Öyle iddialar var ki, hem de yeni de değil, uzunca bir süredir halkın gündemini meşgul ediyor. Hem de insana “adam sende” dedirtecek cinsten iddialar değil.
Doğuracağı sonuçlar son derece vahim…
Öyle ki bölgede yaşayan insanlar, canlı cansız varlıklar, havaya, suya varıncaya kadar yaşam unsuru olan her şey tehdit altında.
İddia sahipleri ise Dr. Metin Aydın ve Avukat Akın Yakan.
Dile getirmeye çalıştıkları da belli bir grubu ya da zümreyi değil bütün Aydın’ı ilgilendiren jeotermal santrallerin Menderes’e saldığı akışkanlarla suyu, toprağı, saldığı gazlarla da havayı zehirlemesidir.
İstedikleri de jeotermal santrallerin denetlenmesi, yasa ve yönetmelikleri ihlal edenlerin, sağlığa, doğaya ve çevreye zarar verenlerin de cezalandırılmasıdır.
Onlar yetkili kurumlarca bu denetimlerin tam yapılmadığı iddiasındalar.
Bunun bir sonucu olarak da:
-Dünya Sağlık Örgütü(WHO) verilerine göre Aydın en kirli havası olan sekizinci ildir.
-Çevre ve Şehircilik Bakanlığına göre de Aydın Bölgesinde yaz döneminde de en kirlilikte ikincidir.
-2015 Dünya Jeotermal Kongresi sonuçlarına göre havada normalin üzerinde toryum, kükürt, hidrojen sülfür ve kurşun vardır.
-Hava kirliliğinin yol açtığı hastalıklar ise kalp krizi, kanser, felç, alzhimer, parkinson, astım atakları, düşük sperm kalitesidir.
-2010 yılında Germencik Alangüllü çevresinde yapılan bir araştırmada 78 bitki üzerinde fiziksel, kimyasal, ağır metal ve radyoaktif kirlilik tespit edilmiştir.
- Yapılan başka bir araştırmada ise incir üzerinde normalin iki katı bor, iki katı kadyum, iki katı kükürt ve yirmi beş katı radon bulunmuştur.
-Gerek inciri gerek diğer besinleri kirleten maddelerin besin yoluyla insanlara geçmesi kanser ve dolaşım yolu hastalıklarına bağlı ölümleri artırmaktadır ki,2016 TÜİK verilerine göre Aydın dolaşım hastalıklarına bağlı ölümlerde bölgesinde yüzde 48,7 oranla üçüncüdür.
-2010-2013 dönemi kansere bağlı ölüm oranı ülkede yüzde 18’ken bu oran Aydın’da yüzde 42’dir.
Kirli akarsular sıralamasında üçüncü Menderes Nehrine yakın yerleşim yerlerinde bu oran daha da yüksektir.
-Yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre Aydın su kirliliğinde Ege birincisidir.
-Menderes’te normalin üzerinde bor, arsenik, radon gibi toprakta uzun süre kalıcı, sağlığa zararlı maddeler vardır.
-Ayrıca bu zararlılar sulama yoluyla toprakta beş katı fazla kirliliğe neden olmakla kalmıyor yine toprakta 30 yıl 40 yıl sürecek genetik değişikliklere de yol açıyor.
-Menderes’e bırakılamayan zehirli akışkanlar santral sahipleri tarafından kaçak tankerlerle tarım arazilerine boşaltılmaktadır.
-Bölgede toplu arı ölümleri yaşanmaktadır.
-Çürük yumurtaya benzer kükürt kokusundan halk ciddi rahatsızlık duymaktadır ki, bu kokuyu Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcılar Derneği(JES-DER) yetkileri hayvan dışkısına bağlamışlardır.
Dr. Metin Aydın ve Akın Yakan’ın Aydın’ı bütünüyle tehdit eden jeotermal hakkındaki iddiaları bunlar.
Tezlerine gösterdikleri kanıtları da şunlar:
1-Aydın’da DSİ Bölge Müdürlüğü de yapmış olan Birleşmiş Milletler Türkiye Ofisi görevlisi Doğan Akar’a ait “Jeotermal Santrallerin Çevresel Etkileri” adlı makalesi,
2-Sunay Dağ’a ait “İncirde Verim ve Kalite Üzerine Jeotermal Enerji Tesislerinin Olası Etkilerinin Belirlenmesi” adlı doktora tezi,
3-Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof.Dr. Mustafa Bolca’nın “Jeotermal Enerji ve İncir Yetiştiriciliği” makalesi,
4-Efeler Belediyesi jeotermal komisyonunun hazırladığı “Jeotermal Raporu”.
Bu kadar ciddi iddialar karşısında:
1-Sağlık Müdürlüğü istenmesine rağmen “Aydın’daki ölüm verilerini ve sağlık istatistiklerini” vermekten çekinmiştir, acaba neden?
2-Yine istenmesine rağmen Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün “Çevre Ölçüm Değerlerini” vermemesinin nedeni nedir?
3-Aydın BŞB halkın sağlığı ve çevrenin korunması amacıyla yerinde denetimler yapabilir, doğayı kirletenler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunabilir.
Akın Yakan’ın yazdığına göre Başkan Özlem Çerçioğlu “seyyar ölçüm merkezleri 7 gün 24 saat Aydın ili sınırları içerisinde gerek şikâyet üzerine gerek re’sen başvuru halinde çevre ile ilgili ihlalleri ölçecek, sağlığa ve çevreye zararlı olanlar hakkında gerekli işlemler yapılacak” demişti.
Onun bu güne kadar konu ile ilgili her hangi bir suç duyurusunda bulunmaması jeotermalin yol açtığı sağlığı ve çevreyi tehdit eden bir tehlikenin olmadığından mıdır yoksa Başkan’ın başka çekinceleri mi vardır?
4-ADÜ bünyesindeki Jeotermal Platformu’nun da adı geçen iddialarla ilgili kamuoyuna yansıyan bir çalışması görülmedi. Bu kayıtsızlık acaba neden?
Bilinmemektedir.
İddiaları siyasi önyargılarla abartı olarak değerlendirenler ya da kimliklerden hareketle ideolojiye bağlayan kimseler olabilir.
Ancak kendi idam hükmünü imzalamak demek olan böyle bir değerlendirme ne iddiaları hafife almak ne de görmezden gelmek için yeter sebeptir.
Unutulmaması gerekense aynı havayı onların da soluduğu, aynı suyu onların da kullandığı aynı besinden onların da beslendiği gerçeğidir.
O bakımdan kurumların bir sebeple üzerine düşeni yapamadığı böylesine hem önemli hem de çetrefil bir konuda devlet adına iddiaları araştırma ve halkı aydınlatma görevi Valimiz Yavuz Selim Köşger’e düşüyor.
Zira söz konusu olan enerjiden daha değerli Aydın insanıdır, onun sağlığıdır, üzerinde yaşadığı toprakların geleceğidir.
Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR! Aydınpost APPSTORE'da TIKLA