Bir hafta önceki (29.02.2016) “AK Partili vekillerimizin Aydın hayali nedir acaba?” başlıklı yazımızı bir soruyla bitirmiştik.
“Ankara’da temsil ettiğiniz Aydın halkını mutlu edecek hayalleriniz var mı, varsa projeleriniz neler?”
Gelen olumlu tepkilerden anlaşılıyor ki, herkesin içinde yatan fakat dillendirilmeyen bir yaraya parmak basmışız.
En dikkati çekici olanı da Rekabet Kurumu Uzmanı Hilmi Bolatoğlu’nun elektronik posta yoluyla gönderdiği “bu sadece iktidar değil muhalefet milletvekillerini de ilgilendiren bir sorundur” hatırlatmasıydı.
Sayın Bolatoğlu, doğru söylüyor… Ancak bizdeki muhalefet anlayışı işi iktidar üzerine yıkarak muhalefetin yan gelip yatma üzerine kuruludur, bu birinci nokta…
İkincisi de üç milletvekiliyle Meclis’te Aydın’ı temsil eden CHP batılılaşma, modernleşme, Atatürkçülük gibi soyut kavramlarla meşguldür. İşsizliğin giderilmesi, baraj, otoyol yapımı gibi somut sorunlarla pek işi olmamıştır.
Kanıtı ise ortada… Altı üstü bir alt geçit olan küçük ölçekli bir inşaatı “Aydın’ı Ege’nin incisi yapacak” diye övünen bir akıldan köklü sorunların çözümü adına ne beklenir?
MHP’li Deniz Depboylu ise Ankara’ya alışma döneminde… Onun hayallerini, varsa tabi, ileride öğreneceğiz.
Okuyuculardan gelen tepkilerden de öğreniyoruz ki, Aydın’ın sorunları yazıda anlatıldığı şekilde TÜİK verilerine dayanan sağlık, eğitim gibi alanlardaki gerilikten ibaret değil.
Onlardan daha vahim olanları da var… Mesela Tabipler Odasına göre 2010-2013 döneminde kansere bağlı ölümler yurt genelinde yüzde 18 arttığı halde bu oran Aydın’da yüzde 42 olarak gerçekleşmiş.
Türkiye’de bir yılda 747 kişiden biri kanser tanısı ile hastaneye yatırılırken bu sayı Aydın’da 556’da bir…
Menderes nehir suyunda insan hayatını ve toprağın anaçlığını tehdit edecek derecede bor 75, radon 25, arsenik 15 kat olması gerekenden daha fazla bulunmuş.
Bu felaketlerin iki nedeni var:1-Menderes’in kirliliği 2-Jeotermal akışkanların çevreye saçtığı iddia edilen tehlikeli atıklar.
Menderes Ovası eşsiz coğrafi konumu ve iklimiyle Dünya’da eşi, emsali az bulunan mümbit bir arazi parçası olduğu herkesin malumu… Bu “çukur” bırakın Ülkeyi hem Avrupa’nın yaş sebze ve meyve ihtiyacını karşılayacak kapasiteye hem de bu konuda tecrübeli insan potansiyeline sahip.
Ama bu ovaya can ve ruh veren Menderes Nehri’ni durumu içler acısı…
Evliya Çelebi’nin Aydın için söylediği “dağlarından yağ akar, ovalarından bal” cümlesi neredeyse “dağları mikrop ovaları zehir saçar” şekline dönmüş.
Ne yazık ki, bu gün bu yaşam kaynağı Denizli, Uşak ve Aydın’a bağlı ne kadar yerleşim yeri ve sanayi tesisi varsa hepsinin fiziksel ve kimyasal atıklarının boca edildiği bir atık deposu…
Tehlike insan yaşamını tehdit eder boyutta… Yıllardır bu illerin devlet yetkilileri kirliliğin önüne geçmek için toplantı üstüne toplantı yaparlar ancak ne bir arpa boyu yol alındı ne de alınacak.
İnsanlar çaresiz…
Düşüne biliyor musunuz, sizin ovanız bir ucundan diğer ucuna jeotermal santrallerle dolacak… Onların akışkanları can damarınız nehir suyunuzu zehirleyecek… Bileşimindeki bor minerali sizin toprağınızı çoraklaştıracak, verimsiz hale getirecek…
Bacalardan atmosfere salınan buharlar sizin yetiştirdiğiniz sebze ve meyvelerin üzerine kurşun gibi cıva gibi insan sağlığına ve toprağa zararlı ağır metaller bırakacak… Marka ürününüz incirin eriyip akmasına neden olacak…
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi siz bu kuyulardan seracılıkta istifade edemeyeceksiniz… İnisiyatif santral sahiplerinde olacak… Vatandaş hakkını aradığında gök sağır yer bakır kesilecek… Böyle bir adaletsizlik örneğine ancak sömürge ülkelerinde rastlanır.
Bu mağduriyet karşısında vekâlet verdiğimiz vekillerimiz ne yapıyor, dersiniz… Ne kılını kıpırdatan var ne de havzayı “GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı” gibi bir statüye kavuşturma girişiminde bulunan…
İktidarıyla, muhalefetiyle vekillerimiz halkın bu mağduriyetiyle ilgilenmeyecekse parlamentodaki varlık sebeplerini ne ile açıklayacaklar?
Bölge için “Menderes Havzasını ve Nehrini Koruma” adı altında müstakil bir yasal düzenleme zamanı çoktan geldi hatta geçti bile…
Meclis Tarım Komisyonu ve AK Parti MKYK Üyesi Mehmet Erdem bu konuda ne düşünüyor acaba?
Başbakan’a yakınlığı ile bilinen milletvekili Abdurrahman Öz ve Mustafa Savaş Parlamento’da vekâletin gereği soruna çözüm arayacak mı, bekleyip göreceğiz.