Türkiye demokrasi ve insan hakları alanında ciddi eleştiriler alsa da çok partili sistemi çalışan, seçimleri yapabilen bir ülke kimliğiyle bilinir. Bu nitelikleriyle de üçüncü dünya ülkelerinden ayrışır. Türkiye, bölgesinde bir güven ve istikrar adasıdır. Bu gerçeklere rağmen demokratik seçim ortamını ve seçmen iradesini sınırlayan nitelikte hukuk kararlarının Türkiye’nin itibarını sarstığını ve görünümünü kötüleştirdiğini düşünüyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilgili mahkeme kararı, gündemi ve siyasetin doğal akışını alt üst etti. İmamoğlu’na karşı açılan hakaret davasında hapis cezası ve siyaset yasağı çok ağır kararlar. Nitekim bu gelişmelerin dünya kamuoyunda duyulmasıyla birlikte Türkiye’yi hukukun doğru dürüst çalışmadığı kategoride gösteren, hak etmediği boyutta eleştiren haberler çıkmaya başladı.

Türkiye bir yandan hukukun üstünlüğü, hak ve özgürlükler konusunda iyi bir ülke olduğunu uluslararası yatırımcılara anlatmak için ciddi çaba harcarken bir kararın verdiği hasara bakın. Bu henüz kesinleşmiş bir karar değil, istinaf sürecine gidilecek. Yani dava bir anlamda yeniden ele alınacak, değerlendirilecek ve bir nihai karar verilecek.

Konu bununla da bitmiyor. İstinaftan çıkacak karar konusunda da temyiz mahkemesi niteliğindeki Yargıtay başvurusu açık. İmamoğlu’nun kullandığı “Ahmak” sözcüğü bir siyasetçinin sarf etmekten kaçınması gereken bir kelime. Ancak bedeli siyaset yasağı ve hapis cezası olmamalıydı.

6’LI MASA HAREKETLENDİ

Bu hafta Ankara’da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldik. Kılıçdaroğlu, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarının olası cumhurbaşkanlığı adaylığına dair mevcut görevlerine devam etmelerini istediğini bir kez daha tekrarladı.

Son mahkeme kararına tepkiler yükselirken İmamoğlu’nun adının bir kez daha öne çıkmasıyla aynı soru bu kez Almanya’dan Türkiye’ye dönen Kılıçdaroğlu’na yine soruldu. Kılıçdaroğlu aynı yanıtı verdi. Belli ki CHP lideri bu olayın soğumasını bekliyor ve aday konusunun 6’lı masanın doğal karar alma süreciyle belirlenmesini istiyor. Millet İttifakı’nın güçlü ismi İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ise İmamoğlu’na tam desteği bu son olayda da net şekilde görüldü.

İçişleri Bakanı Soylu: 'Yağma' haberleri söz konusu değil İçişleri Bakanı Soylu: 'Yağma' haberleri söz konusu değil

Aday adayları arasında adı geçen ve anketlerde yüksek oranlara ulaşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise adaylıkta öne atılan bir isim olmama yaklaşımını sürdürüyor. Bundan sonraki sürecin ne şekilde gelişeceği Millet İttifakı içi ve dışındaki çok faktöre bağlı. Kılıçdaroğlu-Akşener müzakereleri kadar HDP’nin tutumu ve diğer bileşenlerin ağırlığını hangi yönde hissettireceği belirleyici olacaktır.

İmamoğlu kararının şu ana kadar en somut etkisi ve sonucu “Bu altılı masanın enerjisi çok düşük, galiba pek iddialı bir çıkış yapamayacaklar, aday bile çıkarmakta zorlanıyorlar” diye eleştirilerin yoğunlaştığı bir dönemde kükremelerini sağladı. Saraçhane mitinginde DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın, Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın konuşmalarındaki enerjiyi izleyince bu görüşüm pekişti.