17 Ağustos 1999

Sıcak bir Yaz  gecesi, saat  üç suları. Kentin sessizliğe gömüldüğü an. Bunaltıcı bir hava var.  Uykusuz olmasına rağmen uyuyamamıştı o gece.. Kâh yatıp kah kalkıyordu.

Balkona çıktı. Her taraf gündüz gibiydi...Ay, güneş gibi aydınlatmıştı her yanı.. Gökyüzüyle yeryüzünün kucaklaştığı yerler  kızıla bürünmüştü..

Seyretti bir süre.. Ardından gökyüzündeki yıldızlara baktı. Ötesi.. .daha ötesi ve en ötesi. Sonsuzluk  nasıl bir şeydi? .Kafası karıştı. “Allah’ım sen ne büyüksün” diye mırıldanarak kendini bu sarmaldan kurtarmaya çalıştı...

Tam o sırada yıldızların dünyaya doğru akmaya başladığını fark etti.. Karşı apartmanlar üstüne üstüne gelmeye başlamıştı.. Balkon altından kayıyordu.. Kendini içeri attı..

Kulakları sağır eden korkunç bir uğultunun ardından her taraf yerle bir olmuştu..

Ortalık mahşer yerini andırıyordu. Biçare insanlar telaşlı bir biçimde  sağa sola koşuyor, bağrışmaların ardı arkası kesilmiyordu. Beklenmedik bir anda her şey allak bullak olmuştu. Ülkede olağanüstü bir durum  vardı..

45 saniye süren, 7.4 büyüklüğündeki o büyük afet sonrasında birileri yaraları sarmaya çalışırken, birileri de durumdan vazife çıkarmanın telaşına düşmüştü..

Deprem yıktı devlet baktı

Gece felaket gündüz aczi yet

Hükümet aciz kaldı gibi bir sürü ipe sapa gelmez eleştiri..

 

15 TEMMUZ 2016
Ülkemiz, ihanette sınır tanımayan bir  kalkışmaya muhatap oldu.

Milletimiz,

İki ağaç için ortalığı velveleye veren gezicileri,

Sözüm ona entellektüel sanatçıları,

''Kahrolsun Amerika'' solcularını,

Yüzü maskeli devrimcileri, yanında görememesine  rağmen, darbeye darbe yaparak, tarihte bir ilki gerçekleştirdi.

250 şehit ve 2000'in üzerinde yaralı vererek hainlere geçit vermedi.

Darbe akşamı yok olanlar, ertesi gün sahnedeki yerlerini aldılar.
Yorumları ve çağrıları yine bildik türdendi..
Halk darbeci askeri linç etmiş..
80 yaşındaki kadını darbeci diye tutuklamışlar..
Gazeteciler tutuklanıyormuş,

Hukuk.. Hukuk devleti.. Hukukun üstünlüğü gibi  bir sürü laf olsun torba dolsun türünden boş  eleştiri..

 

Ülkenin paramparça olmasına ramak kalmış..

Devletin  bazı kurumları işgale uğramış, direnen halkın üzerine ateş açılmış, Milletin Meclis bombalanmış.

Birileri ise hala sinekten yağ çıkarmanın  telaşında..

Türkiye düşmanı ne kadar devlet ve örgüt varsa darbecileri değil darbenin muhataplarını eleştiriyor.

İşin garip tarafı, bu eleştirileri yapanların  arasında bir kısım AKP(!)liler de var.

Yazımı, Orhan Şaik Gökyay'ın dizeleriyle  bitiriyorum..

Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca, onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir…

Sevgi ile kalın.

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA