Söz konusu siyasetse gruplar(hizip) kaçınılmazdır. Gruplar arası rekabet ise işin doğası gereğidir. Önemli olan ahlakta ve insana saygıda seviyeyi korumaktır.
Ne de olsa yapılan rekabettir, düşmanla savaş da değildir, alt tarafı hizmet yarışıdır.
Zamanın Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Partisi milletvekili İsmail Hakkı Köylüoğlu emekliliğin ardından siyasete girme niyetini açtığında Süleyman Demirel:” önce parti içi hiziplerden birine kaydolman gerekir,” der.
Karşılığında Köylüoğlu da ”ne hizbi, hepimiz aynı partiden kardeş değil miyiz”, deyince Demirel; “unutma Habil ile Kabil de kardeşti,” yanıtını verir.
(Habil ile Kabil Âdem ve Havva’nın ilk iki oğludur. İlk doğan Kabil çiftçi, Habil ise çobandır. Kabil kıskançlığından dolayı Habil’e kin ve nefret beslemiş, en sonunda kardeşini öldürerek insanlık tarihinin ilk cinayetini işlemiştir.)
Aydın İYİ Parti’de başını eski il başkanı Cemal Sarı'nın çektiği grup ile partinin yeni yönetimi arasındaki kin ve öfke Habil ve Kabil kavgasını aratmayacak kan davasına dönüştü.
Her iki grupta kavgada başı çekenlerin ortak özelliği ise çoğunluğun İYİ Parti’ye MHP’den geçmiş olmalarıdır.
Eskiler Süleyman Demirci’nin ihracıyla boşalan il başkanlığının rövanşını almak için bu konuda tek güvenceleri teşkilat başkanı Koray Aydın’ın kapısını aşındırıyor.
Yeniler ise Süleyman Demirci’nin ihracında parmağı olduğunu iddia ettikleri eskilere karşı koltuğu korumak için yeni oyunlar kuruyor.
Yani her iki taraf zaten Aydın özelinde bulanık olan suyu daha da bulandırmak için ellerinden geleni yapıyor.
İYİ Parti bu yönetim anlayışıyla Aydın halkında rıza oluşturamaz.
Çünkü bu yörenin insanı kimin iyi kavga ettiğine değil kimin hizmet ettiğine bakarak oyunu verir.
Yenilerin en yeni hamleleri, baskın basanındır misali genel merkeze kurucu il başkanı Recep Taner’i Süleyman Demirci’nin yerine il başkanlığına getirtme yönündeki girişimi oldu.
Kendileri o toplantı her ne kadar istişare amaçlıydı, deseler de basında haberi Recep Taner yönetim kurulu tarafından il başkanı seçildi başlığıyla çıktı.
Birkaç örnek:
“Süleyman Demirci’nin ihraç edilmesinin ardından mevcut yönetim kurulu üyeleri arasında yapılan oylamada kurucu il başkanı Recep Taner’in dışarıdan il başkanı olarak atanması yönünde karar alındığı öğrenildi.” Hedef 17.12.2021
“ İYİ Parti’de 2’nci Taner dönemi.” Manşet 17. 12. 2021
Sorulduğunda istişare toplantısıydı deniyor ama dışarıdan bakıldığında basında haberlerin yer alış şeklinden herkes memnun gözüküyor.
Buda kamuoyunda algı yaratmaya yönelik yapılan manipülasyona açık bir göstergedir.
Girişimi kamuoyunda başkan yardımcısının gelişi öncesi kafaları karıştıracak bir eylem gibi algılayan da oldu.
Asıl niyetin il başkanlığında eskilere karşı Recep Taner ile üstünlüğü ele geçirmek şeklinde algılayan da...
Yeniler bu çıkışlarına parti tüzüğünün 26. maddesinin konuyla ilgili kendilerine verdiği yetkiyi gerekçe gösterebilirler.
O madde de “Ölüm, istifa veya parti üyeliğinin düşmesi nedeniyle başkanlığın boşalması hallerinde, yönetim kurulu tarafından, yönetim kurulu üyeleri veya parti üyeleri arasından yeni bir başkan gizli oyla seçilir.” deniyor.
Ama hukukta usul, esastan önce gelir, burada usul sözcüğü ile kastedilen metottur yani işin oluş şeklidir.
Eğer her hangi bir şekilde il başkanlığı boşalmış ise ki, burada il başkanının ihracı gibi olağandışı bir durum söz konusudur, genel merkez il yönetimine “yenisini aranızda siz belirleyin”,demişse bunu bir yazıyla bildirir.
Bu iznin ardından il yönetimi gereğini yapar ve sonuçtan genel merkeze bilgi verir.
Genelde bu gibi durumlarda seçime gözcülük etmesi için genel merkez bir yönetici görevlendirir.
Usul, metot budur.
Recep Taner’in il başkanlığına getirilme girişiminde usul hatası bunlarla da sınırlı değil.
Yönetimin gündeminde böyle bir maddenin olması gerekir ki, olağanüstü toplantıya çağrı mesajında bundan söz edilmiyor.
Kaldı ki, genel merkezin bu amaçla teşkilat başkan yardımcısı Mehmet Aslan’ı Aydın’a göndereceği biliniyordu.
Nitekim Mehmet Aslan Aydın’a geldi ve il yönetim kurulu üyeleri, ilçe başkanları ve bazı partililerle il başkanı konusunda görüş alış verişinde bulundu.
Tespitlerini bir rapor halinde genel merkeze sunacak sonrasında da il başkanını kendilerinin mi atayacağına ya da il yönetim kuruluna mı yetki verileceğinin kararını genel başkanın görüşünü de alarak teşkilat başkanı verecek.
O raporda Recep Taner’i il başkanlığına seçme girişimi zaten bulanık olan suyu kasten biraz daha bulandırmak şeklinde yorumlanırsa fatura birilerine kesilebilir.
Bunun Aydın’da yaşanmış örnekleri vardır.
Mesela ülkücü gelenekten gelenler milletvekili olmak için birbirlerinin başını gözünü yarmaya başlayınca 1Kasım 2015 seçimleri öncesi MHP lideri Devlet Bahçeli ülkücüleri devre dışı bıraktı ve Deniz Debboylu’yu birinci sıra adayı yaptı.
Keza AK Parti milletvekilleri MKYK Üyeliğini yürütemeyince AK Parti Genel Başkanı da olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çareyi bir kadını, Seda Sarıbaş’ı MKYK üyesi yapmakta buldu.
Bakarsınız aynı temizlik İYİ Parti’de de gerçekleşir.