ABD Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın boğucu bir gaz olan kloropikrini Ukrayna savaşında kazanım sağlamak için kullandığını öne sürdü.

ABD’nin iddialarının doğrulanması, Rusya’nın imzacısı olduğu Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’nin (CWC) ihlâli anlamına gelecek.

Kremlin ise suçlamaları reddederek iddiaların asılsız olduğunu savundu.

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, gazetecilere yaptığı açıklamada ülkesinin CWC’nin maddelerine uyduğunu söyledi.

CWC, kimyasal silahın toksik içerikleri dolayısıyla ölüm ve zarar vermekte kasti olarak kullanılmamasını öngörüyor.

Kloropikrin, 1. Dünya Savaşı sırasında kullanılan, akciğerde, gözlerde ve deride sorunlara yol açan, kusma, baş dönmesi, ishal gibi belirtiler gösteren bir kimyasal.

CWC tarafından bu maddenin kullanımı yasak, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) tarafından da boğucu gaz olarak tanımlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Rusya’yı göz yaşartıcı gaz kullanmakla da suçladı.

Geçen yıl ABD Başkanı Joe Biden, Rusya’yı kimyasal silah kullanmaması gerektiği yönünde uyarmıştı.

Biden, aksi takdirde “Rusya’nın ağır bir bedel ödeyeceğini” söylemişti.

Ancak Moskova’nın bu uyarıyı görmezden geldiğine dair daha önce de birtakım açıklamalar oldu.

Gazze: Can kaybı en az 35 bin 562 Gazze: Can kaybı en az 35 bin 562

Reuters haber ajansı da bu yılın başında Rusya’nın Ukrayna’da CS ve CN kimyasal maddelerinin yer aldığı göz yaşartıcı el bombaları kullandığını bildirmişti.

Haberde en az 500 Ukraynalı askerin zehirli gazlara maruz kaldığı için tedavi gördüğü aktarıldı. Bir askerin göz yaşartıcı gaz yüzünden öldüğü kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın biyolojik ve kimyasal silah programını geliştiren üç kurumunu yaptırım listesine aldı.

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), 2017 yılında Rusya CWC gereğince Soğuk Savaş'tan kalan son stoğunu da imha ettiğini bildirmişti.

Fakat o dönemden beri Rusya, İngiltere'nin Avam Kamarası tarafından stoğuyla ilgili eksik bildirim yapmakla suçlandı.

2017 yılından beri Rusya iki kimyasal saldırı ile suçlandı. Bunlardan biri İngiltere’nin Salisbury kentinde eski bir Sovyet ajanına, diğeri de hayatını kaybeden Rus muhalif lider Aleksey Navalni’ye yönelikti.