Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu'dan enflasyon mesajı Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu'dan enflasyon mesajı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, TRT Haber’in canlı yayınına konuk olarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

TCMB Başkanı Kavcıoğlu, "Dünyada 2022'nin başından bu yana rezervi artan tek merkez bankası TCMB'dir." diyerek, "Bugün TCMB artık her gün rezerve katkı yapan, çeşitli kaynaklardan rezerv sağlayan bir merkez bankası haline geldi." şeklinde konuştu.

Şu ana kadar 500'ün üzerinde firmanın yatırım kredisi kullandığını belirten Kavcıoğlu, "Bu kredilerle şu an 62 ilde yatırım yapıldı. 81 ile yaydığımızda amacımıza ulaşacağız." ifadesini kullandı.

Kavcıoğlu, "Türkiye'ye kaynağı belirsiz döviz girişi olmaz. Turizmin yoğun yaşandığı bir ülkeyiz. Net hata-noksanın birçok nedeni var ama bu söylendiği şekli ile alakası yok." dedi.

Enflasyondaki düşüşün nasıl sağlanacağına yönelik soru üzerine Kavcıoğlu, enflasyonun Türkiye’nin de dünyanın da en önemli sorunlarının başında geldiğini belirtti.

Kavcıoğlu, bugüne bakıldığında enflasyonu yükselten tüm sebeplerin geride kaldığını düşündüğünü ifade ederek şunları kaydetti:

“Zor bir dönemdi, zor bir dönemi geride bıraktık. Bu süreç içerisinde enflasyon gerilemeye başladı, bu gerileme sadece uzun süredir kullandığımız baz etkisinden değil, aldığımız tedbirler, uyguladığımız politikaların etkisiyle de baz etkisi dışında da enflasyondaki gerilemeyi hep beraber göreceğiz. Bizim bu süreç içerisinde uyguladığımız politikalarda Merkez Bankasının, uluslararası kuruluşların da bu süreçte özellikle üzerinde durduğu bizim Bütünleşik Politika Çerçevemiz bu noktaya ve bu noktadan sonra da dediğimiz oranlara ve sürdürülebilir kalıcı fiyat istikrarını sağlayacağımız noktaya götüren bir politika çerçevesi oluşturduk. Liralaşma stratejisi dediğimiz bu Bütünleşik Politika Çerçevemiz içerisinde uyguladığımız faiz, makro ihtiyati tedbirler, kur politikası, likidite ve rezerv politikası özellikle son dönemde… Bunların hepsi bu Bütünleşik Politika Çerçevesi içerisinde uyguladığımız politikalar ve enflasyonun da bundan sonraki dönemde gerilemesinde önemli bir ivme sağlayacak.”

Liralaşma stratejisini çok önemli bir merkeze oturttuklarını vurgulayan Şahap Kavcıoğlu, “Çünkü Türkiye geçmiş dönemde ne zaman ülkenin ilerlemeye dair bir gündemi olduğunda, döviz kuru spekülasyonlarıyla oluşan bu çarpık yapıyı liralaşma stratejisiyle sona erdiriyoruz. Güçlü bir yapı kuruyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de döviz kuruna bağlı olarak oluşacak spekülatif yapıları inşallah sona erdiriyoruz.” diye konuştu.

Kavcıoğlu, bir sonraki dönemde, bundan sonra uyguladıkları bu politikalarla, faizle, makro ihtiyati tedbirlerle, arz talep dengesi ve finansal maliyetlere de sağlayacakları önemli indirimler ya da düşüşlerle kalıcı kalkınmayı, büyümeyi ötelemeden sürdürülebilir ve kalıcı fiyat istikrarını sağlamış olacaklarını söyledi.

Enflasyon rakamlarının açıklanmasından bu yana “baz etkisiyle gerileme oldu” yorumlarına ilişkin soru üzerine Kavcıoğlu, “Baz etkisinin çok büyük etkisi var tabii. Biliyorsunuz geçen seneki spekülatif kur ataklarından sonra özellikle kur ataklarından sonra fiyatlarda bir maliyet oluştu. Kasım ayında nispeten ama aralık ayında 13,5’lere varan, ocak ayında 11,8’e varan ve devamında yine mayıs ayına kadar kurun ve şubattan sonra da savaşın etkisiyle oluşan bir yüksek enflasyon. Bu sene tabii tarihsel ortalamaya baktığımız zaman fiyat hareketlerinin çok hareketli olduğu dönemler de dahil tarihsel ortalamadaki enflasyon oranlarımız bu oranların çok çok altında.” yanıtını verdi.

Kavcıoğlu, tarihsel ortalamanın ay ay değiştiğini, aralık ayında 0,80-1,20 tarihsel ortalamanın bulunduğunu anlatarak enflasyon bunun biraz üzerinde de gelse 2023 sonu ve 2024'teki hedeflere ulaşabilecek noktada olunduğunu, bunun baz etkisinin de katkısıyla gerçekleşeceğini dile getirdi.

“Beklediğimiz tarihsel ortalama veya tarihsel ortalamanın biraz üzerinde aralık ayını daha olumlu, daha iyi bekliyoruz. Yıl sonunu çok daha iyi bir noktada kapatacağız ve ocak sonrası şubatta hem baz etkisi hem de vurguladığımız, biraz önce bahsettiğim yani enflasyonu yükselten tüm etkenlerin geride kaldığını söylerken bunun özellikle Türkiye'de tarihsel olarak enflasyonun artmasında içeride, dış etkenleri bıraktığımız zaman özellikle kur artışları çok öne çıkıyor. İkincisi fiyat artışları tabii buna bağlı olarak. Çünkü kurdaki bir yüzde 10 artış, fiyatlarda yüzde 2 bir artış gibi böyle korelasyonlar var.

Dolayısıyla kur artışı piyasada da böyle algılandığı için ondan sonra fiyat davranış bozuklukları dediğimiz önden yüklemeli fiyatlar gibi enflasyonun kontrolün dışına çıkması söz konusu ki geçtiğimiz yılda yaşadığımız ama öncesinde de küreselde enflasyonun da bir sorun haline geldiğini göz ardı edemeyiz. Yani bizim ben göreve başladıktan sonra temmuz, ağustos aylarında, mesela Temmuz Enflasyon Raporu’nda da ifade etmiştim. 10 yıllık fiyat artışlarının çok çok üzerinde aylık fiyat artışları başlamıştı. O zaman ne kur atağı vardı ne bir şey, o küreselden. Salgın, birikmiş taleplerin oluşmaya başlaması, arz şokları, tedarik zincirlerindeki sıkıntılar, yani uluslararası sorunlar da fiyatlar üzerinde etkili olmaya başlayınca dünya ile beraber bizde de ister istemez bozulma oldu.”

TCMB Başkanı Kavcıoğlu, Bütünleşik Politika Çerçevesi’nin dünyada da konuşulduğuna dikkati çekerek “Yani şu an faiz artırımı, faiz indirimi noktasında da bizim özellikle bu süreci makro ihtiyati tedbirlerle bir noktaya getirmiş olmamız, faiz indirimleri ile beraber kurun stabil bir şekilde bir dengede ki bu yaklaşık 1-2 aylık bir süreç değil, haziran-temmuzdan beri böyle çok stabil bir şekilde, hem kur hem faiz oranlarında hem de fiyatlarda bir dengeye oturdu. Bunun altyapısını da oluşturduğumuz için bunun bu şekilde gideceğini çok rahatlıkla söyleyebilirim.” değerlendirmesini yaptı.

Kur beklentisinde değişiklik olup olmadığına yönelik soru üzerine Kavcıoğlu, “Bizim kurda yıl sonu hedefimiz yok. Anketleri kastediyorsunuz. Merkez Bankası olarak bizim bir kur hedefimiz yok.” yanıtını verdi.

Kavcıoğlu, aldıkları tedbirlerin sonuçlarını görmeye başladıklarını anlatarak “Temmuzdan sonra özellikle finansman maliyetlerinde çok önemli bir düşüş var. Bizim faiz indirimlerinin etkisini görmeye başladık.” ifadelerini kullandı.

Üretim yapan firmaların finansman maliyetlerinde 15 puana yakın bir indirimin söz konusu olduğunu vurgulayan Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“Bunu yansıtan var, yansıtmayan var ama artık bunu ciddi şekilde bekliyoruz. Çünkü önemli bir finansman maliyeti düşüşü var. 15 puan, 20 puan, KOBİ’lerde bu 20-25 puana kadar çıkıyor ve kredi tutarında da ciddi bir artış var. Dolayısıyla baz etkisi dışında beklentimizin biri bu. İkincisi liralaşma stratejimiz ile beraber oluşturduğumuz biraz önce saydığım arz-talep dengesi fiyat istikrarını kalıcı ve sürekli sağlayacak makro ihtiyati tedbirlerimiz, likidite ve rezerv yönetimimiz bunların hepsinin, bu süreci kalıcı olarak devam etmesini sağlayacak.”

Kavcıoğlu, kasım ayı enflasyonunun yüzde 2,88’inin yaklaşık yüzde 1,5’inin gıdadan geldiğine işaret ederek “Piyasada tartışmaları da biliyorsunuz. Burada baktığımız zaman uyguladığımız politikaların sonucunu görmeye başlıyoruz. Enerji dünyada hala sıkıntılı ve nereye gideceğini kestiremiyoruz ama Türkiye’de hem sübvansiyonlar hem de Cumhurbaşkanımızın uyguladığı politikalar… Gıdada da bunun yansımasını bekliyoruz. Enerji bizim kontrolümüzde olmamasına rağmen Türkiye bu ay itibarıyla hem fiyatlarda aşağı gelme noktasında hem de kullanım anlamında hiçbir zaman arz sıkıntısı yaşamadı. Ödeme noktasında da hiçbir sıkıntı yaşamadık. Bu da rezervlerimizin gücünü gösteriyor.” dedi.

Gıda gibi bazı kalemlerde gündemde tartışılan konuların olduğunu belirten Kavcıoğlu, “Merkez Bankası Para Politikası ve bazı diğer bu konuştuğumuz ihtiyati tedbirler, arz-talep dengesi, faiz, çünkü orada da aynı faiz maliyeti 15-20 puan kadar geri geldi, 6-7 aydır. Dolayısıyla orada da aynı düşüşü bekliyoruz. Onun da bu aydan sonra yansıyacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

“Gıdada da bir düşüş trendi mi öngörüyorsunuz?” şeklindeki soru üzerine Kavcıoğlu, “Tabii. Bu maliyetlerin hepsi orada da yansıyacak. Bizim faiz indirimi politikamızı dünyadan eleştiriyorlar ama şu an ne kadar haklı bir noktaya geldiğimiz görülüyor inşallah ve gittikçe de görülecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Hem ABD Merkez Bankası (Fed) hem de Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz artırırken, TCMB'nin faiz oranlarında indirime gittiği konusundaki yorum ve kimin doğru yaptığı sorusu üzerine Kavcıoğlu, dünyada artık uygulandığı yıllardan beri sonuç alınamamış bir politikayı konuştuklarını söyledi.

Türkiye'nin de bu politikayı uyguladığını, yüksek faizlerle enflasyonun düşürüldüğü geçmiş dönemlerde çok ciddi cari açık verildiğini dile getiren Kavcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"70 milyar dolara kadar cari açık verdiğimiz dönemler ve bunların maliyeti bir sonraki yıllarda Türkiye'yi tekrar aynı sarmala sokuyor. Bu diğer gelişmekte olan ülkelerde de aynı. Dolayısıyla biz bu delikten geçtik bir kere. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç almanız mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye'nin pandemi sonrasında özellikle üretim potansiyelini sürdürebilmesi için yapması gereken üretim girdileri içerisindeki finansman maliyetlerini düşürmek. Finansman maliyetlerini düşürdüğünüzde bakın bizim Türkiye Ekonomi Modeli. İşte burada ayrıştığımız nokta Türkiye Ekonomi Modeli. Türkiye Ekonomi Modeli nedir? Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat..."

Kavcıoğlu, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere yönelik doğrudan yatırımlarda yaşanan azalışa değinerek, bunları bildikleri için kendi tedbirlerini aldıklarını, bunun sıkıntısını 2018'de de yaşadıklarını anlattı.

Sıcak paranın ya da sadece portföylerle gelen paranın, cari fazla vermeyen ve üretimini artırmayan gelişmekte olan ülkeler için bir anlam ifade etmediğini dile getiren Kavcıoğlu, eskimiş poliitkalara mahkum olunduğunu söyledi.

Türkiye'nin 2018'den sonra ciddi bir değişim yaşadığını, küresel salgın ile çok önemli yapısal değişimler yaptığını belirten Kavcıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"2020'nin sonunda tekrar faiz artırım döngüsüne girdiğimizde çok ilginç bir örnektir, 15 milyar dolar civarında para geldi. Gelen parayı da kontrol etme şansınız çok yok. Bana geldiğinde devlete gitmiş mi, TCMB'ye girmiş mi? Hayır. Bankalar alıyor, bireyler alıyor, dolayısıyla sizin kontrolünüz dışında bir para. Onun için sıcak paranın geliş şeklini siz belirleyecek güçteyseniz bu önemli. Biz bütün paralara açığız. Yani portföye, bütün yabancı sermayeye açığız ancak artık kurallarını biz koyuyoruz."

Kavcıoğlu, "Finansmana kolay erişim ve ucuz finansman konularının hangisinde sıkıntı yaşıyorsunuz?" şeklindeki soruya karşılık, hiçbirisinde sıkıntı yaşamadıklarını vurguladı.

Türkiye Ekonomi Modelinin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat için ortaya konulduğunu anlatan Kavcıoğlu, "Hatırlarsanız ben temmuz enflasyon raporunda, 2021'de henüz faiz indirimlerine başlamamışken, 'yeni ekonomik modelimizde artık faiz artırarak değil kalıcı ve sürdürülebilir fiyat istikrarını sağlayabilmemiz için cari fazla verecek bir ekonomiyi sağlamamız gerekiyor' demiştim. O günlerde de cari fazla vererek geldik." diye konuştu.

Kavcıoğlu, Türkiye'nin kafasını biraz kaldırıp da önünü görmeye başladığında döviz kuru hareketlerinin ve yapısal çarpıklığın Türkiye'ye hep engel olduğunu kaydederek, "Aslında 2018'de başlayan, bizim de bunun üzerine koyarak devam ettirdiğimiz bu Türkiye Ekonomi Modeli, kendi sermayesini ve kendi kaynağını da yaratan sisteme döndü." açıklamasında bulundu.

TCMB Başkanı Kavcıoğlu, 2016'dan 2022'nin başına kadar 1,2 trilyon lira kredi kullandırıldığını belirterek, "2022'nin 10. ayının sonu itibarıyla 1,5 trilyon lira kredi kullandırmışız. Yani 2016'dan 2022'ye kadar kullandırdığımız krediden daha fazla krediyi kullandırmışız. Bu çok önemli." ifadesini kullandı.

Kredi maliyetlerinde yaşanan düşüşlere işaret eden Kavcıoğlu, şu bilgileri verdi:

"Tüm faiz oranları; devletin borçlanma faizi, Hazinenin borçlanma faizi, piyasa faizi ve politika faizi artık birbirine yakınsamış durumda. Türkiye'de faiz indirimine gittikten sonra bizim yeni liralaşma strateji içerisinde politika setimizi biraz önce söyledim. Bütünleşik politika çerçevesi içerisinde bunu zaten biz deklare ettik. Bu yılki Para Politikası Kurulu metninde bunların hepsinin detaylı yol haritasını açıklayacağız. Yani, 'faiz inmedi, bunu böyle yapalım, faiz insin' şeklinde değil. Bu zaten baştan beri dünyanın bütün ülkelerinin uyguladığı bir şey. Japonya'ya, İngiltere'ye, Amerika'ya, Almanya'ya bakın. Dünyanın hangi ülkesine bakarsanız onların da bu makroihtiyati tedbirlerle bu politikaları uyguladığını görürsünüz. Bizim eksikliğimiz buydu."

Kavcıoğlu, makroihtiyari tedbirleri vatandaşın ve piyasanın lehine aldıklarını, bu kararları almamaları halinde sürecin kendilerini başka yerlere götürebileceğini belirtti.

Şahap Kavcıoğlu, kredilerin nereye gittiğine dair bir soru üzerine, faizleri indirerek, üretimi artıracak ve cari fazlayı sağlayacak politikaları uygulayacaklarını, bu konuda tavizlerinin olmadığını söyledi.

Kredilerin doğru yere gitmesi için zaman zaman sözlü yönlendirmeler, bazen de makroihtiyati tedbirler aldıklarını anlatan Kavcıoğlu, bankalarla bu alanda sık sık görüşmeler yaptıklarını bildirdi.

Kavcıoğlu, kredilerin çok da doğru yerlere gitmediğini tespit ettiklerini kaydederek, "Ondan sonra haziran ve temmuz ayında makroihtiyati tedbirleri uygulamaya başladık. Buradaki amaç kredileri kısmak değil, kredilerin selektif olarak hedefli kredi noktasında uygulanması. İstediğimiz yere, hedefli bir şekilde... Çünkü ben faizi düşürmüşüm. Düşük faizle alınan ve dövize, stoka giden bir paranın ülke ekonomisine o kadar da bir katkısı olmadığını zaten yaşadık. Dövize gittiğinde daha da sıkıntı yaşadık." diye konuştu.

Ucuz bulunan paranın daha fazla stoka gitmesinin zaman zaman sıkıntı yaşatabileceğinden bahseden Kavcıoğlu, şu anda yurt dışında ham madde ve ara malı fiyatları ile navlun ücretlerinde düşüş yaşandığını bildirdi.

Kavcıoğlu, düşüşlerin bu nedenle gecikmeli olarak fiyatlara yansıdığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Normalde bunların hemen fiyatlara yansıması lazım ama siz yüksek maliyetlerle stok yaptığınızda, üretim yerine dövizde kalayım, döviz artacak şeklinde eski alışkanlıklarla hareket ettiğinizde fiyata yansıması gecikti. Şimdi biz ne yaptık? Makroihtiyati tedbirlerle, finansmana ihtiyacı olmayan firmaların düşük faizli kredilerden yararlanma şansını zayıflattık. Bankalara belirli limitler koyduk. 'Kendi müşterini kendin seç, ona göre bu kredileri ver'... Diğer taraftan KOBİ'lere hiçbir kısıtlama yok. Hiçbir ihtiyati tedbir yok. Bütün bankalar için geçerli. Yatırım kredilerinde hiçbir kısıtlama yok. Yatırım yapacak kim olursa olsun. Zaten Merkez Bankasının Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı düşük faizli, şu an 7'ye kadar faiz geliyor, 2 yıl ödemesiz 10 yıl. İthal ikamesi, ihracat ve teknolojik yatırımlara ağırlık veriyoruz. İhracatçılara da hiçbir kısıtlama yok makroihtiyati tedbirlerde."

TCMB Başkanı Kavcıoğlu, şu anda büyük firmaların çoğunun tahvil ihraç ederek finansman sağlamaya başladığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Doğru şekil bu. Dünyada da bütün firmalar, özellikle büyük firmalar sermaye piyasasını kullanarak kendilerine daha uzun vadeli ve daha ucuz finansman sağlarlar. Yurt içinden, yurt dışından... Şu an Türkiye'de liste bayağı uzun. Geçen yine yatırım yapan bir firmamız 200 milyon avro yurt dışından tahvil ihraç ederek para getirdi. Dolayısıyla amaçladığımız şeyleri takip ediyoruz, uyguluyoruz. Uygulanmasını da takip ederek yönlendiriyoruz. Doğrusu bu. Süreç içerisinde bunun süresi de vadesi de artacak. Maliyetler daha da aşağıya gelecek. Faiz indirimlerimiz ve makroihtiyati tedbirlerle beraber şu anda politika faizi çok iyi bir noktada olduğu için bu firmaların bazen bizim bir tık üzerimizde sermaye piyasası yoluyla borçlanması söz konusu."

Kavcıoğlu, kamu bankaları ile özel bankaların faiz oranları arasındaki makasın daralıp daralmadığına ilişkin bir soruya karşılık, makroihtiyati tedbirler almaya başladıktan sonra yatırım ve ihracat kredilerinin toplam krediler içerisindeki payının yüzde 28'den fazla arttığını söyledi.

KOBİ'lerin kullandığı kredilerin 7 kat arttığını anlatan Kavcıoğlu, "Geçen yılın tamamında KOBİ'lere kullandıran kredinin 1,5 katı sadece eylül ayında kullandırıldı. Dolayısıyla hem firma sayısında hem de miktar olarak çok önemli bir artış var." diye konuştu.

Kavcıoğlu, yatırıma ve üretime gitmeyen kredilerde bir durgunluk olduğunu ifade ederek, "Ancak selektif kredilerde müthiş bir artış var. İstediğimiz de bu. Üretimi de ihracatı da artıracak, ithal ikamesiyle ithalatımızı azaltıp cari fazla vermemizi sağlayacak kredi yapısı bu. Şu an bunu da zaten gelişmelerden görüyoruz." açıklamasında bulundu.