Aydın Barosu Avukatlarından Akın Yakan’ın “Zaten Herkes Tek Başına Değil mi?” adlı öykü kitabı (Cinius Yay.) kısa süre önce okuyucu ile buluştu.

Eser her biri bilgi ve duygu yüklü dokuz öyküden meydana geliyor. Bazıları “Bu hayatta bunlar da yaşanıyormuş demek ki…”dedirtecek cinsten.

Arka kapak yazısında yine kendisi gibi Avukat eşi Fatma Yakan’ın dediği gibi okuyucu duygu denizindeki dalgalar üzerinde sörf yapacak.

Bazı öyküler sizi elinizden tutup kendi geçmişinize götürecek, bazıları hüzünlendirecek, gözlerinizi yaşartacak.

Yeri gelecek bir insan olarak değerinizi hatırlayacak; yeri gelecek kibirden arınmış vaziyette bir hiç olduğunuz sonucuna varacaksınız.

Sadece sahibini değil terbiye edilmediği takdirde bütün insanlığı felakete sürükleme potansiyeline sahip nefse(ego) gem vurmak için geçmişte insanların gönüllü olarak hangi koşullarda ne çilelere katlandıklarını okuyacak, üzerinde düşüneceksiniz.

Bazıları da eski diye değer vermediğiniz; her biri dedenize, büyükannenize ait eşyaların içinde ne sırlar ne hatıralar gizlediğini sizlere öğretecek.

Okuduktan sonra da içinde kimlerin izlerini ve kokusunu sakladığının farkına varacak, koruyamayıp kaybettiklerinize ihanet ettiğiniz düşüncesi ile üzüleceksiniz.

Bazı öyküleri okuyunca günlük koşuşturmadan yeterince ilgi gösteremediğiniz yaşlılarla kuracağınız empati gözlerinizi nemlendirecek, onları yeniden keşfetmenize neden olacak.

Akın Yakan kitabında yer verdiği Gezi Olaylarına hukukçu gözüyle farklı bir açıdan bakıyor ve çeşitli gruplardan birinin diğeri hakkında beslediği önyargının, buna devletin güvenlik güçleri de dâhil, ilk defa bu sayede yıkıldığı mesajını veriyor.

Verilmek istenen başka bir mesaj da ister muhafazakâr ister liberal veya sosyal demokrat hangi düşünce ve inançta olursa olsun insanların özgürlük alanlarının korunması ve genişletilmesi konusunda ortaya koydukları ortak davranıştır.

Demokratik mücadelede en etkili metot da kitleleri ürküten, tedirgin eden, kırıp dökmek, yakıp yıkmak değil ilk Gandi tarafından uygulanan ama bizdeki örneği ilk defa bu olayda görülen pasif direniştir.

Güç kullanılsın ya da kullanılmasın böyle haksız uygulamalar karşısında dik duruş sergilemenin inancımız ve kültürümüzün de bir gereği olduğu hatırlatmasını Yazar Muaviye’ye yaptırdığı saraya israf olduğu gerekçesiyle karşı çıkan Sahabe Ebu Zer üzerinden yapıyor.

Kitap bazı ilklere de öncülük ediyor.

Birincisi konunun geçtiği mekâna ruh veren, içeriğe anlam derinliği ve nostalji özelliği kazandıran, çekimini kendisinin yaptığı, renk ve ışık uyumu mükemmel, konuya ve mekana uygun düşen resimler.

İkincisi de her biri öyküye duygu yükleyen yine yazarın kendi bestelerinin yer aldığı, devlet sanatçılarının icra ettiği enstrümantal parçaların yer aldığı bir CD bulunması.

Böyle görsel, işitsel özelliklerle zenginleştirilen öyküler insanı ya geçmişin anılarına ya da geleceğin hayaline götürüyor ve Akın Yakan bize göre hedefi tam on ikiden vuruyor.

Sözün özü de insanlık sadece bu günü değil hem geçmişi hem de geleceği olan, kurdukları medeniyetler yok olsa da, bıraktıkları eserler üzerinden kesintisiz devam eden hadisedir.

Bir çırpıda okuyacağınız, eşinize dostunuza tavsiye etmede tereddüt etmeyeceğiniz bu eseri D&R satış noktalarından, Pera Müzik Merkezinden(Batı Gazi Bulvarı Eski-Yeni Camii Karşısı) temin edebilirsiniz.

Elinize sağlık, emeğinize bereket Akın Yakan…

Sosyal medyada bu konuyla ilgili düşüncelerinizi #aydınpost etiketiyle paylaşın, yayınlayalım! 

facebook.png twitter.png

appstoreee.jpg     googleplay.jpg