Efeler kentinin önemli bir bölümü sit alanı. Bu alan içinde zamanla yoğun bir yapılaşma yaşanmış. Bunun sonucunda da tarihi yapılar ile modern yapılar neredeyse birbirinin içine yapılmış. Kentin en önemli ticaret alanı ve yerleşim alanının önemli bir bölümü bu sit alanı içinde kalmış. Durum böyle olunca da sorunlar yumak olmaya başlamış.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu 2014 yılında bir karar almış, bu kararı uygulaması için belediyeye göndermiş. Belediye ise iki yıl sonra çarşı esnafına durumu tebliğ ederek düzenleme yapılmasını istemiş. Karar gereği tarihi yapıların görüntüsünün kapanmaması için işyeri tabelalarına belirli bir ölçü getirmiş. Beraberinde diğer önlemler de var. Ama esnafı en çok rahatsız eden konu tabela konusu olduğu için gündeme tabelalar oturmuş durumda.
Tarafların penceresinden bakıldığında herkes ‘’ben haklıyım’’, diyor. Tabela üzerinden siyaset yapılması da işin cabası. Esnafa belirli bir zaman verilerek sorunun çözümü ötelenip kolaylaştırılabilir. Böylece zaman içerisinde, gerilmeden bir standart yakalanabilir. Bunun için ilgili kurumların işbirliği içerisinde çalışması gerekir.
Benim merak ettiğim görüntü boyutunda ya da yaşanabilirlik boyutunda sadece tabela sorunu mu var? Elbette hayır. Tabelalardan ziyade insanların gözünü yoran, görüntüyü çirkinleştiren sürüyle unsur var çarşıda. Çıkın, şöyle bir dolaşın, etrafı iyice gözlemleyin. O kadar çok çirkinlikle karşılaşırsınız ki hayretler içerisinde kalırsınız.
Boyasız hatta sıvasız binalar, tuğla örülerek kapatılmış pencereler, çürümüş çatı ve tente yapıları, çatı ve çıkmalarda eski malzemeler, inşaat artıkları, eski elektrik direkleri, eski klima motorları, kullanılmayan antenler, salkım saçak kablolar, uygunsuz görünümdeki çeşitli borular, çok ilginç renkler,vs. Hadi bunları geçtik, kaldırıma yada sokağa bırakılan dükkan malzemeleri, askılar, dolaplar, çeşit çeşit seleler, elbiselikler, ekmek dolapları, dondurma dolapları vs. Kaldırımlarda yürümek için slalom yapmanız gerekir. Ama elektrik, telefon, trafik direk ve dolaplarından geçecek yer bulabilirseniz.
Küçücük bir örnek; Alihan Baba Türbesi’nin yanından Efeler Karakolu’na gitmek isterseniz kalırımdan asla yürüyemezsiniz. Çünkü kaldırımlarda çapı yarım metre olan aydınlatma direkleri ve bunların hemen yanına dikilmiş turunçlardan yol bulup ta kaldırımdan yürüme imkanınız yok. Kaldırımlara park etmiş arabalardan hiç bahsetmiyorum bile. Önce insana saygı olması gerek. Ama kaldırımlarla yetinmeyip yolları işgal eden esnafa söz söylemek istediğinizde dayak yeme ihtimalini göze almanız gerekir.
Artık modern kentlerde belediyeler insanların yoğun kullandığı alanları, caddeleri ve sokakları tasarlayıp çalışıyor. Uzmanlar buraya gelen insanlar burada nasıl rahat ederler, gözleri nasıl yorulmaz, burasının nasıl daha geniş ve ferah gösterebiliriz gibi sorulara cevap arayıp sonuçlar ortaya koyuyorlar. İsteyenlere Eskişehir örneğini değil, Samsun örneğini vermek isterim. Gidin, İstiklal Caddesi’ni görün. Belediyecilik sadece kuralları zorla uygulamak değildir. Günümüzdeki belediyecilik çözüm odaklı çalışmaktır. Ama çözümü de zorla dayatmak hiç değildir. Çözüm orada yaşayanlarla birlikte bulunursa iyi çözüm olacaktır. Bunun için yaşayan herkesin işin içinde olacağı çalışmaları yapmak, böylece sonuca ulaşmak yararlı olacaktır.
Bu dünyayı yaratan zihindir. ‘’Budha’’