Son zamanlarda "Hocam, oğlumun/kızımın bu davranışları için çevrem beni suçluyor, sen bu çocuğa aşırı sevgi ilgi gösteriyorsun ondan böyle diyorlar. Daha az mı ilgi göstermeliyim?"  tarzı sorularla sıklıkla karşılaşıyorum. Öyküyü dinledikten sonra ilk kurduğum cümle şu oluyor "Çocuklar aşırı sevgiden şımarmazlar". Aksine, yaramazlık olarak ifade edilen problem davranışlar bir çocuğun sevgi ve ilgi deposu yeterince dolmadığı zaman daha fazla görülür. Şımarmasın diye daha az ilgilenmek, olumsuz davranışlarda çocuğu sevgiyle tehdit etmek oldukça yanlış bir tutumdur. Anne baba sevgisine muhtaç olan çocuk anlık olarak davranışını sonlandırsa da bu tutumun iki sonucu vardır. Birincisi söz konusu davranış yalnızca cezadan kaçınmak için sonlandırıldığında içselleştirilmemiş olur. İkincisi çocuk koşullu cümlelerle koşullu sevgiyi öğrenmeye başlar. Çocuk bunu dile getirmese de şunu öğrenir "İyi bir çocuk olursam sevilirim, olmazsam reddedilirim". Bu algı temelde gelişmesi gereken değerlilik duygusunu olumsuz etkiler. Bu çocuklar sıklıkla ileriki yaşamda bir şeyleri ispat etme çabasında mükemmeliyetçi bireyler olarak yetişirler. Hata yapmaktan korkar, yaptıklarında ise gizlemeye çalışırlar. Oysa çocuğun en temelde kazanması gereken inanç "ben her koşulda var olduğum için seviliyorum ve kabul görüyorum" inancıdır.

Peki yaramazlık denilen bu davranışlar nasıl ele alınmalı?

Problem davranış olarak görülen davranışlar aslında ebeveyne çocuğun neyi öğrenmeye ihtiyacı olduğunu gösteren bir işarettir. Örneğin, arkadaşlarıyla oyuncağını paylaşmak istemeyen bir çocuğu ele alalım. Çocuğun kazanması gereken davranış elbette paylaşmayı öğrenmektir. Ancak burada ebeveyn için en önemli konu çocuğunun gelişim dönemi özelliklerini bilmesidir. Okul öncesi dönemde ben merkezci yapıda olan çocuk elbette kendisi için çok değerli olan oyuncağı paylaşmak istemeyecektir. Ebeveyn burada, hemen paylaş yoksa seni sevmem vb. bir müdahalede bulunduğunda çocuk belki mecbur kalacak ve paylaşacaktır. Ama ardından öfke nöbetleri ya da farklı davranış problemleri ortaya çıkacaktır. Yine bu çocuk, kızan ebeveynin yanında o davranışı tekrarlayamayacak ancak o ebeveynin olmadığı yerde tekrarlamaya devam edecektir.  Bir başka örnek verelim. Çocuk bedeni ve beyninin ilk 7 yıl anatomik olarak  kendi kendine regüle olma, yatışma becerisine sahip olmadığını bilen ebeveyn, çocuğunun ağlama krizleri ya da öfke nöbetlerine sağduyulu yaklaşabilir. Ancak bu bilgiye sahip olmayan ebeveyn "Beni çıldırtmak, üzmek için yapıyor bilerek  yapıyor" gibi ifadelere sıklıkla başvuracak, paralel olarak da çocuğa karşı olumsuz bir tutum sergileyecektir. Çocuğu yaramaz, öfkeli vb. şekilde etiketlemek ise çocuğun davranışının altında yatan gereksinimi ve doğru rehberlik fırsatını kaçırmaya neden olacaktır.

Gelişim dönemi özelliği diyerek bırakalım her istediğini yapsın mı çocuk?

Kocaman bir hayır ! Gelişim dönemi özelliği olarak ortaya çıkan bu davranışlarla ilgili gerçek problem ebeveyn bu davranışlara doğru sınırlar koyamadığında ortaya çıkar. Sınır koymak karmaşık dünyada çocuğa bir çerçeve çizerek güvenli hareket alanı sunar. Burada çocuğun davranışlarını doğru yönlendirmek yanlış davranışları sonlandırırken doğruları öğretmek önemlidir. Bu da çoğu kişi tarafından sanılanın aksine ödül, ceza ya da tehditle değil şefkatli sınırlar geliştirmeyle mümkündür. problem davranış ortaya çıktığında çocuğu azarlayıp reddetmek geçici çözüm sağlayacaktır. İlk yapılması gereken çocukla bağlantı kurmak ardından doğru davranış konusunda rehberlik etmektir. Çocuğunuzun davranışına tepki vermeden önce şu soruları sormak size yol gösterebilir. Neden böyle davrandı, ne öğretmek istiyorum, en iyi nasıl öğretebilirim,?

Çocuk yetiştirmenin bir reçetesi var mı?

Hayır yok! Bazı ebeveynler çocuk gelişimiyle ilgili önerilere oldukça kapalı bir tutumda olurken bir diğer grup ise önerileri birebir uygulanacak reçeteler bütünü gibi algılıyor. Oysaki her iki tutum da yanlış. Çocuğunuzla ilgili durumlarda yaşı, gelişim özellikleri, mizacı, çevresel koşullar hepsi ayrı bir faktördür. Gerektiği yerlerde uzmana başvurmak size en doğru yolu gösterecektir.

Çocuğunuza koşulsuz sevgiyi göstermek...

Çocuklar sevgiden şımarmaz demişken şunu da eklemek isterim. Her fırsat bulduğunuzda onlara ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Sık sık sarılın, mahremiyeti ihlal etmeden izin verdiği ölçüde temas edin. Bir davranışı için kızdığınızda dahi seni çok seviyorum ama bu davranışın doğru değil ve izin veremem, açıklamasını ihmal etmeyin. Özellikle küçük çocukların bunu duymaya ve temasa sıklıkla ihtiyacı vardır.

Sevgiyle kalın, iyi haftalar.