Değerli Aydınlılar,

Bu hafta son günlerde yaşadığımız ruh halimizin kısa bir özetini yapmaya ve bu durumun hayatımıza yaptığı etkileri anlatmaya ve değişik bir açıdan bakmaya çalışacağız. Bu yazı teröre boyun eğmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz veya terörün hedefi şudur veya kişidir gibi açıklamalardan daha ziyade mantık, akıl yürütme tutarlılık, bilinen gerçeklerden hareket ederek zihin dünyamızda yeni bir düşünce penceresi açmak amacı ile yazılmıştır. Ortada ülkemizin yaşadığı çok ciddi bir sorun var ve bu sorun klişe sözler veya ideolojik yaklaşımlar ve sosyal medya alanlarında yavaşlatma ile çözülecek gibi durmuyor.

“Terör ve terörizm” Belli bir hedef gözetilerek, toplumda korku ve endişeye sebebiyet verecek şekilde ölümle sonuçlanması planlanan, kişi veya grupların silah veya başka araçlar kullanarak gerçekleştirdikleri eylemlerdir. Terörist saldırılarda ilk amaç ölüme sebebiyet vermektir. Terörist için ilk amaç, hedef alınan kişi veya kişilerin ölmesidir. İkinci amaç, bu ölümcül saldırı neticesinde toplumsal bir korku yaratmaktır. Üçüncü amaç ise bu toplumsal korku üzerinden mesaj vermektir.(1)

Terör eyleminde önemli olan eylemin kendisinden ziyade yarattığı etkidir. Yaratılan can ve mal kaybı da bu noktada önem taşımamaktadır çünkü terörün amacına ulaşmasını sağlayan da bu etkidir. Örneğin bir yılda terörden ölen insan sayısı adi suçlardan ölen insan sayısından daha azdır ancak burada da terör eyleminin yarattığı manevi tahribat önem kazanmaktadır.(2) Bu tahribat toplumda kendini psikolojik bir durum olan “Paranoya”  ile gösterebilir.  

Paranoya “Olaylara şüpheyle yaklaşarak hayal görme” şeklinde tarif edilen psikolojik bir hastalık ve aşırı endişe veya korkuyla karakterize edilen, sıkça mantıksız kuruntularla bilinen bir rahatsızlıktır. Paranoya “delilik” hali olarak da ifade edilir.

İnsanın en kolay “maniple” edilebilen organı beynidir. İnsan beyninin düzenli olarak uyarılması gerekir ki bu bombalı terör olayları ile kitlelerin bilinç altına dehşet bir korku duygusunu yerleşsin. Aydınımızda ve ülkemizde son birkaç gündür yaşananlara bakılırsa terör, ulaşmak istediği hedefe varmak için toplumda gerekli uyarıcı etkiyi sağlamış gibi duruyor. Kaynağı belirsiz bir takım söylenti ve dedi kodu mekanizması tahmin edilenden daha fazla bir etki gücüne sahip ki özellikle hafta sonları kalabalık olması muhtemel alanlarda daha sakin bir ortamın hakim olduğu görülüyor. Terör toplumu eve hapsetmeye rutin olarak görülecek işlerini bile yapmasına engel olan bir duruma, sosyal, kültürel, ekonomik bütün faaliyetleri durma noktasına getiriyor. Şehrin bir ucunda mantar tabancası patlasa öbür ucunda atom bombası patladı olarak duyacağız. Abartısız durum bu.

Birey ve toplum sürekli olarak aynı psikolojik halde olamaz. Yani sürekli paranoyak, cinnet hali, gergin, korku içinde bulunamaz. Bu psikolojik ortam değişik metotlar kullanılarak (terör de kullanılabilir)  varılmak istenen hedef  ne ise toplum bunu kabul edecek  hale getirilir. Toplumun yaşadığı bu dehşet verici anomali hali terörizmin belki de arzuladığı hedefe ulaşmak için önemli bir eşiği aştığını ve toplumun bu saldırılar karşısındaki tepkisinin önemli ölçüde öğrenildiği bir aşamayı geçtiğini sonucuna bizi götürebilir. (yanılmayı canı gönülden dileriz)

Terörizm,  yaptığı saldırılarla toplumu demokrasinin iki önemli bıçak sırtı kavramı olan özgürlükler mi güvenlik mi sorusunun cevabının verileceği bir ortama da sürükleyebilir. Yaşadığımız şu süreçte toplumun özgür mü olmak istersiniz, güvende mi sorusuna vereceği cevap ilgi çekici olabilir. Neden bu haldeyiz sorusundan ziyade, nasıl bu hale geldik sorusu sosyolojik olarak daha manidar olacaktır.

 

Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler. CICERO

1. http://bigalioglu.blogcu.com/teror-terorizm-nedir

2. http://politikakademi.org/2013/11/teror-ve-terorizm-turleri