Erzincan'ın İliç ilçesinde maden ocağındaki heyelanda toprak altında kalan işçilere ulaşmak için başlatılan çalışmalar devam ediyor.

Çalışmalarda AFAD, TSK Arama Kurtarma, JAK, PAK, UMKE, madenciler ve sivil toplum kuruluşlarından, 339'u arama kurtarma personeli 1708 kişi görev yapıyor.

Ayrıca 626 araç, 97 aydınlatma kulesi, 32 iş makinesi, 6 dron, 44 jeneratör, 3 KBRN aracı, metale duyarlı 5 radar cihazı ile arama kurtarma faaliyetleri 24 saat esasına göre yürütülüyor.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünden gelen uzman ekipler, yerin yaklaşık 30 metre altını görüntüleyebilen metale duyarlı dronlar yardımıyla, işçilerin içerisinde bulunduğu düşünülen konteyner ve araçların yerini belirlemeye çalışıyor.

İşçilerin olduğu alanın nokta tespitinin ardından ekiplerin arama kurtarma çalışmalarını o bölgede yoğunlaştırması planlanıyor.

Toprakta ve havada ölçümler yapılıyor

Zaman zaman sağanağın etkili olduğu bölgede çalışmalara KBRN ekipleri de toprakta ve havada ölçüm yaparak destek veriyor. Toprak kaymasına yönelik ölçümlerin yanı sıra havadan da jeofizik ölçümler gerçekleştiriliyor.

AFAD ekiplerinin belirlenen bazı alanlarda çubuklarla arama yaptığı bölgede yüzeysel sondalama çalışması da yapılıyor.

Gözaltı sayısı 8 oldu

Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında, olaya ilişkin 1 şüpheli daha yakalandı.

Altın madeni ocağını işleten şirkette yönetici ile idareci pozisyonunda çalışan ve gözaltına alınan şüpheli sayısı 8'e yükseldi. Yakalanan şüphelilerden birinin yabancı uyruklu olduğu öğrenildi. Soruşturma kapsamında dün 7 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Medyascope‘un haberine göre adının verilmesini istemeyen çalışan “Burada yetişmiş kalifiyeli, her şeyi bilen insanların hepsi gitti. O yüzden bu iş işini bilmeyen pasif insanlara kaldı. Firmanın üç yıldır işi önemsemediğini, iş güvenliğinden taviz verdiğini görüyorduk. Eskiden her şey daha sıkı tutulurdu, kesinlikle ihmal var” dedi.

Madenin kapasitesinin üzerinde çalıştığını dile getiren işçi olay günü yaşananları anlattı. Siyanürlü toprağın aktığı bölgedeki teknik aletlerden sinyal alınmasının ardından rapor hazırlandığını aktaran işçi, tüm alanın boşaltılmadığını söyledi.

Ekip lideri şu bilgileri verdi:

“Mısır Piramitleri gibi görünen şey yukarı çıktıkça daralır, bunlara ‘şev’ denir. Onların her birinin yüksekliği sekiz metre. İki ay önce verilen eğitimde 32’nci basamakta olduğumuz söylendi. Yıl sonunda bize, kapasitesinin sonuna kadar gelindiği bilgisi verildi. Şevleri sürekli kontrol eden lazer ölçüm cihazları var, sabit. Ufak harekette bile alarm veriyor. Dün sabah (13 Şubat) toprağın hareket ettiği sinyalini görmüşler, rapor yazmışlar, sadece kayan yeri kısmen boşaltmışlar, herkesi çekmediler. Bölgedeki herkes bütün işlerine devam etti. Ama bu kütle hareket ederse, koca baraj var, fabrika var, hepsi altında kalır. Bu boyutunu hiç düşünmemişler. Dün vardiyada toplanmışlardı. ‘Neden burada duruyorsunuz., kalanlar bizim üzerimize gelse ne yapacağız?’ dedim. Burada kesinlikle bir ihmal var, bunun olacağı konuşuluyordu. Şu anda minimum zararla atlatıyoruz.”

“Üç yıldır taviz veriliyor”

Bolu Belediye Başkanı Özcan: Astronomik zam yapacağız Bolu Belediye Başkanı Özcan: Astronomik zam yapacağız

Yakınlarında köy ve baraj olduğunu anlatan işçi, büyük bir faciadan dönüldüğünü dile getirdi. Aksi halde yaklaşık bin 500, iki bin kişinin hayatını kaybedebileceğini vurgulayan ekip lideri, madenin SSR Mining şirketine satıldıktan sonra çok şey değiştiğini, Çöpler Altın Madeni’ni işleten Anagold döneminde iş güvenliğinden taviz verildiğini söyledi.

Ekip lideri, işçilerin maaşlarının eskiye göre kısıtlandığını da ekledi:

“Şirket şu an sadece kâr etmeye, para kazanmaya odaklanmış. Eskiden böyle değildi ama her şey, işler daha sıkı tutulurdu. Burada yetişmiş kalifiyeli her şeyi bilen insanların hepsi gitti. O yüzden bu iş, işini bilmeyen pasif insanlara kaldı. Firmanın üç yıldır işi önemsemediğini, iş güvenliğinden taviz verdiğini görüyor, işçiler arasında konuşuyorduk.”

“Toprağın nereye taşınacağının yanıtı yok”

Siyanür dahil çeşitli kimyasalların olduğu toprağın nereye taşınacağını bilmediklerini belirten ekip lideri, şirket yetkililerinin sorularına yanıt vermediğini söyledi. Göçük altında kalanlara ulaşmanın da zor olacağını savunan ekip lideri “Bu insanların yüzeyde olmaları dışında oradan çıkması imkansız. Belki bir ay, belki beş sene, belki de kemikleri çıkartılır. Çünkü 14 senelik bir toprak yığını 30 saniyede kaydı gitti. Bir toplantı yapıldı, bir arkadaşımız ‘Bu toprak ne olacak? Nasıl kaldırılacak?’ diye sormuş ve yetkililer kafalarını eğip hiçbir yanıt verememişler. Siyanürlü toprağın bir an önce oradan kaldırılması lazım. Ama nereye konulacağı belli değil, yer yok” dedi.

“Liç alanın yanında patlama oldu”

Madenin liç alanının hemen yanında patlatma olduğunu dile getiren çalışan, bölgenin aşağı kısmında baraj, yukarı kısmında dağ olduğunu anlatarak, “Her gün 12:30’da patlatma olur. Bu işlemin toprağı hareketlendirdiği düşünülüyor. Bir silsile şeklinde ilerliyor. Sen gereğinden fazla oraya toprağı yığıp, gereğinden fazla solüsyon verirsen bir de yanında patlatma yaparsan böyle olur. Burada yetkililerin kesinlikle ihmali var” diye konuştu.

Dün (13 Şubat) alana gittiğini söyleyen ekip lideri, siyanürlü suyun toprağa sızdığını ve yeraltı sularına karıştığını belirterek sözlerini şöyle tamamlandı:

“Siyanürlü su verildiğinde cevher işlemine çimento da katılıyor. Toprağın iriliği una benzer, un gibi küçültüyorlar. 32’nci katta suyu mu fazla verdiler, çimentoyu mu kıstılar, maliyetimi düşürdüler? Resmî açıklama yapılıyor ‘yok’ deniliyor ama siyanürlü su yeraltı sularına sızıyor. Dün gece oradaydım. Şırıl şırıl su sesi gibi siyanür akıyordu, ses geliyordu. Toprak onu emiyor ve yeraltı sularına gidiyor.”