CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen 2 yıl 7 ay 15 günlük haksız – hukuksuz hapis cezası, siyasetin taşlarını yerinden oynattı.

İmamoğlu’na verilen hapis cezası ve sonrasında ortaya çıkan tablo ise en çok ‘Altılı Masa’yı etkiledi.

Daha doğrusu, bundan sonraki süreci de hayli zora soktu.

AÇIK KONUŞTU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TV’lerin Ankara temsilcileriyle yaptığı görüşmede dile getirdiği sözler, Altılı Masa’nın işinin hiç de kolay olmadığını gösteriyor.

Bu bağlamda, ‘ortak akıl’ın devreye girip hem gerilimi ortadan kaldırması hem de ‘ilişkinin sınırları’nı yeniden belirlemesi gerekiyor.

Akşener’in, CHP’li Belediye Başkanları Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu’nu ısrarla aday yapmaya çalışması, CHP’de uzun bir süredir gerilime sebep oluyordu.

Parti yöneticileri mikrofonlara konuşmasa da Akşener’in tutumundan duydukları rahatsızlığı sık sık dile getiriyor ve Akşener’in tavrının ‘siyasi nezaketi zorladığı’nı söylüyordu.

DOĞRUDAN MESAJ VERDİ

Kılıçdaroğlu, epey süredir biriken bu duyguyu, açıkça ifade etti. CHP ve İYİ Parti’nin iki ayrı parti olduğunu Akşener’e hatırlattı. “Bir parti başka bir partinin iç işlerine karışmamalı. Her partinin kendi kuralları vardır. İmamoğlu ve Yavaş görevinin başındadır” diyerek, Akşener’i açıkça uyardı.

Aslına bakarsanız, Kılıçdaroğlu bu uyarıda hayli geç kaldı.

KEŞKE ÖNCE KONUŞSALARDI

10 gün önceki yazımda, “Kapalı pazar, dostluğu bozar” demiş ve "Liderler oturup her şeyi açık açık konuşmalı" uyarısında bulunmuştum.

Eğer bu yapılmış olsaydı işler bu noktaya gelmeyecekti.

O GÖRÜNTÜ RAHATSIZ ETTİ

Kuşkusuz ki; Kılıçdaroğlu’nu bu denli açık ve sert konuşmaya iten en önemli etkenlerden biri; Akşener’in İmamoğlu ceza alır almaz 'koşa koşa’ İstanbul’a gelmesi ve CHP liderini beklemeye gerek bile duymadan otobüsün üstüne çıkarak “CHP eş Genel Başkanı” imiş gibi davranmasıydı.

Rahatsızlık yaratan diğer gelişme ise İmamoğlu’nun “İYİ Partili bir belediye başkanı” gibi hareket etmesiydi.

ARADI AMA…

Kılıçdaroğlu, CHP’li başkanın ceza aldığını duyunca kendisini aramış, geçmiş olsun dileklerini iletmiş ve “Açıklama yapma… Ben Almanya’dan hemen dönüyorum. Diğer genel başkanları da davet edeceğim. Kamuoyu önüne birlikte çıkalım” demişti.

İmamoğlu’nun bu konuşma sonrası Kılıçdaroğlu’na “Açıklama yapmayacağım, sadece halkı selamlayacağım” dediği kulislerde dile getiriliyor.

YENİKAPI DİLEKÇESİ HAVADA KALDI

Hatta bu konuşma sonrası CHP İstanbul İl Sekreteri Oğuz Kemal Yakar, İstanbul Valiliği’ne başvurmuş ve ertesi gün için Yenikapı Miting Alanı’nı kullanmak amacıyla resmi izin istemişti.

KILIÇDAROĞLU OLMAYINCA….

Ancak buna rağmen, İmamoğlu ve Akşener Kılıçdaroğlu’nu beklemedi. Saraçhane’de otobüsün üstüne birlikte çıktılar. Akşener, Kılıçdaroğlu’nun Almanya’da olmasından kaynaklı ortaya çıkan boşluğu doldurup puan kazanmak istedi.

Ancak Akşener’in bu tavrı CHP tabanında büyük rahatsızlık yarattı.

Tabanın önemli bir kısmı CHP liderinin ve yöneticilerinin olmadığı bu görüntüden rahatsızlık duydu. Zaten bu tepki ertesi günkü mitingi de yansıdı.

CHP seçmeni, uzun süredir kendisine dokunmayan ve adeta yok sayan İmamoğlu’na beklediği desteği vermedi.

KILIÇDAROĞLU’NA NE ANLATTI?

Sanırım İmamoğlu da bunun farkına vardı ki; cumartesi günü Kılıçdaroğlu ile baş başa yaptığı kahvaltıda belki de ilk kez bu denli açık bir şekilde “Ben adaylık sürecinde sizin arkanızda olacağım” deme ihtiyacı hissetti.

İmamoğlu’nun, yaklaşık 1,5 saat süren kahvaltıda, dava süreci ve sonrasına ilişkin görüşlerini aktardığı ve yaşadığı mağduriyeti dile getirdiği belirtiliyor.

“İBB’DE DEVAM EDECEĞİZ’’ MESAJI

İmamoğlu, CHP lideri ile yaptığı görüşme sonrası pazartesi günü İPA’daki ‘çelik çekirdek ekibi’ ile buluşarak İBB’deki görevine yoğunlaşacağı mesajını verdi.

İmamoğlu’nun bu görüşmede “Belediyede yapmamız gereken çok iş var. Biz projelerimizi hayata geçirelim” dediğini öğrendim.

Oysa ki; aynı İmamoğlu yaklaşık bir ay önce yakın çevresine ve belediyede konumlandırmak istediği kişilere “Ben Türkiye’yi yönetmeye hazırlanıyorum…” diyordu.

Ve yine aynı İmamoğlu’nun, yaklaşık bir yıl önce “Cumhurbaşkanlığı adaylığı için çok erken değil mi?” diyerek kendisini uyaran bir ilçe belediye başkanına “Ben Altılı Masa’yı yönetiyorum. Küçük düşünmekten vazgeç abi” dediği de biliniyordu.

Deprem bölgesinde zamanla yarışta en büyük risk: Hipotermi Deprem bölgesinde zamanla yarışta en büyük risk: Hipotermi

AKŞENER NE YAPACAK?

Yazacak çok kulis var ama yerimiz sınırlı…

İsterseniz son durumu özetleyelim:

Kılıçdaroğlu’nun son çıkışı sonrası hem Mansur Yavaş hem de Ekrem İmamoğlu, bir süre sonra kamuoyunun önüne çıkar ve “Biz aday değiliz, adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’dur’’ der.

İYİ Parti ise Kılıçdaroğlu’nun son çıkışı sonrası, Kılıçdaroğlu’na "elçi" gönderir ve “Altılı Masa’ya adaylık için isminizi getirmeyin’’ restini çeker.

Zaten İYİ Partililer bunu bir süredir kendi aralarında konuşuyordu. Kılıçdaroğlu’nun son çıkışı sonrası bu süreç hızlanır.  

Sanırım Kılıçdaroğlu bu hamleyi beklediği için belki de ilk kez “Çoklu Aday’’ ihtimaline yeşil ışık yaktı.

KILIÇDAROĞLU’NUN OY ORANI

Zira; oy oranı İYİ Parti seçmeni dışarıda tutulduğunda bile yüzde 40 bandına oturan Kılıçdaroğlu, daha önce de söylediğim üzere “her koşulda aday’’ olur ve bu seçimi 2. turda kazanır.

Ancak yine de Altılı Masa’nın liderlerinin bu gerilime son vererek ya ‘’ortak aday’’ın ismini ya da ‘’çoklu aday’’a karar verdiklerini açıklaması gerekir.

Ve tabii; aday ya da adayların isimlerini de…

Zira; zaman hızla geçiyor…

Üstelik bu seçim ‘’çantada keklik’’ de değil…