2017 yılına büyük sorunlarla girdik. Bir yanda PKK, biryanda İŞİD, bir yanda Suriye bataklığında devam eden anlamsız savaş, yüreğimizi dağlayan şehit cenazeleri, her gün artarak devam eden terör eylemleri, hızla çöken ekonomi ve umutsuzluk içindeki insanlar…

Türkiye ne oldu da bu noktaya geldi?

Atatürk yaşasaydı, 2017 yılında Türkiye’nin bu sorunlarını nasıl değerlendirirdi?

Aslında Atatürk bu sorunları ve kaynağını yaşadığı sırada tek tek açıklamış. Atatürkü, Atatürk yapanda zaten öngörüsü ve 100 yıl önce yaptığı tespitler.

Mustafa Kemal Atatürk, Hakimiyet-i Milliye’de, 20 temmuz 1920 tarihinde yayınlanan yazısında En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ve ne de filan millettir… Bilakis bu, adeta bütün dünyaya hâkim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir. Artık bütün dünyanın anlamış olduğu bu gerçeğin, bizde de bütünü ile bilincine varılıyor.

Bugünlerde başımıza musallat edilen Yunan orduları, bütün düşman âleminin parçasından başka bir şey değildir. Daha doğrusu, kapitalizm saltanatının mazlum milletlere karşı gönderebileceği son kuvvet ve son ordudur.

Nitekim, bundan önce üzerimize ordular saldırtmış olan düşmanlar, yine bu kapitalizm saltanatının ordularından başka bir şey değildi. Rus orduları, İtalya orduları, Bulgar ve Yunan orduları… kısacası, bütün düşmanlarımız tümü ile kapitalizm tarafından kışkırtıldı ve ayaklandırılırlardı.


Bir zamanlar, tarihin eski devirlerinde dünya bir takım despot hükümdarların istibdatları altında ezilirdi. Sonraları milletler bu istibdadı yıktılar. Fakat bu defa da, bunların yerine paranın, sermayenin zulmü geçti. Sermaye bugüne kadar dünyada yapılmış olan bütün kötülüklerin birincil etkeni, yegane sorumlusu idi. Bugün de böyledir
Eğer büyük bir hızla işgalci kapitalizme karşı direnç oluşturulmamış olsaydı, zulüm yarın da devam edecekti. Çok şükür ki, zulüm devrinin son günlerindeyiz.
Kapitalizm sadece falan ve filan ulusun düşmanı değildir. Bilakis bütün dünyanın, bütün milletlerin müşterek düşmanıdır. Milletleri birbirine düşüren odur…. Kardeş kanı dökülmesine neden olan, dünyayı kaplayan sefaletin sebebi… Ve özetle, bütün insanlığı inleten zulmün biricik kaynağı kapitalizm ve onun çocuğu olan emperyalizmdir


Kapitalizmin, bu zulmü bütün dünyaya egemen kılmak için arada sırada başvurduğu savaşlar, onun teşebbüs ettiği yegâne çare ve yegâne silah değildirBankalar, onun en güçlü bir diğer silahıdır. Ve bütün milletleri bilhassa bu silahla mağlup ederler.

Memleketimize bakınız: Duyun-u umumiyeler, kapitülasyonlar, şimendiferler, limanlar, gemiler, bankalar, ticaret evleri… ve bütün bu müesseseler Avrupa kapitalizminin bizi mahvetmek için, yıllardan beri kullandığı iblishane bir makinenin parçalarıdır.
Sadece bizim memleketimizde değil, yeryüzünün tümünde bu makine ve bu çark böylesine devam ettikçe, sadece biz değil, bütün dünya zulüm altında ezilmeye devam edecek, sefalet arşa çıkacakVe insanlar felaketten felakete yuvarlanacaklardır.
Bize bugün sınır itibariyle, dünyanın en güzel, en hayale sığmaz barış koşullarını hediye etseler, kapitalizmin sözünü ettiğimiz bu çarkı, bugünkü biçimiyle etkisini sürdürdüğü ölçüde mahvolmamız muhakkaktır. Hatta değil böyle, bu şeytan makinesinin dörtte biri bile mevcut olsa, bizim için hayat imkânı yine düşünülemezZenginlerimizi dolandıran o, fukaramızı soyan yine odurMal ve mülkümüzü çalan, haysiyet ve namusumuzu mahveden, bizdeki faziletleri şeytan gibi birer yok etmeye çalışan ve bizi birbirimize düşüren hep odur!..”
şeklinde açıklama yaparak, bugün yaşananların nedenini açıklıyor.

Dünyanın, çevrenin, ekolojik dengenin, ülkelerin tek ve en büyük düşmanı emperyalizmdir.

Emperyalizm nedeniyle; savaşlar ve iç savaşlar çıkar, terör örgütleri, çevre kirletilir, vatan toprakları peşkeş çekilir, insan emeği sömürülür ve insanlar öldürülür.

Bu işin sağcısı, solcusu, dindarı, milliyetçisi, yobazı, ateisti yoktur. O günkü koşullar neyi gerektirirse emperyalizm onu kullanır, yönetir ve istediğini elde eder.

Zaman gelir Kürt halkının haklarını savunması adına, PKK’yı kurar, büyütür ve en önemli müttefiki olarak tanımladığı Türkiye’nin üzerine salar.

Zaman gelir İŞİD ve El Kaideyi oluşturur, oluşturdukları vahşetle İslamiyeti karalamaya, kötülemeye, ülkeleri bölmeye çalışır.

Zaman gelir, dünya haritasını değiştirmek için her türlü entrikayı yapar.

Zaman gelir, dünya çapında suikastları organize eder.

Zaman gelir para için çevreyi yok ederken gözünü bile kırpmaz. İnsanlar ölümüne neden olduğunu bile bile jeotermal atıkları doğaya salar.

Tek bir amacı vardır. Para kazanmak ve gücü elinde tutmak. Bunun için her yol mubahtır.

Mustafa Kemal Atatürk, emperyalist güçlerin yöntemlerini de açıklamış tek tek. İllaki ordularla gelmeleri gerekmez, o günkü koşullar neyi gerektiriyorsa onu yapar. Bankalar en büyük yardımcılarıdır. Ekonomik sömürü koşulları yaratılır hızla. Aslolan sömürüyü gerçekleştirmektir.

Emperyalizm dinide kullanmaya çalışmıştır. Atatürk “İnkılabımızın tam dönüm anında topraklarımıza göz dikerek saldırmak isteyen düşmanın, dini ele alarak birçok fitne ve fesatla halkı kandırmaya kalkıp, türlü entrikalar çevirmekten çekinmeyeceği de muhakkaktır. Biliyor musunuz ki Mussolini peşindekilerle buraya gelirse nasıl gelecektir? Önünde dervişler, hacılar, hocalarla gelecektir. Din adamlarını elinde silah olarak kullanacaktır.” şeklinde açıklaması ile ne kadar da güzel anlatmış [1].

FETÖ diye tanımlanan yapılanma, ABD tarafından oluşturulmuş, büyütülmüştür. Halen onlar tarafından da korunmaktadır.

Emperyalizmin ilk hedefinin neresi olduğunu da, Kurtuluş Savaşı sırasında 10 Ağustos 1920’de Afyon’da subaylara yaptığı konuşmadaki şu sözleri ile açıklamaktadır: “İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret etiler. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar. Her halde ordu, düşmanlarımızın birinci hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta, engeller ve müşkülat kalmaz.”[2]

Bugün yaşananlarla birlikte değerlendirdiğimizde tanıdık geliyor mu?

Atatürk, emperyalizme karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini de ayrıntıları ile anlatıyor. Hakimiyet-i Milliye’de, 20 temmuz 1920 tarihinde yayınlanan yazısında;
Şu halde kendimizi kurtarmak için, öncelikle bizim ve sonra da bütün dünyanın, şu melun kapitalizmin afetinden kurtulması gerekmektedir. Bu kurtuluşta sadece bizim çıkarımız yokturKapitalizm sadece bizim gibi ekonomik açıdan zayıf milletler arasında değil, bilakis bizzat kapitalist memleketlerde de aynı derecede tahripkâr ve insanlık düşmanıdır. Hatta İngiltere’de, hatta Fransa’da ve Amerika’da da böyledir. Bu ülkelerde dahi, kapitalizmden yararlanacak olanlara oranla, kapitalizmin zulmü altında inleyenlerin miktarları yüz-binlerce kez fazladır. Şu halde kapitalizmin düşmanı yalnız biz değiliz. Bütün dünya onun düşmanıdır. Vardığımız noktadan ortaya çıkan sonuç ise, bu mücadelede dünyanın büyük çoğunluğunun bizimle beraber olduğudur.

Dünyayı tanıyanlar, dünya işlerini bilenler, büyük bir açıklık ve kesinlikle görüyorlar ki, bu gerçek, bütün dünya uluslarınca artık anlaşılmıştır. Kapitalizm, hâlihazırda Lehistan’da ve Anadolu’da son kurşununu atmakla meşguldür… Bundan sonra kullanacak silahı kalmayacaktır. Önümüzdeki görev, bu kuvvetleri yenmektir.
Türkler, bu gerçeği anlayınız
… Anlamayanlar varsa, onlara da anlayanlar öğretsinler. Bolşevikler, Lehleri kati surette mağlup ederlerken bizim vazifemiz de Yunanistan’ı Anadolu’dan süratle ve şiddetle derhal kovmaktır. Ondan sonrası ise, ebedi kurtuluştur!..”

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözlerinden sonra başka söze ihtiyaç kalmıyor.

 


 

 

 

[1] Atatürk’ün Bütün Eserleri, cilt 18, Kaynak Yayınları, sayfa 182

[2] Atatürk’ün Bütün Eserleri, cilt 9, Kaynak Yayınlan, sayfa 112

 

 

gandhi.jpg

 

 

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA