Öncelikle tüm okurlarımızın Ramazanı mübarek olsun. Zaman Ramazanı gösterince, insan geçmişte yaşananlara dalıp gidiyor. Örnek alınacak yaşamlar, kıssalar çıkıyor karşımıza düşündükçe. Bugün de sizlere Hz. Ömer ilgili küçük bir hikâye anlatacağım.

                        Hz. Ömer, bir savaş sonrası ganimetleri taksim eder. Herkese bir parça kumaş düşer. Fakat bu kumaş tek başına bir işe yaramayacak kadar küçüktür.

                        Oğlu Abdullah, babasına:

                        “Bu kumaş tek başına ne benim, ne de senin işine yaramıyor. Ben hakkımı sa­na vereyim de, kendine güzel bir elbise yaptır.” der.

                        Hz. Ömer de oğlunun hediyesini kabul ederek bir elbise yaptırır.

                        Birkaç gün sonra, üzerinde bu elbise olduğu halde bir konuşma yapmak için minbere çıkar.

                        “Ey müminler! Beni dinleyin ve bana uyun.” der.

Arka saflarda biri itiraz eder.

                        “Ey müminlerin emiri! Seni dinlemiyorum ve sana itaat da etmiyorum! Çün­kü sen, Allah ve Resul’ünün yolundan gitmiyorsun!” der.

                        Hz Ömer böyle bir iddia karşısında sarsılır.

                        “Neden?” diye sorar.

                        Adam, ağır ağır ayağa kalkar ve;

                        “Ganimet taksiminde, bizlerden hiçbirine elbise diktirecek kadar bir kumaş düşmediği halde, görüyorum ki, sen o kumaştan fazla almış, bir elbise yaptır­mışsın!” der.

                        Hz. Ömer, bu­nu duyun­ca rahatlar. Cemaat arasında bulunan oğlu Abdullah’a işaret eder. Hz. Abdullah da kalkıp durumu izah ederek, payına düşen kumaşı babasına verdiğini söyler.

                        Herkes soruyu soran kişiye bakar merakla. Adam ayağa kalkar ve

                        “Şimdi konuş, ey müminlerin emiri! Şimdi dinliyor ve sana itaat ediyorum.” der.

                        Hz Ömer bunun üzerine ellerini açar ;

                        “Ey Rabb’im! Sana sonsuz hamd ediyorum ki, beni, yapacağım hatalardan do­layı ikaz edecek bir ümmete halife etmişsin.” der.

                        O Hz. Ömer ki, Fırat Nehri kena­rında kaybolan bir koyundan bile kendini sorumlu hissederek, onun hesabını Allaha nasıl vereceğini düşünürdü.

                        Ne kadar anlamlı ve güzel bir hikaye değil mi? Hz Ömer bile halkın bir uygulama konusundaki sorusuna yanıt vermeyi, (bir kişi bile olsa) hiç kimsenin yapılan bir işle ilgili olarak aklında soru kalmamasını nasıl da önemsiyor.

                        Bizim dinimizde ve kültürümüzde “hakkını helal etmek” kavramı çok önemlidir. Yapılan bir işten, alınan bir hizmetten, geçen bir hakta sonra helalleşmek çok önemsenir.

                        Hz. Ali cennetle müjdelenen 10 sahabeden birisidir. Sahabeden birisi bunun nedenini merak eder ve sorar;

                        “Ya Ali, senin cennetle müjdelenmenin sırrı nedir?”

                        “Vallahi benim ibadetlerimin senden bir fazlalığı yoktur, ama ben her gece yatarken herkese hakkımı helal ederim” der Hz. Ali. Bunun altında yatan mana da, hakkın helal edilmesiyle, o hakkın takipçisinin yüce yaradan olduğuna inançtır.

                        Şimdi neden bunu anlattın diyeceksiniz?

                        Sayın Aydın Valisi Erol Ayyıldız’ın Aydın Valiliği görevinden ayrılıyor. Herhalde yaptığı çalışmalar merkezi idare tarafından takdir görmüş ki İzmir valiliği görevine atandı. Kendisine başarılar diliyorum. Ve Aydın’da sıradan yaşayan bir insan olarak kendisine hakkımı helal ediyorum. Fakat görev yaptığı süre içerisinde Aydın ile ilgili kendisine sorduğum sorulara hala yanıt alamadım.  Bu sorular neydi hatırlayalım mı?

                        * Aydın’da jeotermal tesislerden sıvı ve gaz salınımına ilişkin ciddi bulgular ve iddialar varken, Aydın Valiliği ve Çevre İl Müdürlüğüne gece ve gündüz yüzlerce ihbarda bulunurken, Aydın Valiliği ve Aydın Çevre İl Müdürlüğü ekiplerini olay yerine göndererek (sıvı ve gaz) numune aldırıp, gerekli tahlilleri yaptırarak 2872 sayılı Çevre Yasası ve ilgili Yönetmelikler uyarınca verilen görevi yerine getirildi mi? Buna ilişkin istatistiki bilgiler nelerdir?

                        * Çevre denetimi yapma yetkisi Aydın Valiliği ve Çevre İl Müdürlüğünde olmasına rağmen, Aydın Büyükşehir Belediye tarafından çevre ihlallerine yönelik olarak tutulan tutanaklar neden asıl kabul edilerek yasal işlem yapılmamaktadır?

                        *Birçok bilimsel inceleme ile Jeotermal tesislerden havaya ve doğaya salınan atık sıvı ve gazların yoğun bir şekilde ağır metaller içerdiği açıkça ifade edilmekteyken, Aydın ilindeki jeotermal tesislerden havaya salınan gaz değerleri takip edilmekte ve denetlenmekte midir?

                        * Aydın merkez Efeler ve jeotermal tesislerin bulunduğu tüm ilçelerde nem oranı değerleri nelerdir?

                        * Aydın'da, Jeotermal tesislerden havaya salınan gaz Bor ve ağır metaller içerdiğine göre insan sağlığı bundan etkilenmekte midir? Türkiye’de kansere bağlı ölümler 2010-2013 arasında %18 iken, Aydın’da % 42 olarak tespit edilmiştir. Menderes nehrine yakın yerleşim yerlerinde kansere bağlı ölüm oranları oldukça yüksektir. Aydında sağlık ve ölüm oranları konusunda Aydın Valiliği herhangi bir çalışma yaptı mı? Buna ilişkin bilgiler nelerdir?

                        * Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre Aydın, Türkiye’nin en kirli havasına sahip 8.şehirdir. Aydın Valiliği, hava kirliliği ile ilgili herhangi bir inceleme yaptı mı? Buna ilişkin teknik değerler nelerdir? Hava kirliliğinin nedenleri nelerdir?

                        * Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre, yaz döneminde yapılan hava kirliliği ölçümlerinde Aydın’ın en kirli 2.il olduğu tespit edilmiştir. Isınmadan kaynaklanan hava kirliliğinin mevcut olmadığı yaz döneminde bu kadar ciddi bir hava kirliliğinin kaynağı ne nedir? Bu konuda Aydın Valiliği olarak neler yapılmıştır?

                        * Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye çapında 81 ilin su, hava, atık ve gürültü kirlilik durumunu ortaya koyduğu 2015 tarihli Türkiye Çevre Sorunları ve Öncelikleri Değerlendirme Raporu'na göre su kirliliğinde Ege Bölgesinde Aydın 1. sıradadır. Aydın Valiliği olarak su kirliliği ile ilgili olarak Aydın’da herhangi bir inceleme yapıldı mı? Su kirliliğin Aydında bu kadar yüksek olmasının nedeni nedir? Bu hususta hangi önlemler alındı?

                        Jeotermal tesislerden doğaya salınan gaz ve sıvılarla her geçen gün Aydının toprağı, suyu ve havası zehirlenirken, böyle önemli sorulara yanıt vermeden, gerisinde bıraktığı çürük yumurta kokusu ile Aydın’dan ayrılan Vali Erol Ayyıldız’ın umarım içi rahattır.

                        Bu soruları başta Aydın ilinin en büyük mülki amiri ve sorumlusu olması nedeniyle, başta eski Vali Erol Ayyıldız olmak üzere, belediyelere, ilgili müdürlüklere, milletvekillerine ve tüm sorumlulara sormaya devam edeceğim. Çünkü bu soruların vebali ağırdır.

                        Hz. Ömer’in Fırat kıyısında kaybolan bir koyundan kendini sorumlu tuttuğu bir inanışın ve kültürün gereğini bizi yöneten insanlardan beklemek bir hatamı?