Geçen haftaki MHP Efeler kongresi öncesi salonda en fazla konuşulan konu 28 Şubattaki kongrede kimin il başkanı olacağı idi.
Adaylar tartışıldı, tahminler yürütüldü, nabızlar tutuldu, istişareler yapıldı, kaygılar dile getirildi, memnuniyetler paylaşıldı.
Hasan Muti, Güngör Türk, Cem Akbudak, Coşkun Manuş, Mahmut Şevket Demirdelen ve Ahmet Ertürk görücüye çıktılar. Fakat henüz daha Ahmet Ertürk dışında kimse adaylık açıklamasında bulunmadı. Bunu da belirtmiş olalım.
İlk dörttekiler ülkücülüğün tozunu yutmuş, mürekkebini yalamış, çilesini çekmiş milliyetçiler. Hasan Muti ve Cem Akbudak il başkanlığı, Güngör Türk ise belediye meclis üyeliği yapmış kimseler.
Cem Akbudak bir ara 2004 ve 2009 seçimlerinde Demokrat Parti’den Sultanhisar Belediye Başkanlığına aday olan ama daha sonra yuvaya geri dönenlerden.
Mahmut Şevket Demirdelen ülkücü kökenden gelmeyen ancak milliyetçilerle arasında uyum sorunu olmayan samimi bir partili. Ahmet Ertürk de öyle… O da bu camia ile geçen dönem Aydın Belediye Meclis Üyeliğiyle tanıştı.
Bu görevdeyken Aydın Belediyesi tarafından adliye yeri diye kamulaştırılan ama sonra bu karardan vazgeçilen Kemer Mahallesindeki mahkemelik arazinin sahiplerinden biri ile belediye arasında aracılık ettiği iddiasıyla gündeme geldi.
Kongre gününe kadar adaylar artar mı veya kimler kimin lehine çekilir de eksilir bilinmez ama MHP kendisi için dönüm noktası olacak bir zamanda kongre yapıyor.
Peki, nedir MHP kongresini önemli kılan?
Kim güçlü ise kuralları da o belirler hükmüne uygun olarak Aydın’da siyaseti belirleyen, oyunu kuran Özlem Hanım’dır. Çünkü o yaklaşık bir trilyonluk bütçesi olan bir kurumun tepe yöneticisi durumundadır.
Ana hatları ile bu para,1-Halkın sosyal ihtiyaçlarını karşılamak 2-Alt yapı yatırımlarını gerçekleştirerek kentlinin yaşam kalitesini artırmak 3-Marka şehirler meydana getirmek 4-Büyükşehir statüsü olan yerlerde iş ve istihdam yaratılmasına öncülük etmek için harcanacaktır.
Kaynakları kendi reklamı yerine genelin menfaatine harcama, insanların geleceğine yatırım amacıyla kullanma “kurumu bir kalkınma ajansı” gibi görmekle olur. Tabi o da hem vizyonla hem de kalkınmayı ve halkın mutluluğunu dert edinmek ya da kendini sorumlu hissetmekle alakalıdır.
Mesela bütçenin önemli bir kısmı kent yaşam kalitesini artırmaya yönelik konulara harcama yerine popülist bir yaklaşımla oy getirisi bu görevlere göre daha yüksek sosyal yardımlara ayrılabilir.
Bu tür icraatlar ilk başta halkın hoşuna gidebilir, başkana tekrar seçim de kazandırabilir ancak uzun vadede halkın enerjisini yok eder o yeri, o şehri sadakaya muhtaç hale getirir.
Aydın’da oyun bunun üzerine kurulmuştur. Zira doğrudan vatandaşın midesine, cebine, gözüne ya da kulağına hitabeden şeylerin hem oy olarak getirisi yüksektir hem de muhalefetin eleştirisi vatandaş tarafından takdir görmez.
Ayrıca bununla mücadelenin yolu daha iyisini yapmaktan geçtiğinden konserler, iftarlar, medyatik şovlar gibi öyle devasa bütçe gerektiren etkinlikleri bırakın yapmayı muhalefet yakınından bile geçemez.
Sonra kentlinin yaşam kalitesini artırma, marka şehirler meydana getirme ve iş gücü yaratma konularının bir zorunluluk değil tercih meselesi olması popülizmi teşvik eden diğer bir faktördür.
Böyle günübirlik ihtiyaçlar yerine şehrin ve insanların geleceğine yatırım yerel yöneticinin görev anlayışı, sorumluluk bilinci, demokrasi kültürü, hizmet aşkı ve insan sevgisi ile yakından ilgili olduğu kadar toplumdan yükselecek taleple de alakalı bir konudur.
Talepler bunlar yerine sosyal yardımlar ve çıkar ilişkileri üzerinde yoğunlaşınca bu tür siyasi makamlar halk tarafından parayla alınıp satılan, nimet dağıtılan yer gibi algılanmaya başlanır. Siyaseti kazan, kazan prensibi üzerine yapanlar için böyle ortamlar bulunmaz fırsattır.
Sonra “Halka hizmet Hakk’a hizmettir” düsturu gereği yetim hakkı, helal, haram, erdem gibi kutsallık ifade eden ölçüler popülizmde tedavülden kalkar.
Oyunun böylesine sığ bir eyyamcılık üzerine kurulduğu bir arenada fikir ve aksiyon partisi MHP yapacağı çok adaylı kongre ile geleceğini belirleyecek. Delegeler gelecekteki yol haritalarının popülizm mi yoksa reel politik mi olacağının kararını verecek.
AK Parti bu süreci kendi kongresi öncesi yaşadı. Mehmet Erdem kendi çabası biraz da şansının yardımıyla oyun kurucuların kendisine kurduğu tuzaktan sıyrılmasını bildi.
Şimdi aynı proje MHP kongresi öncesi Ali Uzunırmak için de söz konusu. Yani “Sarı Öküzü” almada başarısız olan ormanlar kralı aslanlar bu sefer başka bir tilki aracılığı ile “alaca öküzü” istiyor.
Bizim amacımız Ali Uzunırmak veya Mehmet Erdem’i savunmak değil onlara karşı olanlar üzerinden muhalefete yapılmak istenen operasyona kamuoyunun dikkatini çekmektir.
Karşı çıktığımız ise adayın hangi iddia ile ortaya çıktığını, partiyi ne kadar zamanda nereden, nereye getireceğini somut delillerle ortaya koymak yerine Ali Uzunırmak karşıtlığı üzerinden partiyi sorun çözen, çözüm üreten bir parti olmaktan payanda haline getirmek istemesinedir.
Aynı tepkiyi biz Mehmet Erdem’i “düşkün” ilan edenlere karşı da dile getirmiştik. (Bkz. Aydınpost, Mehmet Erdem’i kim neden tasfiye etmek istiyor)
Kongrede başkanlığı kim kazanır, kim kaybeder onu bu günden söylemek güç. Ancak 28 Şubat kongresinin MHP’nin gelecekteki rotasını belirlemede bir kırılma noktası olacağını söylemek pekâlâ mümkündür.