdır demiş, madem ALLAH benim Peygamberimi eleştiremezsiniz, ona laf söyleyemezsiniz, onu peşinden gitmemezlik yapamazsınız yaparsanız sizi Cehennem ateşinde yakarım demiş, o zaman Ey Türkiye Cumhuriyetindeki Müslüman kardeşlerim;

Bir Müslüman olarak Allahın emrine muhalefet etmemek adına Hz. Muhammed ve onun Sünnetinin koruma altına alınmasını talep etmek benim en doğal hakkımdır. Dolayısıyla Gerek Peygamberime ve gerekse onun sünnetine yönelik eleştiri, hakaret, iftira, uydurma beyanda bulunmak, onun sünnetine uygun yaşamaya engel olmak, onun ilkelerini bertaraf etmeye yönelik her türlü eylem Türk Ceza Kanunu anlamında suç teşkil etsin.

Nasıl ki;

Demokrasi, Demokratların talebi ile

Kapitalizm, Emperyalistlerin Talebi ile

Bankalar, Faizcilerin talebi ile

Laiklik, Laiklerin talebi ile koruma altına alınıyor ise HZ. MUHAMMED (s.a.v) ve öğretileri de biz Müslümanların talebi ile koruma altına alınsın.

Ben bir Müslüman olarak insanların inandığı değerlere saldırmıyorsam, o değerlere saygısızlık yapmıyorsam hiç kimse de benim Peygamberime ve Onun ortaya koyduğu değerlere saldıramaz, beni onun değerlerine uyma isteğime karşı koyamaz, koyamamalıdır. Bu sebeple bu konuda bir kanun çıkartılmasını ve buna aykırı fiil, düşünce ve eylemlerin cezalandırılmasını talep ediyorum.

Zira sizin için nasıl kendi değerleriniz, fikirleriniz ve şahsiyetleriniz kıymetli ise bizim içinde Kuran ve Sünnet İle Allah ve Resulü kıymetlidir. Dolayısıyla herkes inandığı değerler doğrultusunda yaşama hakkına sahiptir. Bunun tek istinası ise başkalarının yaşam hakkına tecavüzdür. Dolayısıyla bir başkasının yaşam alanına saldırı olmadığı sürece herkes inandığı gibi yaşama hakkına sahip olmalıdır. Vesselam.     

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA YÜKLE! Aydınpost APPSTORE'da TIKLA YÜKLE!