Aydın’da 2007 genel seçimlerinde (144.616 oy) üç milletvekili çıkaran MHP, bu yükselişini 2009 yerel seçimlerinde de devam ettirdi.( İl Gen. Mec.146.488 oy)
Fakat 2011’e gelindiğinde ise ciddi bir düşüşle (114.437 oy) bir, 7 Haziran’da da ( 119.539 oy) aynı şekilde bir milletvekili çıkarabildi. Bu arada 2014 BŞB seçimlerinde aldığı oy da (140.354 oy) 2007 ve 2009 un gerisinde kaldı.
Şimdi…
Ülke genelinde son seçimde oylarını artıran bu parti Aydın özelinde seçimi etkileyecek sosyal, siyasi ve ekonomik bir etken yaşanmadığı halde acaba neden Aydın’da aynı başarıyı gösteremedi?
Kısaca 2007- 2011 arasında ne oldu da bu partinin buradaki oyları çuval devrilir gibi devrildi?
Konuyu bir olaya veya şahsa bağlamak ve onun üzerinden genellemeye gitmek işin kolayına kaçmak olacağını, onun yerine sorunun yanıtını 1- Parti özelinde 2-Bu partinin 2007- 2015 yılları arasındaki siyasi duruşunda aramak gerektiğini düşünüyorum.
Birinci olarak;
Aydın’da MHP bir siyasi partiden ziyade personeli heyecanını yitirmiş… Yönetimi belli insanların arasında el değiştiren… Yenilenmeye kapalı… Fikir üretimi olmayan… Camiası enerjisini sürekli kendi iç sorunlarına harcayan…
Her türlü görevlendirmenin ”Ülkücü kantarında” tartılarak yapıldığı bir il müdürlüğü görüntüsü vermektedir.
Tabi bu özellikleri taşıyan bir siyasi kuruluşta siyaset üretmeyi, sorunlara çözüm aramayı düşünen kimse olmaz.
Öyle olunca meydan ya kavgacılara ya şahıs odaklı takım tutanlara ya da dedikodu yapan güruha kalır.
Oyların çuval gibi devrilmesinin birinci nedeni bu…
İkinci olarak da;
2007-2011 yılları arasındaki duruşuna, içine girdiği ittifaklara ve izlediği siyasete, bazı seçilmişlerinin hareketlerine bakmak gerekiyor.
Malum MHP, 2009 yerel seçimlerden sonra Aydın Belediye Meclisinde CHP ile ortak hareket kararı aldı ve seçimlere üç ay kalana kadar desteğini sürdürdü.
Herhangi bir protokole dayanmayan varsa bile kamuoyuna açıklanmayan kapalı kapılar ardında yapılan böyle bir anlaşma çoğunluğa göre MHP ye zarar verdi.
İttifakı savunanlar “Siyaset Kurumu çözüm üretme yeridir… O günün şartları elimizi taşın altına sokmamızı gerektiriyordu” şeklinde itiraz edilebilir.
El hak doğrudur… Ancak bu tür ittifaklar kapalı kapılar ardında yapılan “ucu açık” pazarlıklarla değil kimin ne alıp ne vereceğini açıkça ortaya koyan ve kamuoyuna açıklanan bir protokolle olur.
Milli iradenin gereği de budur… Zira milli irade denen şey sandıkta yetki almaktan ibaret değildir. Vatandaşın emanetini şahsi iradeye dönüştürerek menfaat sağlamak hiç değildir.
O yetkiyi oy verenlerin arzu ve istekleri yönünde kullanmaktır... Nasıl kullanıldığı hakkında da vatandaşı bilgilendirmektir.
Böyle bir duruşu ne bu partideki oyun kurucular ne il yönetimi ne de belediye meclis üyeleri sergiledi.
Birer ülkü devi meclis üyelerinin bazılarının çocuklarını işe yerleştirmeleri dışında partiye katkı noktasında öyle göze görünen, dişe dokunan, gönül alıcı icraatları da görülmedi.
Başından beri sergilenen bu teslimiyetçi tavır ve duruş hem vatandaşın partiye olan güvenini zedeledi hem de özellikle ikinci seçmenlerle gönül bağını kopardı.
Tabi bu iş birliğinin kaymağını da Özlem Hanım yedi. MHP’nin payına düşen ise sadece oy kaybı değil kendine bağlanan umutları da yok etmek oldu.
MHP Aydın’da en büyük darbeyi de sıkı ülkücü bilinen Karpuzlu Belediye Başkanı Tuğrul Ozan’dan yedi…
Bilindiği üzere Tuğrul Ozan parti kararı dışına çıkarak, ilk BŞB meclis toplantısına katılmamakla bir anlamda Özlem Hanım’a destek vermişti.
Onun siyasi ahlak açısından tartışılır bu hareketi “milli irade” üzerinden “kişisel çıkar sağlamaya” yönelik bir davranış olarak yorumlandı ve kamu vicdanında kabul görmedi.
Bu yetmiyormuş gibi Tuğrul Ozan olayına adı karıştığı iddia edilen bir şahsın vekil adayı olarak önüne konması ise milleti hepten şaşırttı ve tepkisini kendi bölgesinde bile oy vermemekle gösterdi.
Bu olay nedeniyledir ki, bu partinin BŞB seçimindeki 140 bin 354 oyu yaklaşık bir yıl sonra 119 bin 539 a düştü. Karpuzlu’da da 3557 oydan 1207…
İşte 2009’dan bu yana çuval gibi habire devrilen oyların da, güven kaybının da, suya düşen umutlarında baş sorumluları vicdanların rahatsız olduğu bu düzensizliğin düzenleyicileridir.
Artık gelinen noktada deniz bitti kara göründü… Bu parti külleri üzerinden yeniden doğacaksa bu iş siyaset çöplüğünün kirlettikleri ile olmaz.
Cebi de beyni de boş… Parayla olan sınavı geçememiş… Köşe dönmeci “pazarlamacıların” elinde hiç olmaz.
Bilmem anlatabildim mi?