Siyaset neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Sürdürülebilir siyaset; evrensel ilkelere sahip, ayakların yere bastığı, doğru söylemlerin olduğu siyasettir. Bunun için söylemlerin hayali olmadığı, ütopik düşüncelerin terk edildiği, deneyimlerin değerli olduğu, saygının temel düstur olduğu siyaset beklentisi vardır. Olmayan ise iki yüzlü siyasettir. Sürdürülebilir siyasetin olmazsa olmazı her zaman söylediğimiz gibi yenilik ve değişimdir.

Sürdürülebilir siyasette görev alacak siyasilerin en önemli özellikleri; katılımcı, birleştirici ve pozitif olmasıdır. Zaten ayakları yere basan siyasi düşünceyi temsil edenlerin bu özellikleri taşıması gerekir. Güler yüz, samimiyet, dürüstlük, saygı ve sevgi, halkla bütünleşmenin, halka inerek onlardan biri olduğunu göstermenin temel taşlarıdır. Elbette siyasetin en canlı dönemi seçim sürecidir. Bu süreçte sürdürülebilir siyaset için her zaman hazır olmak, seçmenin kalbine ulaşmayı bilmek ve görev alan ekibi motive edebilmek önemlidir.

Sürdürülebilir siyaset için halk ile gönül bağı kurmak gerekir. Halkla mümkün olan her yerde; pazarda, çarşıda, kahvede, parkta, festivalde, geceleri evinde, sitesinin bahçesinde, yaz döneminde yazlıklarda buluşmak, onu dinlemek ve anlamak gerekir. Bunun için parti örgütünün her kademesi tüm yüreğini ortaya koyarak çalışmalı, seçimim özelliğine göre genel ve yerel seçimlerde yarışan adaylara tam destek verilmelidir. Özellikle kadın ve gençlik örgütleri bu konuda öncü olmalıdır.

Halkı, halkın fikrini, halkın hayat tecrübesini küçümseyen herhangi bir siyasetçinin, her kim olursa olsun, hangi makamda olursa olsun, başarılı olma imkanı yoktur. Bu durum geçmiş dönemlerde defalarca tecrübe edilmiştir. Halk Kendisinin dinlenmesini ve önemsenmesini arzular ve bu durum gerçekleşirse siyasetçiye güvenir ve mutlu olur. Halkın mutluluğu sürdürülebilir siyasetin maymuncuk anahtarıdır. Bu başarılırsa halkın güvenini kazanıp oyunu almak çok kolaylaşır.

Halkın siyasetçiden temel beklentisi tektir: Halka hizmet! Siyaset ise halkın gerçek ve acil sorunlarına kalıcı çözümler bulma arayışıdır. Ama bu arayışta ne kadar samimi oldukları tartışma götürür. Halk; sorun çözmeye odaklı, katılımcı, dayanışmacı, kendisini anlayan, daha iyi şartlarda yaşam sürmesini sağlayacak siyaset anlayışı istiyor.

Her şartta ülkemizin her köşesinde çözüm odaklı siyaset anlayışını hâkim kıldıkça daha güçlü bir ülke oluruz, toplumca korkularımızın da azaldığını görürüz. Devleti yöneten siyasetçilerin sorunlara çözüm buldukça kendilerine güvenleri gelir. Yurttaş, sorunlarına en kısa yoldan ve en hızlı şekilde çare bulabilir, daha iyi şartlara sahip olabilir.

Seçim sürecine girdiğimiz şu günlerde halk ile görüşmelerimizde halkın ne talep ettiklerinin bilincinde olduklarını görüyoruz. Halkın her kesiminden; çocuğundan yaşlısına, kadınından gencine, hepsinden inanılmaz fikirler alabiliyoruz. Artık değişim ve yenilenme fikrine halkımız yürekten inanıyor. Bu inanç ile önümüzdeki seçimlerde gereğini yapacaktır. Buna bağlı olarak içinde bulunduğumuz şartların kısa sürede düzelmesini istedikleri için her şeylerini paylaşıyorlar bizimle. Siyasetin tek kaynağı insan olduğu için aksi bir durum elbette söz konusu olamaz. Buna bağlı olarak vatandaştan uzaklaşan, ondan kopuk yaşayan siyasetçi ben siyaset yapıyorum diyemez.  

Sonuç olarak; sürdürülebilir siyaset elbette olabilir. Ancak siyasetçilerin bakış açılarını değiştirmesi, tıkanan siyasetin önünü açmaları gerekir. Mevcut siyasi yapıyla bu mümkün mü, elbette değil. Değişim ve yenilenme şart.

"Halk, hükümetinden korktuğu zaman tiranlık; hükümet, halkından korktuğu zaman özgürlük vardır." (Thomas Jefferson)