CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis grup toplantısında konuşma yaptı.

Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlattıkları mitinglere değinen Özel, "Mücadelemiz devam edecek. Ben İstanbul il örgütümüze, 39 ilçe başkanımıza ve örgütümüze bugüne kadarki mücadeleleri nedeniyle eylemlere katılan milyonlar için sadece her bir CHP'liye değil Türkiye İttifakı'nın mensubu tüm demokratlara yürekten teşekkür ediyorum" dedi.

"O MASADA KARDEŞLİĞİ GÖRENLER KAZANACAK"

Saadet Partisi iftarından sonra yaşanan tartışmalara yanıt veren Özel, "İftarda siyaset yoktu, sadece Gazze, Filistin vardı. Her konuşan Türkiye'nin özlediği bu güzel masa dedi. Artık iktidarda kalmayı sadece kötülüğe endekslemiş olanlar kendilerinin içinde olduklarını dahi fark etmeden muhalefetin bir arada olmasını, birlikte iftar yapmasını, beraber Filistin davasına sahip çıkması öylesine gözlerini köreltmiş ki, 'Bu iftarı Saadet Partisi yapmadı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kaynaklarıyla yapıldı' dediler. Tabii bu Saadet Partilileri, Milli Görüş hareketinin sadık savunucularını çok üzdü, biz de çok rahatsız olduk. O masada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekilinin olduğunu dahi göremeyip bir iftar masasından husumet çıkarmaya çalışanlara sözüm şudur: Vallahi de billahi de iyilik kazanacak, kötülük kaybedecek. O masada kardeşliği görenler kazanacak, o masadan düşmanlık çıkaranlar tarihe gömülecek" ifadelerini kullandı.

HATİPOĞLU'NUN SAATİ ÜZERİNDEN VERGİ ELEŞTİRİSİ

Vergi sistemini eleştiren Özel, "Özel tüketim vergisi neyde var? Tırnak makasında, tüpte, doğal gazda yani herkesin ihtiyaç duyduğu her şeyde var. Neyde yok? Elmasta yok. AK Parti Eskişehir milletvekilinin, oyları Eskişehir’de İYİ Parti’den alan, sonra AK Parti’ye kaçan milletvekilinin taktığı saatinde lüks vergisi yok" diye konuştu.

İYİ Parti'den Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu, daha sonra partisinden istifa edip AK Parti'ye katılmıştı. Hatipoğlu'nun taktığı saatin 9 milyon 200 bin lira değerinde olduğu belirtilmişti.

Telefon üzerinden örnek veren Özel, "Bugünlerde piyasaya gençlerin çok sahip olmak istedikleri bir cep telefonu çıktı, yeni bir model, pahalı bir model. Bu cep telefonunun yurt dışında yarı fiyata satılıyor, Türkiye’de fiyatı 108 bin lira. Bu alışverişten Amerika’da yüzde 8 vergi alıyor, 4’ü eyalete 4’ü merkezi yönetime. Türkiye’de 108 bin liralık telefonun 54.959 lirası vergi, 53 bin lirası telefon. Dünyada bir tek Türkiye’de vergisi telefondan fazla. Bu konuda en büyük icadın sahibi Sayın Erdoğan. O, vergiden vergi almayı bulmuş" dedi.

"BİZ DE BALYOZ OPERASYONU YAPACAĞIZ"

İstanbul'daki iki Boğaz köprüsü ve otoyollar ile milli parkların özelleştirilmek istenmesini eleştiren Özgür Özel, "Giderayak Abant’ı, Uludağ’ı, Galata Kulesi’ni verecek yandaşa. Vallahi bu Galata Kulesi’ni Cenevizlilerden kurtarmak bu AK Parti’den kurtarmaktan kolay, vallahi daha kolay. Bunlar istedikleri kadar satsınlar, millet bunları gönderip CHP'yi getirdiğinde şimdi ağzı sulananlara söylüyorum, 99 yıllığına o Abant Gölü'nü sizde tutmayız çatır çatır geri alacağız. Geçiş garantili köprüleri otoyolları milletin malı haline getireceğiz. Bunlar gücü biraz elde tutunca Balyoz Kumpası yapıp balyozu ele aldılar ordunun kafasına vurdular ya Fethullah'la beraber, gün gelecek CHP'de de bir balyoz operasyonu olacak. Alacağız elimize balyozu otobanlardaki bütün gişeleri kıracağız. Milletin köprüsü millete bedava olacak" şeklinde konuştu.

İki haftadır gösteriyorum; Tayyip Bey demişti ya, '3 yıl öncesinden daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin'. Biz de diyoruz ki Tayyip Bey, beddua bizim kültürümüzde yok. Biz dua ediyoruz senden kurtulalım diye. 3 yılı gösterdim; önce ekmekle gösterdim, pideyle gösterdim. Artık Ramazan'ın içindeyiz. Bu standart dört kişilik aile, dört kişilik komşularını çağırıyor, birlikte iftar yapıyorlar. 2022'de bu sofra 480 liraya kuruluyormuş, bu sene 3 bin 950 lira. 3 yıl öncesine göre dört kişilik ailenin bu menüyle misafir ağırlama maliyeti yüzde 723 artmış Tayyip Bey. 3 sene önce asgari ücretli bu sofradan 18 tane kurabiliyormuş, bugünkü asgari ücretli 7 tane kurabiliyor" dedi.

Özel'in konuşmasından başlıklar şöyle:

"KUTUPLAŞTIRMADAN SORUMLU BAKAN!"

"AK Parti'nin kutuplaştırmadan ve vatandaşı birbirine düşürmeden sorumlu bakanı, Milli Eğitim Bakanı... Çocuğunun dini eğitiminden aileler sorumlu belli çocuklar belli bir yaşa gelene kadar. O çocuğun ibadetini anası bilir babası bilir, küçücük çocuk. Bu çocuklara çetele tutturacak, bunun üzerinden sınıfta ayrılık çıkaracak, esas maksadı gazeteye, televizyona düşecek bir gerilim çıkacak sonra aynı yalana sarılacaklar. Şöyle söylüyor seçmenin bilinçaltına beyefendiler: 'Evet açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama tehlike büyük, oyu bize vermelisin. Onlara verirsen bayrağı indirecekler, onlara verirsen ezanı dindirecekler, onlara verirsen şunu yapacaklar'. Bu oyunla, bu oyunla emeğini sömürdüğü, alın terini sömürdüğü adamın bir de oyunu sömürüyor."

"SEÇİM KAYBEDİP BUNLARI BAŞIMIZA BELA ETMEYİZ"

"Çıkmışlar; 'Kutuplaşma yapacağız, CHP ile milleti korkutacağız, aç sefil güvencesiz milletin yine oyunu biz alacağız..' Bu milleti size 5 yıl daha sömürtmeyeceğiz, o milletin hakkını size yedirmeyeceğiz. Ne Cumhuriyet'ten vazgeçeriz, ne kazanımlarından vazgeçeriz, ne altı okumuzdan vazgeçeriz ama bu uyanıkların oyununa gelip de bir sefer daha seçim kaybedip bunları başımıza bela etmeyiz."

"KENDİNİ GÜÇSÜZ HİSSEDENLER TRUMP'IN MASASINA OTURDU"

"Biraz önce söyledim, Saadet Partisi'nin iftarında oturduk, özellikle iç siyasetten uzak durduk ve bir konuda ortaklaştık: 71 binden fazla insan öldürüldüğü Gazze. Bunların çoğu kadın ve çocuktu. Malum Trump, 'Barış Kurulu' diye bir kurul kurdu. Adı barış; düşünün ki Barış Kurulu'nda Filistinliler yok. 62 ülke davet etti, aklı başında hemen hemen hiçbir ülke gitmedi. 41 ülke reddetti. Örneğin İspanya Başbakanı Pedro Sanchez; 'Gazze Gazzelilerindir, oranın kararını Filistinliler verir' dedi. Aynı fikirde olduğumuzu ifade ettik, 'Gitmeyin' dedik.

Adı Barış Kurulu, orada Filistin yok dedik, 'İsrail de yok' dediler. Sonra tam Trump'lık bir iş; önce İsrail'i çağırdığını söylemedi. Tam Barış Kurulu'na millet gideceğini söyledi. Kendini Trump'ın karşısında güçsüz hisseden kim varsa oraya gitti. Kendini Trump'a muhtaç hissedenler gitti."

"NETAHYAHU'NUN BAKANIYLA AİLE FOTOĞRAFI ÇEKTİRDİLER"

"Toplantıya 3 gün kala Trump çağırdı Netanyahu'yu. Elinde 71 bin kişinin, 40 bin çocuk ve kadının kanı olan Netanyahu. Trump'ın deyişiyle 'savaş kahramanı'. Ya savaş kahramanı nedir? Bir savaşta başarılı olan birisidir. Filistin'de 71 bin kişi ölmüş, 40 bin çocuk, kadın ölmüş; ona 'kahraman' diyor. Onun o kanlı ellerini tuttu, 'Gazze Barış Kurulu'na oturttu.

Vardar: Hukuksuzluğa “Dur” demek, sağlığa engel değildir
Vardar: Hukuksuzluğa “Dur” demek, sağlığa engel değildir
İçeriği Görüntüle

Bakın, aile fotoğrafı çektirmişler. Hakan Fidan, Erdoğan adına katıldı; Gideon Sa'ar, Netanyahu adına katıldı. Aile fotoğrafında birlikteler ve Filistin'in olmadığı bir Barış Kurulu'na Hakan Fidan'la Netanyahu'nun -eli kanlı Netanyahu'nun, savaş suçlusu Netanyahu'nun- Dışişleri Bakanı birlikte katıldılar.

Buradan geçmişte 'Filistin davası bizim davamızdır' diyen, Erdoğan'a oy verenlere sesleniyorum: Köşelerinde 'Efendim, Erdoğan'ın güçlü yanı Filistin' diyenler; al sana Filistin, Erdoğan'ın güçlü yanı! Bu masaya oturanları bu mübarek günde milletimizin vicdanına şikayet ediyorum."

"İBB'NİN KASASINDAN BİR KURUŞ ÇIKMADIĞI ORTADA"

"İstanbul Büyükşehir Belediyesi 560 milyar lira yolsuzlukla karşı karşıya dediler. İddianame ortada, 560 kuruşluk iddiayı ispat edecek kanıt yok. Erdoğan'a şunu söylemek lazım; diyordu ya 'Adamlar parayla yakalanmış, dört bakan, çocukları... sıfırlayalım mı sıfırlayalım olmuş'. Şu anda bir tanesi büyükelçi olanın elbise torbasından, öbürlerinin ayakkabı kutularından milyon dolarlar çıkmış. Önce 'FETÖ koydu' demişler, sonra faiziyle geri istemişler.

Seçim olmuş, yerel seçimi kazanmış, e ne oldu bunlar? 'Milletimiz bizi sandıkta affetti, akladı' demişler. Burada 'hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim' demiş, onun kafasını kesmişler sırf burada yüce divan yolunu açacak diye. Ve o günden sonra Erdoğan'ın temel savunması: 'Devlet kasasından çıkmıyorsa çalınan bir şey yoktur.' Yargılama başlamadan önce İBB'nin kasasından bir kuruş çıkmadığı ortada."

"DEVLETİN MÜFETTİŞLERİ İMZA ATMIŞ"

"Efendim suç? Suç şu: Kreş yapılacak, AK Parti döneminde adam gelmiş bir şey istiyor, gel bakalım bir yüzde 20, 10... 10 onun payı, 10 şunun payı... CHP'den Allah'ın kulu cebine bir kuruş koymamış, yapacaksan kreş yap demiş. 'Kreş yapma suçu' var, 'kreş yapma'. Okul yap demiş, caminin içini donat demiş, biz buraya yurt yaptık, televizyonlarını da sen al demiş. Bir kuruş, bizden birinin cebine bir kuruş girmemiş ama fakir öğrencilerin kreşi donatılmış.

Oradan iş adamı diyor ki 'Beni zorladılar kreşi ondan yaptım'. E seni zorladılar milletin cebini doldurdun. Burada kreşi zorla mı yaptı, gönlünden mi yaptı? Anasının ismini vermişsin oraya. Hiç bunları bilmem ne, gırtlağına çöktüler, 'malına çökeriz at imzayı' dediler. İrtikap suçu icat edecek de oradan bizi yargılayacak. Bak, kimse zorlamadan devletin müfettişleri imza atmış: 'Kamunun bir kuruş zararı yok' diyor."

"DİPLOMA DAVASINDA REDDİ HAKİM TALEBİNDE BULUNDULAR"

"Erdoğan, 'diplomasız Erdoğan' sloganına dava açtı. Bizim avukatlara sordum, ne olur? 'Valla bundan hakaret olmaz ama kanıt sunarlarsa, sen diploma yok dedin diplomamız var derlerse, bu düzende hani bir ceza olabilir de...' Bakın, Türk milleti adına talep eden Recep Tayyip Erdoğan, karşı taraf Özgür Özel. Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin bu sayılı esas dosyasında davacı Recep Tayyip Erdoğan vekilinin 'reddi hakim' talebinde bulunmuştur diyor davacı.

Sebebi? Cumhurbaşkanı'nın avukatları... 'Efendim bunların diyor müvekkili Özgür Özel, müvekkilimiz Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomasının olmadığını söylüyorlar'. Benimki de diyor ki: 'Var mı? Varsa dosyaya sunun.' Hakim diyor ki: 'Ne diyorsunuz?' diyor. Bunlar diyor ki: 'Diplomamız vardır çünkü Cumhurbaşkanlığı için diploma lazımdır.' Hakim de diyor ki: 'Sayın Erdoğan'ın diplomasının dosyaya sunulmasına...' Bunlar diyor ki: 'Hayır, sunmak zorunda değiliz.' Ya diyor ki; bu diyor ki diploman yok, sen diyorsun ki var, hadi göster!

"DİPLOMAN VARSA MAHKEMEYE SUNACAKSIN"

"Bakın; 'hakimin konuya ilişkin şahsi bir şüphe ve merakının olduğu, dolayısıyla tarafsız olmadığını ortaya koymakla hakimin konuya ilişkin şahsi bir şüphe ve merakının olduğu ve dolayısıyla tarafsız olmadığını' belirterek hakimin reddini istiyorlar. Bizden diploma istiyorsa özel bir merakı vardır, tarafsız olamaz, bizden diplomayı talep etmeyecek bir hakim gelsin diyorlar.

Karar, 'Davacı vekilinin reddi hakim talebi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, talebin mahiyeti gereği harç alınmasına yer olmadığına, iş bu kararın bir örneğin eklenerek dava dosyasının mahkemesine iadesine...' Tayyip Erdoğan'a söylüyorum: Ben sana 'diplomasız Erdoğan' demişim, sen bana mahkeme açmışsın. Sayın Erdoğan, varsa diploman o mahkemeye sunacaksın!"

"BU GELİŞİ DURDURAMAZSIN ERDOĞAN"

"Partinin davasında bir şey mi olacak? Yok butlan mı olacak, şutlan mı olacak? Bak bir şey söyleyeyim; ilk gün dediğimi diyorum: Sonuç alınabilecek hiçbir şey olmadığından süreç boyunca o konuşacak, bu konuşacak. Aklı başında hiçbir CHP’li bu meczuplarla ilgilenmesin, iktidar yürüyüşümüzle ilgilenin. Hiç kimse bizi tutamaz. CHP ve Türkiye ittifakı iktidara yürümektedir. Bütün mesele bundan ibarettir.

Son sözüm şudur; dedin ya Sayın Erdoğan, 'Bu gidişin önünde duramazsın Özgür.' Senin gidişinin önünde ben değil, dünyanın en büyük barajları duramaz. Sen gidiyorsun Erdoğan! Ama sen de bu gelişin önünde duramazsın! Atatürk’ün partisi, halkın partisi, milletin umudu olmuş Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durduramazsın Erdoğan. Ne sen, ne iftiracıların, ne de yargı kolların başkanın... Yolumuz açık olsun arkadaşlar, iktidara gidiyoruz!"

CHP lideri Özgür Özel, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığını açıklamasıyla ilgili soru üzerine "Süre bu akşam doluyor" yanıtını verdi.