1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı'nda alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Bu toplantı ile dünyanın geleceği ilk defa gelişmiş ülkelerin gündemine girmiştir. 113 ülkenin katıldığı bu toplantıda; sürdürülebilir kalkınma, insanların yaşamlarının iyi bir düzeyde sürdürebilmeleri için gereksinim duydukları doğal kaynakları yenilenebilir biçimde, yani gelecek kuşakları da düşünerek kullanmaları kararı sonrasında, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) kurularak çevre konusunda uluslararası işbirliğine öncülük etme görevi bu örgüte devredilmiştir.

Aydın Çevre ve Kültür Platformu, 4.Haziran.2016 tarihinde saat 19.00’da Aydın Atatürk kent meydanında, Dünya Çevre Günü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklaması alışık olunan sıradan bir basın açıklamasından oldukça farklıydı. Aydın Çevre ve Kültür Platformu, basın bildirisi ile bugüne kadar jeotermal tesislerin toprağı, havayı, suyu zehirlediğini konuşarak, yazarak anlatmaya çalışıldığını, fakat bu çığlığı duyuramadıklarını, bu seferde Dünya Çevre günü nedeniyle s u s u r a k  anlatmaya çalışacaklarını ifade ederek,  kent meydanında yere oturarak, ağızlarını bantlayıp, kitap okudular.

Etkinliğin en ilginç yanı, mesajlarını içeren kağıtlarla kitaplarını kaplayarak çığlıklarını anlatmaya çalıştılar.

Kitapla birlikte yağlık diye bilinen efelere has kumaşın katılanların boynunda olması ilginç iki simgeydi. Kitap, jeotermalin Aydında yaptığı tahribatlara karşı bilimin ve bilimsel bilginin asıl kabul edilmesi mesajını verirken; efe yağlığı ile geleneksel kültüre, Aydına ve yerel değerlere verilen önemi ve kararlılığı ifade ediyordu.

akinyakan060616.jpg

Peki susarak neler anlattı katılımcılar? Bakalım mı?

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) son raporuna göre Türkiye’nin 6 kentinde hava kirliliği için belirlenen eşik değerler 4-5 kat aşılmış durumda. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre Aydın, Türkiye’nin en kirli havasına sahip 8.şehirdir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre, yaz döneminde yapılan hava kirliliği ölçümlerinde Aydın’ın en kirli 2.il olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenlerle insanlar Havama dokunma diye çığlık attı sessizce.

akinyakan060616-1.jpg

Türkiye’de kansere bağlı ölümler 2010-2013 arasında %18 iken, Aydın’da % 42 olarak tespit edilmiştir. Menderes nehrine yakın yerleşim yerlerinde kansere bağlı ölüm oranları oldukça yüksektir. Bu nedenle insanlar “Kanser olmak istemiyorum” diye haykırdı.

akinyakan060616-2.jpg

                        Artık hiçbir bilimsel tespite gerek olmadan Aydının kokmaya başladığı alenen ortadadır. Gece yarısından, sabaha kadar evlerin penceresini açamaz hale gelmiştir. Çürük yumurta kokusuna isyan edenler Aydın kokuyor diye bağırdı sessizce

   akinyakan060616-12.jpg

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye çapında 81 ilin su, hava, atık ve gürültü kirlilik durumunu ortaya koyduğu 2015 tarihli Türkiye Çevre Sorunları ve Öncelikleri Değerlendirme Raporu'na göre su kirliliğinde Ege Bölgesinde Aydın 1. sıradadır. Yüzyıllar boyu bereketliliği ile anılan Aydın’ın suyu zehirlenmeye başladı artık. Bu nedenle, “Su hayattır” diye fısıldadılar sessizce.

   akinyakan060616-13.jpg

 

Para neleri satın alabilir? Ev, araba, yat, kat, toprak satın alabilir. Peki para ile hayat sayın alınabilir mi? “Hayat satılamaz” diye haykırdılar sessizce.

    akinyakan060616-3.jpg

 

Artık, tahammülümüz kalmadı, yetkililerin ilgisizliğine, sorduğumuz soruların yanıtsız kalmasına, Aydınlıların kanserden ölmesine, toprağımızı, havamızı, suyumuzu sömürenlere sessiz kalınmasına, para için bu toprakların çölleşmesin diyerek “Yetti gari” diye bağırdılar hep birlikte sessizce.

   akinyakan060616-4.jpg

 

Aydın efesi iyidir hoştur ama biraz ağırdır. Ama bir kere uyandı mı davasına sahip çıkar. “  Ey Efe uyan”, “Uyanın gari !”, “Gara Efe uyandı” diye bağırdı çoluk çocuk, kadın erkek sessizce.

    

akinyakan060616-5.jpg

Bu topraklar bize emanet. Bu toprakları, doğayı, suyu çocukları, torunlarımıza teslim edeceğiz. Torunlarımız ileride “bu topraklar cehenneme çevrilirken ne yapıyordunuz?” diye sorduklarında ne yanıt vereceğiz. Evladım kusura bakma, “amirlerim izin vermedi”, “partimizin etkinliği vardı”, “yeğenimizin düğünü vardı”, “denize gittik”, “Haa o gün Aydın Büyükşehir Belediyesi uçak batırdı, onu izlemeye gittik”mi diyeceğiz?  İnsanlar bu yüzden “Torunlarıma ne diyeceğim?” diye haykırdı sessizce.

akinyakan060616-6.jpg

 

Anayasa’nın 56.maddesi;

“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” hükmünü içermektedir.

Anayasa’nın 56.maddesindeki haklarını talep ederek           “Yaşamak istiyorum” diye seslendiler sessizce.

akinyakan060616-7.jpg

 

Bazı katılımcılar da okudukları kitabın adıyla mesajlarını verdiler.

“Farkında mısınız?”

akinyakan060616-8.jpg

Ege’de özellikle Aydın,Manisa,Denizli’de kurulan jeotermal enerji santrallerinin bölgedeki tarımsal üretimi olumsuz etkilediği, incir,zeytin ve üzüm başta olmak üzere tarımsal ürünlerin üretimini, kalitesini olumsuz etkilediği açıkça ortaya çıkmıştır. Bu konuda artık bilimsel veriler de bu gerçeği ifade etmektedir. Bu nedenlerle, katılanlar “İncir bitti” diye bağırdı sessizce.

    akinyakan060616-9.jpg

 

Engelli bir vatandaşımızın, tekerlekli sandalye ile meydan da yeralması, engelsiz olupta gelmeyen, gelemeyen insanlarımız adına muhteşem bir görüntüydü.

akinyakan060616-10.jpg

 

Bu toplantı Aydında görmeye alışık olmadığımız anları yaşattı katılanlara.

Bu toplantıya katılan 150-200 kişi dışındaki insanlarımız neden katılmadı?

Aydın Borsası, Aydın Ticaret Odası ve diğer sivil toplum kuruluşları neden katılmadı?

Aydın Büyükşehir Belediyesi, aynı gün, Kuşadasında dalış turizmini geliştirmek için satın aldığı Airbus A 300 tipi uçak, 2 aylık bir çalışmanın ardından Kuşadası Körfezi’nde batırdı. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, montajı tamamlanan ve denizde yüzdürülerek, Kuşadası Körfezi’nde batırılan dev uçağın batırılma çalışmalarını adım adım izledi. Airbus A300 uçağının batırılmasıyla birlikte Kuşadası’nın dünyanın önemli sualtı dalış merkezlerinden biri haline geleceğini belirten ve Hedeflerinin Kuşadası’nda turizmi 12 aya yaymak olduğunu kaydeden Başkan Çerçioğlu, " Kuşadası’nda turizmin çeşitlendirilmesi ve 12 aya yayılması en büyük hedefimiz. Bu amaçla yıllardır değerlendirilmeyen sualtı ve dalış turizmindeki potansiyelin ortaya çıkarılması ve Kuşadası’nın bir dünya markası haline gelmesi için Türkiye’deki batık uçaklar içerisinde en büyüğü olan A300 uçağı projesini Denizcilik Daire Başkanlığı ile birlikte tasarladık ve uygulamaya koyduk.” şeklinde beyanatta bulundu.

Kuşadasındaki turizmin desteklenmesi, dalış açısından Güzelçamlı’nın bir cazibe merkezi olması tüm Aydınlıları sevindirir. Ama bu topraklar cehennem olmaya adım adım yaklaşırken neden Aydın Büyükşehir Belediyesi ve CHP’den hiçbir yönetici bu etkinliğe katılmadı?

Birşeyi “yapmakla”, “yapar gibi görünmek” arasındaki farkı anlayabilecek durumdadır bu halk. Herkes safını belirlemek durumundadır. Kimin yanındasınız?

Aydın'ın topraklarını paylaşıp, adım adım çölleştiren ve cehenneme çeviren 10 tane şirketin yanında mısınız? Yoksa Aydın halkının mı?

Velhasıl,  herkes safını belirlesin.

 

akinyakan060616-11.jpg