Osmanlı'nın son Dönemleri savaşlar, iç karşılıklar, yokluklar ve ülkemizin işgali ile geçmişti. Bu dönem Atatürk önderliğindeki vatanseverlerin önderliğinde başlatılan Kurtuluş Savaşı ve kazanılan müthiş zafer sonrasında cumhuriyetin kurulması ile mutlu sona ulaşmıştı. Ancak Sanayi Devrimi sonrası gelişmelere ayak uyduramayan ve savaşın verdiği ağır ekonomik yıkım genç Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli sorunuydu.

Savaştan çıkan halk ve devlet ekonomik olarak kötü durumdaydı. Kısa zamanda ekonomik kalkınma çalışmaları başladı. Bu doğrultuda Anadolu’nun dört bir yanında üretim tesisleri arka arkaya hizmete giriyor, bu tesisler çevrelerini olumlu yönde geliştiriyordu. İşt yörenin kaderini doğrudan etkileyen fabrikalardan birisi de Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası olmuştu.

Diğer fabrikalar gibi bu fabrika da, sadece üretim yapılan bir tesis değil, aynı zamanda “Ar-ge” çalışmalarının yapıldığı bir laboratuar, eğitim verilen bir okul, her türlü sanat ve spor imkanlarına sahip bir kültür kompleksi, işçilerin dünya standartlarda haklara sahip olduğu birer kampüs niteliğinde olduğu için çevresi ile birlikte bir kalkınma merkezi özelliği taşıyordu. Bu fabrikada çalışanlar sadece basma üretmiyor, genç Cumhuriyetimizin hızla gelişip olgunlaşması için tohum özelliği gösteriyordu.

Fabrikada basma üretiminin yanında üretimi destekleyen yedek parça üretimi ile bakım onarım tesisleri, çalışanlar ile yakınlarının sosyal ve kültürel gelişimini destekleyen tesisler fabrikayı dünyada eşi benzeri olmayan bir tesis yapıyordu.

Buradaki üretim tesisleri sadece fabrika için değil, çevredeki üretim tesislerine de can suyu olmuştu. Sosyal ve kültürel amaçlı sağlık tesisleri, tiyatro ve müzik gösteri alanları, sinema salonu, spor alanları, meslek edindirme ve diğer eğitim tesisleri Nazilli için büyük fayda sağlıyordu. Ayrıca fabrika kampüsünde bir halkevi kurulmuş, ilçe halkı her konuda bilinçlendirmeye çalışılmış, halkevi civar köylerdeki köylülerin sorunlarıyla ilgilenmiş ve çözüm yolları yaratmıştı. Hastane, fırın, sinema, eczane, hamam, kooperatif, lojman, radyo gibi diğer tesisleri ve kente katkılarını sayfalarca yazabiliriz. Burada önemli olan fabrikanın çevresine önemli katkılar yaptığı konusudur.

Sonuç olarak Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası Nazilli ilçesine yaptığı ekonomik katkıdan çok sosyal ve kültürel önemli katkılar yapmış, ilçede yaşayanların hayatlarına bir şekilde dokunmuştur. Yaklaşık 70 yıllık bir süreç 2002 yılında fabrikanın kapanması ile son bulmuştur. Fabrikanın tüm binaları ne yazık ki o günden günümüze çürüyor, dökülüyor. Adnan Menderes Üniversitesi ve Nazilli Belediyesi kampüsün yaşatılabilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için yoğun emek harcadılar ama şimdiye kadar yeterli olmadı.

Üniversite ve yerel yönetim işbirliği ile yapılan koruma ve kurtarma çalışmaları ile geçici bir Sümerbank Müzesi oluşturuldu. Müzede fabrikaya ait değerli eşyalar ve evraklar sergileniyor.

Ancak fabrikanın kuruluşu ve gelişimini göstermek için günümüz müze anlayışı çerçevesinde bir müze kurulması gereklidir. Üniversite bünyesinde yapılan çalışmalar sonucunda çok sayıda eser elden geçirilip kayıt altına alındı. Dünya ölçeğinde eşi benzeri olmayacak bir müze kurulması için her şey var, sadece ortak bir anlayış gerekli. Bunun için Adnan Menderes Üniversitesi, Aydın Valiliği, Aydın Büyükşehir Belediyesi, Nazilli Belediyesi, İl Kültür Müdürlüğü ve ilgili tüm kuruluşlar ortak sinerji ile çalışarak bu müzeyi hayata geçirmeli, müzeyi başta öğrencilerin eğitimi için kullanmalıdır. Müze geniş bir alanda farklı kategorilerde düzenlenmeli, hatta Gıdı Gıdı Treni bile bu amaçla kullanılmalıdır.

Sadece Nazilli’yi değil tüm ülke ekonomisine katkı sağlayan bu fabrikayı Nazilli’de kuran Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e çok teşekkür ediyoruz. Onun vizyonu sayesinde Nazilli çok yönlü gelişmiş, halkımız büyük fayda sağlamıştır. Bize düşen görev bu mirasa sahip çıkarak gelecek nesillere aktarılmasında görevimizi yapmalıyız.

"Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar." (Emile Raux)