Heredot; ‘’En güzel gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü’’ , demiş Aydın için. Evliya Çelebi ise Aydın için; ‘’Dağların yağ, ovalarından bal akar’’, demiş.
Efendim neymiş; ovada toprağa odunu soksan köklenip tutarmış. Hayat burada kolay ve rahatmış. Falan, filan. Ama gerçekte hiçte öyle değil, biz kendimizi kandırıyoruz. Züğürt tesellileri ile avunuyoruz.
Gökyüzümüz güzel ama kirli. Hem de ülkemizin en kirli illerinden biri. Denetimsiz ve kalitesiz yakıt kullanımı ile birçok kritere göre zehir soluyoruz. Jeotermal santrallerin havaya saldığı gazlar hakkında araştırmalar devam ediyor, ama görünen köy kılavuz istemez. İlk veriler topluca kanser olacağımızı gösteriyor. Birçok kurum kuruluş var denetim yetkisine sahip, ama denetleyeni hiç görmedik. Evlerde yakılan kalitesiz kömürler, yakılan her türlü atık sanayi yağları, prina gibi yakıtlar ile zehirlenmeye devam.
Kimse bu gidişe dur demiyor, yaşayanlarda bana bir şey olmaz deyip, zehir solumaya devam ediyor. Bir avuç kişinin mücadele etmesi de ilgilileri harekete geçirmeye yetmiyor. Herhalde toplu ölümler olduğunda durumun önemini anlayacaklar, ama iş işten geçmiş olacak.
Yeryüzünün durumu daha vahim boyutlarda. Herkes toprağımızı, suyumuzu kirletmek için sanki işbirliği yapmış gibi. Menderes Türkiye’nin en kirli üç akarsuyundan biri. Denizlerimize lağımlarımızı gönlümüze göre boşaltıyoruz. Yer altı sularını hiç sormayın. Bazı yerlerde içilemez düzeyde kirlilik var. Çiftçi hunharca kirletiyor. Verimli arazilere evler, işyerleri yapıyoruz. Jeotermalciler her yeri delik deşik edip asitlerle zehirliyor. Çevreye bıraktıkları akışkanlar cabası.
Şimdi sıkı durun. 2015 yaşam endeksinde Ege Bölgesi içinde sonuncuyuz. Konut elverişliliğinde sondan ikinci, çalışma hayatında sondan ikinci, gelir durumunda sondan üçüncü, sağlık şartlarında sondan dördüncü, güvenlikte sondan ikinci, sivil katılımda sonuncu, sosyal yaşamda sonuncu, yaşam memnuniyetinde sondan ikinciyiz. Eğitimde de sondan üçüncüyüz. Halbuki eğitimde hep en önlerde olmaya alışık bir il iken.
Eğitim konusu önemli. Son yıllara kadar Ege Bölgesi ölçeğinde değil, Türkiye ölçeğinde hep ilk beşte olmakla öğünürdük. Çevre illerden bile ilimizi tercih edip gelen çok sayıda öğrenci olurdu. Peki, ne oldu da eğitimde ülke çapında 28. Sıraya kadar geriledik? Bu sorunun cevabını verecek bir stratejist elbette vardır. Çünkü ilgili kurumlarda proje hazırlayan, strateji belirleyen, planlama yapan birimler var. Bu soruya en net cevabı onlar verecektir. Tabi ki kâğıt üzerinde ezbere iş yapılmıyorsa.
Ne yapmak gerek? Önemli olan bu soruya doğru cevabı bulabilmek. Yoksa daha çok kendi kendimizi avuturuz. Sivil katılımda sonuncu olmamızın da bu durumda büyük etkisi var. Demokratik kitle örgütlerinde bir araya gelip mücadele etmez isek, kamuoyu oluşturup görevli kurumları görevlerini yapmaya sevk edemez isek, görevini yapmayanlar üzerinde baskı oluşturamaz isek, yakında kendi kendimize ağlamaya başlarız. Keşke bir şeyler yapmış olsaydık diye. Henüz vakit çok geç değil. Gelin bir olalım, yumruğumuzu aynı yere vuralım. Bir olmazsak yok olacağız çünkü.