Elhamdülillah Müslümanız…

Müslüman olmasına Müslümanız da;  Lakin bu din anne babamızdan miras… Alın teri yok. Tercih yok. Kafa yormamış, araştırmamışız. Hazıra konmuşuz yani. Bir nevi doğum hediyesi…

Şimdi tutun ki Avrupa’nın, Amerika’nın veya Uzak Doğu’nun her hangi bir şehrinde Müslüman olmayan bir ailenin çocuğu olarak doğmuşsunuz. Sizi oldukça özgür yetiştirmişler. Zamanı geldiğinde kendi kararınızı kendiniz vermekte hiçbir endişeniz yok… Sosyal, siyasal, meslek ve din konusunda da…

Ve inanma ihtiyacı hissediyorsunuz… Metafizik bir ihtiyaç… İnanacak, bağlanacak bir din arıyorsunuz.

Bir yandan hayat devam ediyor.

Televizyon seyrediyor, internette takılıyor, arkadaşlarınız, komşularınızla dünyaya dair sohbetler ediyorsunuz…

Kendi ülkenizde insanların büyük bir çoğunluğu Hristiyan, Budist veya Şintoist…

Sistem kurulmuş. Devlet halkına, halk devletine güveniyor. Herkes işinde gücünde. Fabrikalar tıkır tıkır işliyor. Maddi anlamda gelecek endişesi yok. Herkes bildiği işi yapıyor. Siyaseti siyasetçi, doktorluğu doktor, ekonomiyi ekonomist… Ve bir iş hakkında sadece işi bilenler konuşuyor…

Ülkeniz pek çok sektörde dünyanın diğer gelişmiş ülkeleri ile yarışıyor…

İş ve trafik kazalarında sonuncu sıralarda...

 Kütüphaneleriniz dolu, hapishaneleriniz boş.

Herkes vergisini veriyor. Vergi kaçıran yok.

Adalet ve sosyal adalet tesis edilmiş. Güvensizlik ve başkasının kazancında kimsenin gözü yok.

Akşam eve geldiğinizde ise günün yorgunlunu atarcasına ayaklarınızı uzatmış, ülkenizde ve dünyada olup bitenleri seyrediyorsunuz…

Ve manşetler;

‘’Suudi Arabistan’da  hac ibadeti sırasında çıkan izdihamda binlerce kişi ezilerek öldü. ‘’

‘’Suudi Arabistan’da Müslümanlar, kutsal mekanları olan Kabe etrafında ibadet yaparlarken üzerlerine vinç devrildi. Olayda yüzlerce Müslüman hayatını kaybetti’’.

‘’Suriye iç savaşından kaçan Müslümanlar Avrupa kapılarında… Türkiye gibi birkaç Müslüman ülke dışında hiçbir Müslüman ülkenin kabul etmediği Suriyeliler, Avrupa için önemli bir sorun oluşturuyor’’…

‘’Suriye, ırak ve Türkiye’de dinsiz oldukları gerekçesiyle çoğu Müslüman binlerce kişiyi katleden IŞİD terör örgütü dün yine bir rehineyi başını keserek öldürdü. Örgüt üyeleri diğer Ortadoğu örgütleri gibi öldürürlerken ‘’Allahuekber’’ kelimesini kullanıyorlar’’…

‘’Dünyanın en eğitimli ülkeleri belirlendi… Kanada, Güney Kore, ABD ve Almanya ilk sıralarda yer alıyor’’…

‘’Türkiye’de eşinden boşanmak isteyen kadın, çocuklarının gözü önünde eşi tarafından defalarca bıçaklanarak öldürüldü’’.

‘’Türkiye’de maden kazası: 301 madenci öldü’’.

‘’Sık sık maden kazalarının yaşandığı Türkiye’de Meclis madenlerde Yaşam Odası bulundurulması zorunluluğunu kabul etmedi’’.

’Irak’ta ve Afganistan’da patlayan bombalarla onlarca kişi öldü’’.

‘’Pakistan’da tren kazası’’…

‘’Mısır’da iç savaş’’…

‘’Mars’ta su bulundu’’…

‘’Mısır’da bir fetva: Ölen eşinizle altı saate kadar birlikte olabilirsiniz’’…

‘’NASA tarafından gönderilen uzay aracı, dokuz yıllık yolculuğunun ardından Pluton’a ait ilk fotoğrafları göndermeye başladı’’.

 

Evet sevgili dostlar!...

En iyi tebliğ yaşayarak yapılandır der büyükler. İyi örnek olunarak yani…

Özellikle de reklam, görüntü ve algının, çok çok etkili olduğu bu çağımızda ‘’yaşayarak örnek olma metodu’’ daha bir önemlidir.

 Şimdi siz olsanız ne yapardınız?

Avrupa’da, Amerika’da ve ya Uzak Doğu’da doğmuş bir gayri Müslim olsaydınız ve bir din arasaydınız…

Dünyada İslam kimlikleri ile öne çıkmış ülkelerin durumlarına bakıp, İslam’ı seçer miydiniz?

Sağlıcakla…