• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196

    Anaya sorunu nasıl çözülür?

    11.03.2012 07:49
    'Yeni Anayasa'nın çerçevesi' başlığıyla toplanan Abant Platformu, çalıştayın ikinci gününde 'üniter devlet-özerklik dengesinde yerel yönetimler' ile 'yeni anayasada cumhurbaşkanının konumu'nu masaya yatırdı.
    Anaya sorunu nasıl çözülür?
    Anaya sorunu nasıl çözülür? Anaya sorunu nasıl çözülür? Anaya sorunu nasıl çözülür?

    Oturumlarda 550 milletvekilinin yer aldığı bir merkezî meclisin, 40 bin yerel yönetimin olduğu büyük bir devlet örgütlenmesini idare etmekte zorlandığına işaret edildi. Yerinden yönetim tartışmasında, 'üniter devlet-özerk yapı' kavramları dışında 'üçüncü yollar' bulunması gerektiği yönünde görüşler dile getirildi. 'Bölünme' temelli ideolojik endişelerin sağlıklı tartışma ortamına zarar verdiğinin altı çizilirken, araştırmacı-yazar Tarhan Erdem, konuyu şöyle özetledi: "Yerinden yönetimler anayasanın en temel konusudur ve anayasa meselesi, korkulardan sıyrılarak çözülebilir."

    Farklı görüşlerden çok sayıda yazar, aydın, siyasetçi ve akademisyenin katıldığı 'Yeni Anayasa'nın Çerçevesi' başlıklı toplantının ikinci gününde iki oturum gerçekleştirildi. İlk oturuma Bilgi Üniversitesi'nden Prof. Deniz Ülke Arıboğan başkanlık etti. 'Üniter devlet–özerklik dengesinde yerel yönetimler' başlıklı oturumda Prof. Bekir Parlak, Prof. Fuat Keyman, Cengiz Aktar ve Tarhan Erdem tebliğlerini okudu. Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Parlak, yerel yönetimlerde esas sorunun demokratik ve katılım sorunu olduğunu vurguladı. Yerel yönetimlerin merkezden değil, yerelden güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Türkiye'de 550 tane genel vekil var. Bu vekiller merkezde. Ancak Türkiye'de 40 bin yerel yönetimimiz var. Yerel yönetimlerin genel olarak yetkiyi eline aldığı fonksiyonel bir yerinden yönetim anlayışına ihtiyacımız var." dedi.

    Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Fuat Keyman da Türkiye'nin dönüşümünün kentleşme süreci üzerinden okunması gerektiğini belirtti. Kentleşmenin eskisi gibi merkezde olmadığını söyleyerek, "Kürt sorununa dahi baksak, eskiden kırsalda olan meselenin bugün şehirde olduğunu görürüz. Dolayısıyla her konuyu kentleşme üzerinden okumak gerekecek. Ancak Türkiye'nin var olan merkezinin bu dönüşüme cevap verecek nitelikte olmadığı ortada." tespitinde bulundu. Ardından, "Merkezi yönetim, farklı dillerin ve kültürlerin tanınması, kaynakların eşit kullanımı gibi konularda yetersiz kalıyor. 'Demokratik özerklik' tezine, yerel yönetimler konusunda iki şekilde cevap verilebilir; il merkezli yerel yönetimler veya bölgelerin güçlendirildiği yönetimler. Yani güçlü il-zayıf bölge veya, güçlü ilçe-güçlü bölge şeklinde." diye konuştu.

    Bahçeşehir Üniversitesi'nde Avrupa Birliği İlişkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aktar da yerel yönetimlerin sadece Kürt siyasetinin değil, tüm Türkiye'nin meselesi olduğunu dile getirdi. 'İdeolojik bakış' sebebiyle yerel yönetimlerin gerektiği gibi tartışılamadığını aktardı. Radikal Gazetesi yazarı ve araştırmacı Tarhan Erdem de Kürt sorununun yerinden yönetim tartışmasında belirleyici konumda olduğunu vurguladı. Tarhan, şöyle devam etti: "Anayasa meselesi, korkulardan sıyrılarak çözülebilir. 82 Anayasası referans alınarak, 'Şurasında şu, burasında bu var' diyerek, Kürt meselesi tartışılamaz. Anayasamız yerel yönetimlerin hangi işleri yapacağını değil, aksine merkezin hangi işleri yapacağını yazmalıdır. Merkezin görevleri yazılır, yerel yönetimlerin de ne yapamayacağı tespit edilir. Yerinden yönetim, merkezden onay almaksızın, yasal sınırlar içerisinde inisiyatif kullanabilmelidir."

    CHP'Lİ ÇAKMAK: YENİ BİR DİL ŞART

    CHP Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve din sosyoloğu Doç. Dr. Muhammet Çakmak da söz alarak görüşlerini aktardı. "Ne kadar iyi bir anayasa yaparsanız yapın, bunun topluma anlatılması için yeni bir dile ihtiyacımız var." diyen Çakmak, "Çünkü yeni bir dil olmadığı sürece ötekileştirme devam edecek. Bu yeni dili akademisyenler oluşturup gerçek riski alan siyasetçilere aktarmalı. Eğer bize yeni bir bakışı sunacak yeni dil oluşturulmazsa, siyasetçiler kör dövüşünden kurtulamayacak. Abant Platformu'nun böyle bir dilin oluşması noktasında hayra vesile olması lazım." diye konuştu.

    Toplantı hakkında görüşler

    Türkiye'nin bütün renkleri burada, gökkuşağı gibi

    Eski milletvekili Ufuk Uras: Türkiye'nin bütün renkleri burada, bir tür gökkuşağı gibi. Ben ilk defa katılıyorum ve EDP üyesi olduğumdan, EDP de ilk kez katılmış oluyor. Hemen hemen her eğilim burada olduğundan Türkiye'nin nabzını yansıtan bir ortam. Toplantı, ayrılıklar üzerinden değil, ortak paydalar üzerinden yola çıkılarak bir yurttaş anayasasını şekillendirmek konusunda katkı sunacaktır.

    Burası, Türk entelektüel birikiminin bir özeti

    Eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu: Abant Platformu hem öğreticiliğini hem eğiticiliğini çok güzel şekilde ortaya koyuyor. Burası, 21. yüzyıl Türk demokrasisinin geldiği yerin ve entelektüel birikiminin bir özeti. Barışın, hoşgörünün ve diyaloğun ortaya konulduğu bir yer. Eski katı demokrasi anlayışının yerine, demokrasinin esnek hâle gelmesine katkı sunacak bir platform. Bir açıdan da, eskiden beri zihinlerimize kodlanan 'korku egzersizlerinin' etkisini, buradaki yüksek düşünce egzersizi ile ortadan kaldırmamıza katkı sunacak.

    Platform, yeni anayasaya anlamlı katkı sunacak

    Radikal Gazetesi yazarı Oral Çalışlar: Daha önce Abant Platformu'na rahmetli Hrant Dink ile birlikte gelmiştik. Burası çok sayıda seçkin insanın bir araya geldiği bir platform olduğundan, Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek'in de katılımıyla anlamlı bir etki yapacak diye düşünüyorum. Sayın Çiçek de ayrılmadan önce bize 'Aman, somut maddeler halinde sonucu bildirin, çok ihtiyacımız var.' dedi. Böyle bir ihtiyaca cevap verebilecek bir toplantı olarak görüyordu kendisi.

    Burada zıt düşünenler saygıyla birbirini dinliyor

    Cemaat Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas: İlk kez Abant Platformu'nda bulunuyorum. Son derece etkilendim. Türkiye'nin demokrasi ve ifade özgürlüğü konusunda çok ileri gittiğine tanık oldum. Zıt düşünen insanlar saygıyla birbirini dinliyor. Bu, Türk toplumunun ne kadar olgunlaştığını gösteriyor. Çözüm odaklı, kırıcı olmayan tartışmalar, sorunların çözümüne dönük büyük bir kararlılık olduğunu gösteriyor. İsterim ki herkes bu ortama şahit olsun.

    Farklı görüşler, kendisini temsil imkânı buluyor

    Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Turgut Tarhanlı: Burası, açık müzakereci ortamıyla Türkiye'deki sayılı platformlar arasında yer alıyor. Farklı görüşler, kendisini temsil imkanı buluyor. Böylesi bir ortamın yeni anayasa tartışmalarına büyük katkı sunacağı kanaatindeyim. 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim