Ahmet Rıza Acar… AK Parti 22. dönem milletvekili… Kurucu il başkanı… Eski Aydın Ticaret Odası Başkanı…1994 Refah Partisi Aydın Belediye Başkanı Adayı.

Parti’nin 1 Kasım için ilan ettiği seferberlikte 3.milletvekilinin alınmasında emeği olan bir “kanaat önderi”…

Partinin Aydın’daki “ağır ağabeyi”… Genel Başkana, yetkili kurul üyelerine, milletvekillerine “siyasetname” yazabilen bir “bilge”..

AK Parti’nin Aydın’daki “Ak Sakalı”…

Yani cemaziyülevveli sağlam… Siyasi müktesebatı da öyle…

O şimdilerde partisi adına sahnede… Zira AK Parti 2007’den bu yana enerjisini iç kavgalarına harcıyor… O nedenle seçim yarışında ikinciliğe demir atmış durumda.

İrtifa kaybında genel merkezin de payı var ama asıl neden 2007’den sonraki il başkanlarının ” az olsun benden olsun” düşüncesiyle “hizipçiliği” geçer akçe kabul etmeleridir.

Bu “negatif seleksiyon” kanıksanmış oy kaybı normal bir olaymış gibi görülmeye başlanmıştır.

1 Kasım sonrası beklentiler yenilenecek yönetimle bu çürümüşlük ve çözülmüşlüğün terk edileceği, kamuoyunda” rüzgâr estiren bir AK Parti” görüleceği yönündeydi.

Ama beklenen olmadı… Düğünde, sünnette, yolculukta “selfie” yapmayı siyasi çalışma sananlar seçmende karşılığı olanlara tercih edildi.  

Dostlar alış verişte görsün usulü bu tarz siyaset vatandaşın bu partiye karşı olan inancını yitirmesine yol açtı ve 2019’da da bu partiden bir şey olmaz noktasına getirdi.

İşte partinin Ak Sakalı Ahmet Rıza Acar’ın mokasen giymesinin sebebi AK Parti’nin içine düştüğü bu depolitizasyon ortamından kurtulmasına yardımcı olmak diğer yandan da kırığı tamir etmek, sürüden ayrılanı “ortak akılda” toplamak için çaba harcamaktır.

Sayın Acar bu niyetini hem çoğu kurucu ekipten 35 partili ile yaptığı yemekli toplantıda hem de konuk olduğu Aydınpost’taki programda deklare etti.

Ona göre partinin içine düştüğü bu durumdan kurtulması için siyasi kadroların kendine çeki düzen vermesi ile birlikte Aydın halkının demokrat yapısını dikkate alan bazı değişikliklerin de yapılması gerekir.

 

Sayın Acar bu düşüncesini Adnan Menderes’in 1930’lu yıllarda bir dönem il başkanlığını yaptığı CHP’de bu görevi kabulünü Ege insanının liberal yapısına uymayan “parti muhasipliğinin” kaldırılması şartına bağlaması örneği ile açıklıyor.

Ona göre AK Parti’nin 2007’deki başarıyı 2019’da da elde etmesi acil yapılması gerekli iki değişikliğe bağlıdır.

BİR: A’dan Z’ye aday belirlemelerde parti tüzüğü uygulanmalı adaylar ya sandık ya da geniş istişare ile seçilmelidir.

İKİ: Ne dert dinleyen ne de sorun çözen, il başkanının sözünden çıkmayan koordinatör milletvekili uygulamasına Aydın’da ya son verilmelidir ya da ıslah edilmelidir.

Ahmet Rıza Acar bu aşamada düşüncelerini belirtmesinin il yönetimine ya da genel merkeze karşı bir bayrak açma değil aksine partinin birlik ve bütünlüğü için “ortak akıl” arayışı olduğunu, il başkanı ya da yönetim değişikliği gibi bir niyet taşımadıklarını söylüyor.

“O bir yerlere aday da şimdiden onun alt yapısını mı hazırlıyor” şeklindeki soruya da ben kurucu il başkanlık da dâhil hiçbir yere kendiliğimden aday olmadım,”  cevabını veriyor.

Siyasetin doğasına uygun ama AK Parti’nin yapısına ters bu hareketi parti içi denetim mekanizması ya da baskı grubu olarak adlandırmak gerekir diye düşünüyorum.

Zira siyasi tarihimizde bunun pek çok örneği vardır. Mesela 1.TBMM’de hiçbirinin vatanseverliğinden şüphe edilmeyen halk zümresi, tesanüt grubu, ittihatçı grubu gibi yedi tane grup vardı.

Bunun gibi farklı fikirdeki grupların varlığı aslında kendine güvenen, hatadan sakınan her yönetici için gereklidir, hatta bir zorunluktur. “Düşmanın yoksa paranla düşman satın al,” sözü boşuna söylenmemiştir.

Diğer yandan zayıf muhalefet güçlü iktidarın olduğu yerlerde siyasi partilerin içinde böyle gruplar da yoksa bu eksiklik siyaset kurumunun yozlaşması ve çürümesine yol açar.

 O nedenle Sayın Acar’ın başlattığı bu “murakebe (denetim) grubu” kanımca AK Parti için olduğu kadar Aydın siyaseti için de faydalı olacaktır.

Tabi devam ettirebilirlerse…