Türkiye 2018 Haziran seçimlerinde uzun yıllardır uygulanan yönetim sistemini değiştirdi. 100 yıllık parlamenter sistem değişerek neredeyse tüm yetkileri kendinde toplayan, kimseye karşı sorumluluğu olmayan başkanlık sistemine geçtik. Ülkenin önünü açacak, sorunlarının çabucak çözülmesini mümkün kılacak, ekonomiyi uçuşa geçirecek, halkı refaha kavuşturacak büyük bir devrim olarak takdim edilmiş olan bu sistemin ne derece yanlış olduğu veya en azından mevcut başkan tarafından yanlış uygulandığı görülüyor. "Ben yaptım oldu veya sadece ben yaparım" anlayışı halkın yönetim kademesine olan güvenini son derece sarmış durumda.

Aradan geçen dört yıldan fazla süre içerisinde Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’nde, vaat edilenlerin neredeyse hiçbiri gerçekleşmedi. Hatta tam tersine, bu dört yıl içerisinde işlerin önemli bir kısmı sürüncemede kaldı, çözülebilecek sorunlar bile ertelendi, ekonomi ise berbat halde, halk giderek fakirleşti, sosyal yardıma muhtaç insan sayısı katlandı.

Parlamento neredeyse sadece görüntü olarak kaldı, icracı bakanlıkları dışarıdan atanan kişiler yönetmeye başladı. Bu sisteme oy verenlerin, hatta "Yetmez ama evet" diyenlerin önemli bir kısmı bin pişman oldu.

Aynı seçim bugün tekrar yapılsa, halk aynı teveccühü gösterir miydi? Parlamenter sistemden vazgeçip yine başkanlık sistemini seçer miydi? Bize göre soruların cevabı gayet net; millet asla bu sistem değişikliğini yapmazdı. Bu konuda yapılan araştırmalar sistemi ortaya atan ve oluşmasını sağlayan Cumhur İttifakı üyesi olan partilerde bile başkanlık sistemine verilen desteğin önemli ölçüde gerilemiş olduğu görülüyor.

Yeni başkanlık sistemi ile döviz fiyatları dengeli olacak, enflasyonla mücadelede başarılı olunacak, halkın gelir düzeyi artacak, işsizlik bitecek, ülkenin büyümesi halka doğrudan yansıyacaktı. Seçim öncesi adeta rüya gibi pembe bir ülke tablosu çizilmiş, sistemin güzellikleri deste deste halkın önüne konmuştu. Sonuç ise ortada; hiper enflasyon, döviz krizi, halkın fakirleşmesi, batan esnaflar ve şirketler, bitmeyen yatırımlar, adaletin ortadan kalkması, bir kesimin zenginleşmesi, İstanbul Sözleşmesi gibi kazanımların ortadan kalkması ve halkın isteklerinin göz ardı edilmesi, her şeye yasakların gelmesi, hatta halkın yok sayılmasını yaşıyoruz.

Şimdi önümüzdeki yıl ortasında seçim yapılacak. Seçim sistemi gereği mevcut Başkan Tayyip Erdoğan'ın aday olup olmayacağını tartışmaları nedeniyle süreç içerisinde hukuk kaosu yaşayacağız gibi görünüyor. Anayasaya göre üçüncü kez aday olamayacak olması konusunda her kafadan bir ses çıkıyor. Sürekli oynanan seçim kanunu, kanunda bulunan muğlak ifadeler ve bunların arkasından dolaşılması çalışmaları seçim döneminin zorlu geçeceğini gösteriyor. Ayrıca bu karmaşık ortamın oluşabilecek veya manüple edilebilecek farklı olaylar sonucunda seçimin başka mecralara taşınması olasılığı bile bizleri ürkütüyor.

Seçimde ülke yönetimini elinde bulunduracak olan başkanla birlikte 600 milletvekili seçilecek. Kimin başkan olacağı, meclis aritmetiğinin nasıl oluşacağı seçim sonrası için çok sayıda senaryoyu gündeme getirmektedir.

Bu seçilecek meclis ya kendi kaderini parlamenter sisteme geçerek değiştirecek, ya da mevcut başkanlık sisteminin devamında etkisiz eleman olmaya devam edecektir. Bu nedenle seçilecek kadroların değişim ve yenilenmeye açık olması, kendi çıkarlarından önce ülke çıkarlarını düşünen kişilerden oluşması ve en önemlisi mevcut sistemin revize edilmesi konusunda çalışmaları gerekir.

Artık resmen olmasa da başlamış olan seçim sürecinde aday adayları kendini göstermeye başladı. Mevcut iktidarın yönetimi elinde bulundurması avantajı ile aday adayı sayısının fazla olması doğal olacaktır. Ancak muhalefette oluşan yüksek iktidar olma olasılığı karşı ittifakı oluşturan partilerde de aday adayı sayısında patlama yaşanacağı görülmektedir. Bu durum çok sayıda aday adayı arasında en iyi vekil adaylarının belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Aday belirleme aşamasında yapılacak yanlışlar milletvekili sayılarını olumsuz etkileyecektir. 2018 seçimlerinde yanlış adayların vekil sayısını nasıl düşürdüğünü Aydın CHP’de görmüştük. Artık muhalefetin iyi bir aday belirleme süreci ve iyi bir yönetim ekibi ile seçimlere girerek yönetimi ele alma zamanı gelmiştir. Seçilen adaylar nitelikli ve mümkünse yeni olmalı, oluşabilecek şartlara uyum sağlayabilmelidir.

"Ders alınmazsa, her hata bir sonraki hatanın virüsü olur." (Sadi Şirazi)