Önceden de birlerinden memnuniyetsizlikleri hakkında ufak tefek şeyler duyuluyordu ama “bunlar çalışma hayatında her zaman örneklerine rastlanılan türden şikâyetlerdir” denip geçiliyordu.
Ne zaman ki, Mesut Özakçan Efeler İlçe Kongresinde(06 Aralık 2015) “imzasız dilekçelerle Genel Merkeze sürekli şikâyet ediliyorum” dedi o sözün ardından yorumlar da iddialar da birbirini izledi.
O şikâyet eden(ler)in veya arkasındaki(ler)in kimliği hakkında bir açıklama da bulunmadı ama şikâyetçilerin kim veya kimler olduğunu anlayanlar anladı.
CHP örgütü de böylece söylentinin partiye zarar verecek boyutta ciddiyet içerdiğinin farkına o zaman vardı.
Zira Mesut Özakcan’ın kibir nedir bilmeyen, egosunun esiri olmayan, karıncayı incitmekten sakınan ve ne kadar sabırlı olduğunu hatta yakın çevresi tarafından bu konularda eleştirildiğini partililerden bilmeyen kimse yoktu.
O başkanlık koltuğunda da iyi bir performans göstermişti… Kısa sürede hem de olmayan bir bütçe ile yeni bir belediye kurmayı başarmış yerinde görevlendirmelerle de kısa sürede hizmet verir hale getirmişti.
Tanıyanlar biliyordu ki, bıçak kemiğe dayanmasaydı o yine de sesini çıkarmaz, susardı. O nedenle örgüt ona sahip çıktı ve açıkça destek istemese de gönlündeki aday Bayram İnci’yi onun hatırına o kongrede Efeler ilçe başkanı seçti.
Çoğu partili iyi niyetle “her seçim öncesi böyle şeyler olur” dediler ve çekişmenin kongre ile birlikte sona erdiğini düşündüler.
Ama yanıldıklarının farkına BŞB’si tarafından organize edilen deve güreşinde, aynı günkü (27 Aralık 2015) il kongresinde Mesut Özakcan’ın ailesi, bazı belediye meclis üyeleri hakkındaki söylentileri dile getiren ve Özlem Hanım’ın izni ile dağıtıldığı iddia edilen gazeteyi görünce vardılar.
İddia sahipleri haksız da değillerdi… Öyle ya BŞB sorumluluğunda düzenlenen ve kontrolü yapılan bir etkinlikte BŞB yetkililerinden izinsiz gazete dağıtımının olabileceğine kim ihtimal verebilir?
Aynı işin kongre salonunda da tekrarlanması örgüt çoğunluğunun gözünde kongreyi Soner Kaplan ve Bayram İnci yarışması olmaktan çıkardı, onlar üzerinden Özlem Çerçioğlu, Mesut Özakcan hesaplaşmasına dönüştürdü ve başlangıçta at başı olan durumu Bayram İnci lehine çeviren en büyük neden de bu oldu.
Kimlerle beraber hareket ettiği ile ilgili bir açıklaması olmadı ama herkes de biliyor ki, Mesut Özakcan bu işte koçbaşı… Arkasındakiler ise ağır toplar… Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı ve Söke Belediye Başkanı Süleyman Toyran… Ve onların ardında duran ilçelerinin örgütleri…
Özlem Hanım kongrede yaptığı konuşmada “hem milletvekili hem de belediye başkanı olarak beni sizler yarattınız” diyerek örgütten üstü örtülü desteklediği Soner Kaplan üzerinden yardım istedi ama o istek örgüt çoğunluğunda karşılık bulmadı.
Kuşadası örgütünün bile büyük kısmı doğruluğuna, dürüstlüğüne kefil oldukları, kendilerini yaklaşık yedi yıl ilçe başkanı olarak temsil eden Soner Kaplan yerine başkanları Özer Kayalı’ya destek olma adına karşı aday Bayram İnci’ye oy verdi.
Ve böylece arada asıl kaynayıp giden ve siyasi hayatına bir kaybeden damgasını vuran Soner Kaplan oldu.
Kaybedenlerin yeni hedefi ise 16-17 Ocak’ta yapılacak Ankara’daki “Kurultayda” “Hocayı” Bülent Tezcan’ın yerine “Parti Meclisine” ardından da “Merkez Yürütme Kurulu’na” seçtirmek ve Aydın’ın rövanşını Ankara’da almak…
Görünen o ki,
CHP’de 2019 mücadelesi çok erken başladı. Süreç ise bir hayli uzun… O güne kadar bu hamur şekilden şekle girer… Ama bu günden belli olan bir şey var.
Böyle giderse Özlem Hanım’ın 2019 BŞB adaylığı 2014’deki kadar kolay olmayacaktır.