“İsmet Abi’ye” vefadan başlayalım…

İsmet Sezgin adı bundan böyle Efeler Girne Mahallesi’de yaşayacak… BŞB Başkanı Çerçioğlu 6 Ocak’ta, onun doğum gününde, Bayındırlık Bulvarı’na törenle adını ölümsüzleştiren tabelayı çaktı.

Bunun ardından da Valilikçe anma töreni düzenlendi. İsmet Sezgin ailesi ve kardeşi o törenlerde hazır bulundular.

Böylece rahmetlinin pek bilinmeyen bir yönü de ortaya çıktı… Şairliği…

Damadı Devlet Tiyatroları Sanatçısı Tamer Levent, Sezgin’e ait “Bir Uzun Soluktu Yaşam” kitabından “Aydın Destanını” okudu.

Kızları ve kardeşi konuşmalar yaptılar.

Fakat daha önce yazdığım gibi demokratlar gönüllerinin kırık olmasından mıdır (Bkz Bazı demokratlar İsmet Abi’ye kırgındı o da onlara… aydınpost) yoksa habersiz olduklarından mıdır nedir her iki törene de pek ilgi göstermedi.

Ayrıca bir Meclis Başkanı için düzenlenen etkinlikte M.Lütfi Baydar dışında ne yeni ne eski hiçbir milletvekillinin bulunmaması dikkat çeken bir olaydı.

Neyse programda duymaktan en fazla mutlu olduğumuz konu İsmet Sezgin’in anılarının Mayısta çıkacak olması…

Bu önemli… Zira anılar tarih yazmada yaşanılan devre şahitlik ederler… İsmet Abi bakalım demokrasinin sancılı yılları 27 Mayıs 1960,12 Eylül 1980 İhtilalları, 12 Mart Muhtırası için anılarında o günlere ait neler anlatacak?

Olaylara millet açısından mı güçlü lobiler penceresinden mi yoksa devlet noktasından mı baktığını o güne çıkarsak göreceğiz

En merak edilen de 28 Şubat postmodern darbe hakkında söyleyecekleri…

Anlatacakları sayesinde bir grup arkadaşı ile kurdukları “Şemsiye Partisi” (Demokrat Türkiye Partisi) ile Mesut Yılmaz’ın darbe hükümetine destek olmalarının gerekçesini birinci elden öğrenmiş olacağız.

Bakalım..demokrat kimlikli İsmet Sezgin antidemokratik bir girişime destek olmasını neyle izah edecek?

Eminim en büyük tartışmayı yaratacak olan da bu bölümle ilgili konular olacak…

Aydın’a hizmeti geçmiş bir siyasetçiye yapılan bu jesti ben, Menderes’i gölgede bırakmamak kaydıyla, yine de takdirle karşıladığımı belirtmek isterim.

Milletvekili M. Lütfi Baydar’ın Aydınpost’u ziyaretinde (06 Ocak) neler konuşuldu?

Hoca malum.. Halis 09 markadır.. Sempatiktir.. Yüzünden tebessüm eksik olmaz.. Sözlü, yazılı soru önergesi vermede.. Hem partisinin hem de meclisin en çalışkan milletvekilidir.

Sakin yapılıdır.

Ancak söz sırası başkanlık sistemi, Anayasa değişikliğine gelince Hoca’nın bu sakin kimliğini aşan bir tavır içine girdiğini gördük.

Onun bu endişeli tavrına bakılırsa söz konusu değişikliğin gerek parlamento gerek olası referandum süreci önceden kestirmesi güç gerilimlere sahne olacak.

Sürecin zorlu geçeceğini değişiklik önergesinin komisyon safhasından ve meclis gündemine indiği şu günlerde Kılıçdaroğlu’ nun yaptığı toplantılardan anlamak da mümkündür.

Bunun Aydın CHP için anlamı şu ana kadar yerelde izlediği Özlem Çerçioğlu’nun gölgesinde etliye sütlüye karışmadan idare edip gitme döneminin sona ereceğidir.

Görünen o ki, bu süreçte CHP tam kadro sahada olacak…

Bu da demektir ki,

BİR: Ortalıkta görmeye alışık olmadığımız İl Başkanı Bayram İnci zoraki de olsa meydana çıkacak…

İKİ: Özlem Çerçioğlu partiler üstü görünme havasından vazgeçecek göstermelik de olsa işin bir ucundan tutacak…

ÜÇ.Milletvekili Hüseyin Yıldız sadece Didim’in değil bütün Aydın’ın vekili olduğunu hatırlayacak.. elinden geldiği, dilinden döndüğünce.. Sürece omuz verecek.

DÖRT: Velhasıl CHP kadroları seferberlik ruhuyla tam saha pres yapacaktır.

Zira Hoca’nın ifadesine göre eğer tasarı gerçekleşirse bu parlamenter rejimin sonu olacaktır.

Bütün engellemeler sonuçsuz kalırsa bu Kılıçdaroğlu’nun da sonu olacak… Tabi bu benim görüşüm…

Onun için kılıçlar çekilmiş vaziyette…

“Hoca’nın” aydınpost ziyaretinden şahsen ben bunu anladım.

Ziyaret sırasında konuşulmadı ancak CHP’nin bu konuda hedef kitlesi MHP…

Tabi bu AK Parti için de geçerli…

Bu da iki taraftan da bu süreçte bol milliyetçi söylem duyacağımız anlamına geliyor.

Ama asıl işi zor olan da ülkücüler… Çünkü milletin geleceğinde bir kırılma noktası olma özelliğine sahip.. o derece hassas bir kararı verecek irade asıl onlar…

Tarih onların sırtına hatası da, sevabı da hanelerine yazılacak böylesine zor bir görev yüklemiştir.

Diğer taraftan Hoca bir siyasetçi olarak iktidara karşı eleştirilerini de sıraladı ancak burada bir konunun altını çizmek gerekiyor.

Malum Büyükşehir Yasası ile birlikte paradigma da değişti ve liman, hava alanı, otoyol gibi büyük yatırımlar dışında kalan küçük ve orta ölçeklileri merkezi hükümet BŞB’lere devretti.

Sırf bu amaçla o ilden toplanan vergilerin %6’lık kısmını BŞB’lere aktararak bütçelerini güçlendirdi.

Bu durumda sorunların çözülmemesinden merkezi hükümet kadar Büyük Şehir Başkanı Özlem Çerçioğlu da sorumludur.

Oysa BŞB bütün yatırımların besmelesi, iki yıl içinde çıkarılması zorunlu, “nazım imar planını” çıkaramadı.

Bunu da unutmamak lazım…

Hoca’yla sohbette tutuklu Ahmet Türk’ün ailesini Baykal’la ziyaretleri de gündeme geldi. Daha doğrusu biz sorduk.

Anlattığına göre olayın temeli geçmişe dayanıyor…

12 Eylül İhtilalı sonrasında tutuklanan Deniz Baykal Zincirbozan’a gitmiş o zaman CHP’li olan Ahmet Türk de Diyarbakır cezaevine konmuş.

Geçmişte aynı kaderi paylaşmış olmak karşılıklı bir hukukun doğmasına neden olmuş. İşte o hukukun vicdani sorumluluğuyla Deniz Baykal tanıdığı Türk’ün ailesine ziyareti siyasetin dışında bir insanlık borcu olarak görmüş.

Amaç insani olduğu için de Hoca Partisinin Doğu illerinden sorumlu bir milletvekili olarak Baykal’a eşlikte bir sakınca görmemiş.

 

 

 

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA İNDİR