• BIST 95.522
  • Altın 276,540
  • Dolar 5,7158
  • Euro 6,3462

    Özlem Çerçioğlu, Yılmaz Büyükerşen’den biraz ders alsa ya da kopya çekse…

    01.07.2019 08:45
    Duran Teke / Ters Köşe

    Duran Teke / Ters Köşe

     

    Hürriyet yazarları Vahap Munyar ve Ertuğrul Özkök’ün birer gün arayla yazdıkları haberi okuyunca imrenmedim desem yalan olur.

    “Keşke Özlem Çerçioğlu Eskişehir BŞB Başkanı Yılmaz Büyükerşen’den biraz ders alsa hiç olmadı yaptıklarını kopya etse” demekten kendimi alamadım.

    Ders alması gururunu da incitmez. Çünkü ne de olsa Yılmaz Büyükerşen hem hocaların hocası bir akademisyen hem de Özlem Çerçioğlu’nun babası yaşında kıdemli parti büyüğüdür.

    Haberin özeti de şu:

    Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından projesi iki Türk Erol Tabanca ve Cem Sipahi tarafından hazırlatılan iç ve dış dekorasyonu ise iki Japon Kengo Kuma ve Tanabe Chikuunsai 1V tarafından üstlenilen içi ve dışı bambu kerestesi ile kaplanan “Odunpazarı Modern Sanat Merkezi’nin” tamamlandığıydı.

    Yılmaz Büyükerşen’in muhalefet partili bir başkan olmasına rağmen entelektüel kişiliği, vizyonu ile yöneticilikteki ustalığının birleşmesi sonucu bir bozkır kasabası olan Eskişehir’i ünü Türkiye’yi de aşan modern bir kent haline getirdiği herkesin malumu.

    Onun sayesinde Eskişehir 2013 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmiş Odunpazarı Evleri de Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmeyi başarmıştır.

    Eskişehir bu gün turizm şirketlerinin Anadolu’nun dört bir yanından gelenler için özel turlar düzenlediği bir kent haline gelmişse bu onun çalışmalarının bir semeresidir.

    Eskişehir’i gerek ülke içinde gerek ülke dışında popüler hale getiren Yılmaz Büyükerşen’in sadece şehircilik alanında yaptığı alt yapı hizmetleri değildir.

    Eskişehir’i bu üne kavuşturmada asıl pay sahibi BŞB tarafından sanat ve kültüre yapılan yatırımlardır.

    O eserlerin sonuncusu da Hürriyet Yazarları Vahap Munyar ve Ertuğrul Özkök’ün sözünü ettiği Odunpazarı Modern Sanat Merkezidir ki, Eskişehir’in 18. müzesidir.

    Eskişehir’de onun gibi Eti Arkeoloji Müzesi’nden Cumhuriyet Tarihi Müzesi’ne, Çağdaş Sanatlar Müzesi’nden Lületaşı Müzesine, Hava Müzesi’nden Devlet Demiryolları Müzesi’ne, Yunus Emre Müzesi’nden Eskişehirspor Müzesi’ne kadar daha 17 müze var.

    Bu güne kadar yapımı gerçekleştirilen müzeler arasından Odunpazarı Modern Sanat Merkezi’nin ses getirmesi yapımında adına uygun gösterilen özen ve harcanan emektir.

    Yeri gelmişken belirtelim, Eskişehir sadece müzeleriyle ünlü değildir. Öğrencileri yeni teknolojilerle tanıştıran Bilim Deney Merkezi ve Sabancı Uzay Merkezi adında iki adet de teknoloji merkezi var.

    Büyükşehirlerden müze gibi kültür ve sanat merkezi çok olan sadece Eskişehir değildir. Bu gün Gaziantep, Konya, Kayseri en az Eskişehir kadar kıymet ve değere ev sahipliği yapan kentlerdir.

    Ne acıdır ki, “Efeyiz” diye övünürüz ama aslını doğru, dürüst bilmediğimiz efeliğin ne olduğunu gelecek kuşaklara aktaracak bir “Kurtuluş Savaşı” müzesinden Aydın mahrumdur.

    Yeri geldiğinde “Yörük” olduğumuzu iddia ederiz ancak çadırın kaç direği, kaç bağı olduğunu bizlere öğretecek bir “Yörük Müzemiz” de ona hakeza yok.

    Yüzlerce tarihi eserimiz ise kendi kaderine terk edilmiş, sahipsiz…

    Özlem Çeçrioğlu’nun Yılmaz Büyükerşen’den ders almalı demem onun yaşça büyüklüğü ve akademisyen kimliğinden kaynaklansa da asıl önemli neden onun uzun zamandır CHP’li bir başkan olarak Eskişehir’i yönetiyor olmasından Aydın’la aralarındaki benzerliktir.

    Hem de Eskişehir’in meclis çoğunluğu bu gün Ankara ve İstanbul’da olduğu gibi muhalefette olmasına rağmen…

    Artık günümüzde modern kent olmada ölçü ne nüfus yoğunluğudur ne belediyelerin sosyal yardım adı altında dağıttığı seçim rüşveti şeklinde de algılanabilecek yardımlardır.

    İyi korunmuş tarihi yapılardır, çeşitli müzelerdir, kütüphanelerdir, sanat eserleridir, parkların ve yeşil alanların bolluğudur, tiyatrolarıdır, her türden müzik gruplarıdır, yöresel sanatların sergilendiği salonlardır, çarşılardır.

    Eskişehir emsalleri arasında bu yönüyle öne çıktığı için Kültür Başkenti unvanına layık görülmüştür.

    Demek ki, bir kenti cazibe merkezi yapabilmek illa ki de iktidar partisinden olmayı gerektirmiyor.

    İletişim kurmasını bilen, her şeyi kendine mal etme alışkanlığından uzak duran kısaca siyasi ilişkilerde nezaketi göz ardı etmeyen el boşta kalmıyor.

    İyi de bu gibi davranışlar halkta oluşacak taleple yakından ilişkilidir, o yönde halktan bir istek yoksa başkan niye o tür işlere kalkışsın ki, özrü beceriksizliktir, iş bilmezliktir.

    Çünkü genelde halkın istediği kısa vadeli, günlük işlerdir.

    Oysa bir başkanın asıl görevi Yılmaz Büyükerşen’in yaptığı gibi bir kenti kültür varlıklarıyla donatmak, sahip olduğu imkânları değerlendirerek gerek yurt içinde gerek dışarıda emsalleri ile yarışır hale getirmektir.

    Aksi davranış kişisel hırsları uğruna gelecek kuşakların hakkını bu günden çar-çur etmek, demektir.

    Halk sanat eserinin değerini bilmiyor ki sanata kaynak ayıralım, müzeye gitmiyor ki, müze açalım, Batı Müziğinden anlamıyor ki Oda Orkestrası kuralım, kaç kişi tiyatroya gidiyor ki, tiyatro salonu açalım ya da tiyatro ekibi kuralım gibi savunmalar da sadece dar görüşlülüğün değil, cehaletin eseridir.

    Bu tür mazeretlerle beceriksizliğe gerekçe hazırlamak doğrudan bir memleketin gelişmesine bu günden vurulacak bir darbedir, gelecek kuşakların hakkını gasptır.

    Eğer Yılmaz Büyükerşen ve Mansur Yavaş oy kaygısıyla hareket etselerdi ne Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti gibi bir unvana sahip olurdu ne Beypazarı gibi Ankara’nın kenar ilçesi bir cazibe merkezi olurdu.

    Aydın gibi kasabalıktan bir adım ileriye gidemezdi.

    Başlık cümlesini kurmakta haksız mıyım?

     

    Aydınpost ANDROID'de TIKLA YÜKLE!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA YÜKLE!

    Bu yazı toplam 1813 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim