Verilecek her HAYIR oyu mevcut anayasa kalsın demektir.

Muhalefetin şikâyet ettiği mevcut düzenin devamını istemektir.

Yani;" 'Diktatör' her şeyi bildiği gibi yapsın.

Vekilleri belirlesin, Yargıda atamaları yapsın ve vatana ihanet suçu dışında yargılanmasın" demektir.

İstenen buysa eğer, şimdiye kadar niçin “Yeni Anayasa” istediklerini sormak hakkımızdır.

CHP ve diğer "Değişmesin" diyenlerin bu soruya cevabı var mı?

"Daha iyisi olabilir" dediklerini duyar gibiyim.

Elbette daha iyisi olabilirdi ve bunun için çalışmaları ve öneride bulunmaları gerekmez miydi?

"Evet gerekirdi." Diyorsanız.

Bu görev CHP'ye düşmez miydi?

Peki, CHP bunun için çaba gösterdi mi?

Mecliste değişiklik sürecine katıldı mı? Katkı verdi mi? Hayır.

CHP sürece müdahil olmak  yerine ne yaptı?

Meclisin çalışmaması için her türlü yolu denedi.

Olaylar çıkardı, fiili saldırılarda bulundu.

Meclisimiz tarihinde ilk defa “Isırma“ olayıyla, utanç verici muhalefet yaptı.

Demokratik siyaset bu mudur?

Seçmeni çağırdığı yer burası mı?

CHP bu muhalefetten daha iyisini yapabilir, iyi bir anayasaya sahip olabilirdik.

Ama daha iyisini ve mükemmelini yapmak yerine, kötü olana sahip çıkıyor ve çağırıyor.

Bu bir tuzaktır.

Önümüze getirilen değişikliğin Cumhurbaşkanının yetkilerini artırdığını kimse iddia edemez.

Böyle bir söylem yanlıştır ve yalandır.

Sandıkta oylamaya sunulan değişiklik teklifinde; yargı üyelerinin atanmasında Cumhurbaşkanı lehine bir değişiklik yoktur.

Kararname çıkarma yönünden, mevcut KHK'ya göre de Cumhurbaşkanı lehine düzenleme olmadığı gibi, temel haklar ve kanuna aykırı kararname de çıkaramayacaktır..

Meclis, Cumhurbaşkanının çıkardığı kanuna aykırı kararnameyi iptal etme yetkisine sahip olacaktır.

Efendim, Cumhurbaşkanının  meclisi feshetme yetkisi varmış?

Kendisinin seçtiği meclis onun kararnamesine karşı vaziyet almazmış.

Peki şimdi meclisin gücü nedir?

Cumhurbaşkanının hangi kararına karşı gelebilir?

Hiçbir kararına.

Meclise böyle bir yetki verilmesi önemlidir.

Meclis pekala bu yetkisini yanlış gördüğünde kullanabilir ve böyle bir yetki hiç olmamasından daha önemlidir.

Meclisimize itibar ve güç kazandırır.

Meclisimiz yetkisini kullandığında Cumhurbaşkanının meclisi yenileme kararı seçimlerin tamamının yenilenmesini doğuracaktır.

Keyfi uygulama yapan Cumhurbaşkanı bu riski göze alır mı?

Sanmıyorum.

Yapılacak değişiklikle, kurumların birbirlerine denetlemesi mevcut yasaya göre daha fazladır,

Denge ve denetim gözetilmiştir.

CHP’nin “Partili Cumhurbaşkanlığından” başka söyledikleri bir şey yok.

Bu da çok önemli değil ama “Yürütmenin Başı Başbakan” mevcut yasada partili değil mi?

Partili olmayan “Yürütmenin başı” olan kişi ikinci defa nasıl seçilecek?

Buna bir cevabınız var mı? Yok.

Yoksa mevcut anayasadan daha fazla, Milli İrade'nin söz sahibi olduğu anayasa mı istiyorsunuz? Hayır.

Vereceğimiz karar önemlidir.

“Cepheleşme” oyunlarına gelmeden, düşmanlık üzerinden değil, ülkemizin geleceğini düşünerek oy vermeliyiz.

Bunun dışındaki belirleyicilerin bu ülkeye ve siyasetimize faydası olmaz.

Oylamanın ana ekseni ülkenin geleceğidir.

Bu gerçek göz ardı edilmemelidir.

Hiç bir millet korkularıyla geleceğini inşa edemez, belki varlığını koruyabilir.

Ülküleri ve gelecek tasavvurları sağlam,  gençlerine güven veren milletler gelişir ve büyürler.

Millet olarak biz,  geleceğimizi inşa edecek potansiyele sahibiz.

Gençlerimizde güven duygusunu sağlamak birinci vazifemizdir.

“Tarihin kırılma ve yeniden yapılma” anında, bizim korkularla ve düşmanlık üreterek elde edeceğimiz bir imkân olamaz.

Bu bakımdan MHP ve lideri Bahçeli, siyasi misyonuna uygun davranarak, ülkemizin ve milletimizin önünü açmaktadır.

Bu gerçeği göremeyen ülkücülerin varlığı bu misyona halel getirmez ama o arkadaşların aldığı tavır, sular durulduğunda daha iyi anlaşılacaktır.

Geleceğimiz konjonktürün belirlediği "Düşmanlık ve dostluklara" feda edilmemelidir.

Bu ülke hepimizin.

Geleceği bizim omuzlarımızda yükselmelidir.

 

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA