banner339
banner313

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan flaş açıklamalar: Seçim barajı düşecek mi?

KKTC ziyareti sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Macron ve Miçotakis ile birebir görüşmelerde ne konuştuklarını anlattı. Kılıçdaroğlu'nun Suriyelilere yönelik sözlerine 'Kuvay-ı Milliye geleneğinden geliyorum' diyor ama bir defa Kuvay-ı Milliye ruhundan haberi yok" tepkisini verdi. Erdoğan ayrıca gazetecilerin seçim barajı sorusunu da yanıtladı.

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan flaş açıklamalar: Seçim barajı düşecek mi?
banner401
banner399


Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Aydınpost'a abone olun

Aydınpost'a Google News'te abone olun

KKTC ziyaretinin sonunda ziyaretine dair değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

''Öncelikle, Rabbimize yakınlaşma ve manevi teslimiyet vesilesi olan Kurban Bayramı’nızı tebrik ediyorum. Rabbim bu Kurban Bayramı’nı alem-i İslam’ın birliğine, beraberliğine vesile kılsın.

Kıbrıs Barış Harekatının 47’nci yıldönümünde Kıbrıs’taydık. İdrak ettiğimiz Kurban Bayramının birinci gününde burada yaptığımız açılışların Kuzey Kıbrıs halkına yeni bir heyecan, yeni bir aşk getirmesini temenni ediyorum.

20 yıl öncesinin Kuzey Kıbrıs’ı ile bugünün Kuzey Kıbrıs’ı mukayese edilemeyecek derecede değişmiştir, alt yapısıyla üst yapısıyla gelişmiştir. Hamdolsun bunları başardık. Bizden önceki iktidarlar bunları maalesef başaramadılar; böyle bir dertleri de zaten yoktu. Ama bizim derdimiz vardı. Biz ülkemizde kendimize neyi dert edindiysek, aynısını burada da kendimize dert edindik ve adımlarımızı da buna göre göre attık, atıyoruz. Tabi burada bize hep bazı bariyerler oluşturuldu. Bu bariyerler sebebiyle de burada atılması gereken adımlar gecikti. Düşünün, susuzluğa talim eden bir Kuzey Kıbrıs vardı. Şimdi Türkiye’den buraya denizin altından su getiriyoruz. Ve biz bir meydan okuma da yapıyoruz; Güney’e diyoruz ki “İsterseniz size de buradan su verebiliriz. Bunun adını da Barış Pınarı koyarız.” İsteyemediler. Şu anda hala tankerlerle Yunanistan’dan Güney’e su getiriyorlar. Tabi biz onların hepsini elhamdülillah aştık.

Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik. Başbakan Sayın Ersan Saner ve bakanlarla da bir arada olduk. Milli Kıbrıs davamız ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler özelinde fikir teatisinde bulunduk. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki iş birliğini ve dayanışmayı daha da güçlendirmek üzere atılacak adımları ele aldık. İş birliğimizin farklı boyutlarını yansıtan projelerin açılış ve tanıtım törenlerini de gerçekleştirdik. Maraş açılımının ikinci aşamasını hayata geçirdik. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümetini açılım konusunda ortaya koydukları dirayetli duruş ve bu kapsamda aldıkları karar için bir kez daha tebrik ediyorum. Maraş açılımı, esasen bir barış projesidir. Buna da böyle bakmak gerekiyor. Tüm adımlar şeffaf bir şekilde uluslararası hukuk temelinde atılmaktadır. Adadaki iki halkın da yararına olacak bu girişimin kara propagandaya malzeme yapılması da nafiledir. Mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla çıkılan bu yolda, Kıbrıs Türk makamlarını desteklemeye devam edeceğiz.

Şunu inanarak söylüyorum; Türk tarafı Adada ve bölgede barış ve istikrar için çaba gösteren tek taraftır. Güney’in böyle bir derdi yok. Garantör ülke olarak maalesef Yunanistan’ın böyle bir derdi yok. Yine garantör ülke olarak İngiltere’nin de böyle bir derdi yok. Bunun dışındaki ülkelere baktığımızda, başta ABD olmak üzere onların da böyle bir derdi yok. İşte bugün bizim bu konuşmamızın haberini almış olacaklar ki onlar da hemen Miçotakis’in önderliğinde ne kadar Türkiye düşmanı varsa onlarla böyle bir toplantıyı düzenlediler. Kim nerede ne yaparsa yapsın, biz bunların karşısında dimdik duracağız.

Müzakerelerin iki toplum arasında değil, iki devlet arasında yürütülmesinin de zamanı gelmiştir. Bunun için de biz üçüncü kişileri kesinlikle aramıza sokmamakta kararlıyız ve böyle bir şeyi kabul etmemiz de mümkün değil. Bunu da biz zaten ilgililere yeri geldiği zaman hep söyledik, söylüyoruz. Fakat tüm bunlara rağmen Türk tarafı olarak biz bu yapıcı anlayışımızı değiştirmeden milli davamız Kıbrıs meselesinde yeni bir sayfa açtık. Çözüm sağlamadığı defalarca kanıtlanmış parametrelere takılıp kalmak yerine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte adil, sürdürülebilir ve gerçekçi bir çözüm vizyonu ortaya koyuyoruz. Meselenin özüne inerek, her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit statüsünün tescil edilmesi gerektiğini de savunuyoruz. Kıbrıs Türkünün müktesep hakları garanti altına alınmadan başlayacak yeni bir müzakere süreci başarısız olmaya mahkumdur. Bunun zaman kaybından başka hiçbir anlamı yoktur. Bu mücadelede omuz omuza, el ele yürümeye devam edeceğiz. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en büyük gücü birliği, beraberliği ve kardeşliğinden gelmektedir. Bunu bozmaya çalışanlar, ne içeride ne dışarıda, hiçbir netice alamayacaklardır. Bunu da çok rahatlıkla söyleyebilirim.

Ben buradaki görüşmelerimizde özellikle de Kıbrıs’ın yarınlarına yönelik, Kuzey Kıbrıs halkının çok daha özgüven kazandığını gördüm. Bunun da bahtiyarlığı içindeyim. Önceki akşam Kuzey Kıbrıslı gençlerle de bir araya geldik. Bu sohbette ve ikili görüşmelerimde de hepsinde yine o özgüveni gördüm. Bu da beni ayrıca mutlu etti. Üniversitelerde de gayet güzel gelişmeler var. Üniversitelerin başarılarının artarak devamı temennimizdir. Bayram namazını kıldığımız caminin adını taşıyan Hala Sultan imam hatip okulu, ilahiyatı da Akıncı döneminde çok sıkıntılar yaşadı. Şimdi elhamdülillah o sıkıntıları aşmış vaziyetteler. Buralardan da inşallah işin manevi mimarları yetişecek. Bu da bizim için ayrı bir sevinç kaynağı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Abdülkadir Selvi: Sayın Cumhurbaşkanım… “Müzakerenin iki devlet arasında yürütülmesinin zamanı gelmiştir” dediniz. Kıbrıs’ın statüsü ile ilgili iki gün boyunca yaptığınız konuşmalarda da “Artık güney, kuzey yok” dediniz. Bu süreç Kıbrıs Türk Devleti’ne mi gidiyor?

Aslında buraya nereden geldik derseniz; Brüksel’de biz Miçotakis’le bir görüşme yaptık malum. Miçotakis’le yaptığımız görüşmede, kendisine dedim ki, “Bundan sonra üçüncü ülkeyi, dördüncü ülkeyi aramıza koymanın anlamı yok. Yani Yunanistan ve Türkiye var. Senin bir danışmanın var, benim bir danışmanım var. Biz sadece danışmanlarımızı devreye sokalım, onlar kendi aralarında görüşmeleri yapsınlar, bize neticeyi getirsinler, ondan sonra da biz görüşmemizi yapıp işi neticeye bağlayalım.” “Mutabık mıyız?” “Mutabıkız.” “Anlaştık mı?” “Anlaştık.” Şurada daha bir ay olmadı, bizim buradaki görüşmemizden sonra sen hemen kalk, Amerika’da ne kadar Türkiye düşmanı varsa, onları yanına topla! Onlarla beraber güya bize meydan okuma yoluna gitmiş! “Bu yıl iyi geçecek” diye de öbür taraftan yine mesajlar veriyor. Şimdi Güney’in garantörü o. Kuzey’in garantörü de biziz. İngiltere kimin garantörü belli değil. Şimdi böyle bir durum içerisinde bizim çok çok dikkatli ve hassas olmamız lazım. İşte Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri görüyorsunuz. “Gelin beraberce oturalım, bir yeni konferans düzenleyelim” teklifimize de hala olumlu cevap veremediler. Bundan da sürekli kaçıyorlar. Tablo bu.

Fadime Özkan: Sayın Cumhurbaşkanım… Kıbrıs Rum kesiminin NATO üyeliği ile ilgili son yıllarda bir hareketlenme var. Avrupa Birliği ile NATO ilişkilerini güçlendirmek bağlamında bazı açıklamalar yapılıyor. Almanya Dışişleri Bakanlığının hazırladığı raporlar basına yansımıştı. Think-tank’ler epeyce çalışıyor. Epey dile getirilmeye başlandı. Birleşmiş Milletlerdeki ve Avrupa Birliğindeki temsiliyetten sonra, Kıbrıs Rum kesimini adanın tek sahibiymiş gibi, NATO’ya üye yapılmasını ihtimal dahilinde görüyor musunuz? Eğer böyle bir gelişme olursa Türkiye’nin buna vereceği cevap ne olur?

NATO’nun kendi sözleşmesine baktığımız zaman, burada bizim olumlu bir cevap vermediğimiz sürece bir defa Güney Kıbrıs’ın NATO’ya girmesi mümkün değildir. Bunu Yunanistan için yaptılar ama şu anda böyle bir durum söz konusu olamaz. Çünkü artık Yunanistan’ı NATO’ya üye yaptıkları zamanki gibi bir hükümet yok Türkiye’de. Şimdi biz varız. Biz olduğumuz için de hele hele Güney Kıbrıs’ı asla ve kat’a sokamazlar, alamazlar. Burada Türkiye’yi baypas etmeleri mümkün olmadığına göre, Güney Kıbrıs’ı almaları da mümkün değildir.

Sibel Erdem: Sayın Cumhurbaşkanım… Bu seneki 20 Temmuz kutlamaları daha görkemli oldu. Hem verdiğimiz mesajlar hem de geniş katılımlı heyetle ortaya çıkan görüntü, Türkiye’nin Kıbrıs’a bakışını, milli davasını net bir şekilde gösterdi. Heyette MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, DSP Genel Başkanı Sayın Önder Aksakal, SP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk vardı. CHP ve İyi Parti genel başkanları yoktu. Onlara davet gitti mi? Gittiyse katılmamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz Kıbrıs davasına başından beri sahip çıkıyoruz. Rahmetli Ecevit o zamanın Başbakanıydı ama Başbakan Yardımcısı olarak da merhum Erbakan vardı malum. Ben de tabi o zamanlar partimizin içerisinde aktif bir görevdeydim ve süreci iyi biliyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından bu ziyarete, bu kutlamaya, örneğin, Oğuzhan Bey davet edildiği gibi Temel Bey de davet edildi. Ama Temel Bey maalesef gelmedi. Aynı şekilde CHP ve İyi Parti genel başkanları da davet edildi. Ama maalesef onlar da gelmedi. Öbür tarafta HDP tabi ki davet edilmedi. Çünkü onların millilik diye bir derdi yok. Öyle sayısal duruma da bakılmadı. Sayın Mustafa Destici de davet edildi. Özellikle Erbakan Hocamızın sebebiyle oğlu Fatih Bey davet edildi. Hakeza Oğuzhan Bey o dönemin içerisinde aktif rol oynadığı için o da davet edildi. Sayın Önder Aksakal merhum Ecevit’in şu andaki adeta vekili konumunda kabul edilerek o da davet edildi. Sağ olsunlar geldiler. Ben maksat hasıl oldu diye düşünüyorum. Ben de bu tür programlarda bu hassasiyetlere hep dikkat ederim. Arkadaşlar “Kimler olsun?” dediklerinde, aynı hassasiyeti göstererek, yeter ki milli ve yerli bir duruş varsa, değerlerimize karşı düşmanlık duygusu yoksa kesinlikle biz onlarla beraber oluruz; onlarla beraber yola devam ederiz. Sağ olsun zaten Cumhur İttifakı olarak da Sayın Devlet Bey ile bu konularda her zaman görüşmemizi yaparız. O da bu tür hassasiyetlere değer veren bir insan olarak bizimle beraber. Burada da yine birlikte olduk, programlarımızı birlikte icra ettik.










 

Güncelleme Tarihi: 22 Temmuz 2021, 10:32
banner218